1 2 3 4 5 6 7 8
Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2014 Çarşamba

İnceleme: Gençlerbirliği 2014-15

       2013-14 sezonunu 9.sırada tamamlayan Gençlerbirliği, yeni sezona teknik direktör sirkülasyonuyla başlayan takımlardan. Başkent ekibi, geçen sezon ligin 9.haftasında göreve gelen Mehmet Özdilek ile birlikte iyi bir çıkış yakalamış, takım ligin son haftalarına doğru UEFA Avrupa Ligi potasına da girmeyi başarmıştı. Ligi geçen sezon 9.sırada tamamlayan Başkent ekibinde, Teknik Direktör Mehmet Özdilek ile yönetim arasındaki transfer konusundaki anlaşmazlıklar ayrılığı getirdi. Geçen sezon Manisaspor’da çalışan Kemal Özdeş’i takımın başına getiren kırmızı-siyahlılarda Özdeş dönemi de çok uzun sürmedi. Henüz tesislerde yapılan sezonun ilk antrenmanının ardından ertesi sabah görevine son verilen Kemal Özdeş’in yerine, Gençlerbirliği’nin pilot takımı olan Hacettepe’yi Spor Toto 3.Lig’den, Spor Toto 2.Lig’e çıkartan ve kulübün yapısını çok iyi bilen Mustafa Kaplan, Başkent ekibinin ligin başlamasına saatler kalan nihai teknik patronu oldu.

GİDENLER
       Transfer döneminde de en hareketli kulüplerden biriydi Gençlerbirliği. Ancak bu hareketlilik takıma yeni dahil olan isimlerden değil de, takımdan ayrılmak üzere olan oyunculardan kaynaklandı. Transfer piyasasının gözdelerinden olan ve geçen sezon gösterdiği performansla dikkatleri çeken Jimmy Durmaz’a başta 3 büyükler olmak üzere, Kasımpaşa ve Eskişehirspor’dan teklifler olduğu doğrulandı. İsveç asıllı Türk futbolcu için Başkan İlhan Cavcav kapıyı 5 milyon Euro’dan açmıştı. Daha sonra bu rakam 3.5 milyon Euro derken 2’ye kadar düştü. Yunan ekibi Olympiakos ile anlaşan Gençlerbirliği yönetimi, Durmaz’ı ikna edememiş ve oyuncunun yıllık ücretini beğenmemesi sebebiyle transfer Temmuz ayında gerçekleşememişti. Daha sonra Bolu ve Slovenya’daki kampa katılan Jimmy Durmaz takımıyla birlikte antrenmanlara çıkıp bu sezonda da Başkent ekibinde forma giymek istediğini belirtmişti. Ancak geçtiğimiz hafta Olympiakos’un, Durmaz’ın yıllık ücretinde yaptığı iyileştirme sonucu apar topar tesislere gelen Jimmy Durmaz, takım arkadaşları ve hocasıyla vedalaşarak “Komşu” nun yolunu tuttu.

       Jimmy Durmaz’ın dışında kontratı sona eren Ermin Zec, Oktay Delibalta ve Ante Kulusic gibi geçen sezonki kadronun iskeletini oluşturan isimlerin takımdan ayrılması da Gençlerbirliği için büyük bir kan kaybı. Özellikle Ante Kulusic’in takımdan ayrılmasında, geçen sezonun devre arasında gerçekleştirilen Artem Radzkov transferi de etkili oldu.  Radzkov’un da sakatlığı nedeniyle uzun süre sahalardan uzak kalacak olmasına rağmen sözleşmesini feshetmeyerek hem parasını almaya devam etmesi hem de yabancı kontenjanını işgal etmesi, Kulusic gibi taraftarın sevgisini kazanmış bir ismin takımdan ayrılmasına neden oldu. Serkan Kurtuluş, Kayserispor’a transfer olurken, geçen sezonu Samsunspor’da kiralık geçiren Ekigho ise Azerbaycan’ın Qabala takımının yolunu tuttu. Kırmızı-siyahlılar’da, transfer döneminin başından beri yönetimin elden çıkarmaya çalıştığı Dejan Lekic ve geçen sezon takıma transfer edilen Smiljanic ise halen kadroda yer alıyor. Uzun süredir çalışmalarını Etlik’teki tesislerde tek başına gerçekleştiren Smiljanic ile geçen sezonu İspanya 2.Ligi’nde kiralık olarak geçiren Lekic’i elden çıkaramayan yönetim, yabancı kontenjanını boşaltamadığı için bu oyuncuların yerine transfer yapıp takıma takviye de gerçekleştiremiyor.

GELENLER
       Geçen sezon da takımda yer alan, sezon sonu sözleşmesi sona erdikten bir süre sonra yönetimle anlaşamayarak kendine kulüp aramaya başlayan Jean Jacques Gosso’nun yeniden Başkent ekibiyle sözleşme imzalamasını bir iç transfer sayarsak, dış transferde 6 yeni isim takım dahil oldu. Romanya’nın Vaslui takımından transfer edilen Antal, son iki sezonda 20 gol, 16 asistlik bir performans ortaya koydu.  Bu rakamlarla potansiyeli yüksek ve çok şey beklenen bir oyuncu profili yüklenen Antal için Mustafa Kaplan, “Kanatlar dışında forvet arkası da kullanılabileceğimiz bir oyuncu”  tanımlaması yapıyor.  Manisaspor’daki performansıyla PTT 1.Lig’in önemli stoperleri arasına giren Hikmet Balioğlu, Kartalspor’dan Ersel Aslıyüksek ve Kemal Özdeş’in ayrılmadan önce takıma kazandırdığı Taylan Antalyalı isimleri gelecek için umut veriyor. Almanya’nın Aue takımından transfer edilen 25 yaşındaki gurbetçi oyuncu Guido Koçer ise Başkent ekibinin yeni  “Jimmy Durmaz” adayı. Daha önce Türkiye U21 Milli Takımı’nda da forma giyen Koçer’in Gençlerbirliği forması giymesi için yönetimin özel bir çalışma yürüttüğü biliniyor. TSYD Ankara Kupası’nda da fena bir oyun ortaya koymayan 25 yaşındaki oyuncu bu sezon teknik direktör Mustafa Kaplan’ın asları arasında yer alabilir.

       Gaziantepspor’dan transfer edilen Orhan Gülle ise “müzmin sakat” ünvanı nedeniyle fazla umut vaad etmiyor. 22 yaşındaki oyuncunun Başkent ekibine sakat olarak transfer edildiği öğrenildi. Başkan İlhan Cavcav’ın kasığındaki problem nedeniyle fıtık ameliyatı olan  ve 2 ay sahalardan uzak kalacak olan Gülle’nin transferi konusunda Kemal Özdeş ile ters düşmüş ve bu durumun Özdeş’in gidiş sürecini hızlandıran bir gelişme olduğu ileri sürülmüştü.

KALECİLER
       Geçen sezonki kaleci kadrosunu aynen koruyan Gençlerbirliği’nde kalede iyi bir rekabetin var olduğunu ve bu rekabetin takıma olumlu yansıyacağını söylemek mümkün. Ramazan Köse, Dahlin ve Ferhat Kaplan arasındaki bu savaşta Dahlin ve Ramazan öne çıkıyor ancak yabancı kontenjanındaki kısıtlama nedeniyle Ramazan’ın ilk 11 şansı daha yüksek. Bu 3 ismin dışında Übeyd ve Yusuf gibi iki genç ismin kamp döneminde zaman zaman fırsat bulmasına rağmen önlerinde yer alan isimleri geçmek için daha çok gelişime ihtiyaçları var.

SAVUNMA
       Defans hattında kuşkusuz Kulusic’in kaybı önemli. Genç Ahmet Yılmaz Çalık’ın geçen sezon gösterdiği başarılı performans bu sezon için umut verse de Radzkov’un sakatlığı nedeniyle uzun süre oynayamayacak olması bu bölgede sıkıntıya neden oluyor. Hikmet Balioğlu’nun Spor Toto Süper Lig tecrübesi bulunmaması sebebiyle hazırlık maçlarında Sedat Bayrak ve Tosic’i bu bölgede deneyen Mustafa Kaplan, Dusko Tosic’in stoper oynamak istememesi sebebiyle iyice sıkıntıya düştü. Aslen sol bek olan ve serbest bırakıldığında her hücumda atağa katılan Tosic’i burada kullanmamak Mustafa Kaplan için en doğru tercih gibi duruyor. Uğur Çiftçi’yi kazanmak ve Tosic’i elden çıkararak yabancı kontenjanını boşaltmak da onlar için bir tercih olabilir. Eski oyuncuları Aykut Demir ile de temasa geçen Başkent ekibinde, stopere bir transfer yapılması elzem gibi görünüyor.

ORTA SAHA ve KANATLAR
       Geçen sezon 4-2-3-1’le sahaya dizilen Gençlerbirliği’nde bu sezon Mustafa Kaplan’ın bu anlayışı yıkacağı düşünülmüyor. Defansın önündeki orta saha bloğunda Gosso, Doğa Kaya, Özgür İleri gibi ön libero menşeili oyuncular bulunsa da Nizamettin ve Petrovic gibi isimler de bu bölgede görev alabilir. Ancak bu saydığım isimler oyun rakip yarı alana yıkıldığında dahi yaratıcılık anlamında bazı sıkıntılar yaşayabilir.  Tomic ve Antal’ın forvet arkasında  görev almaları halinde bu sorun ortadan kalkabilir ancak Antal ve Tomic’in gösterecekleri performansın da şu an için kapalı kutu olması taraftarları endişeye sevk ediyor.  Jimmy Durmaz’ın ayrılışının ardından Guido Koçer ve Deniz Naki gibi Mustafa Kaplan’ın büyük umutlar bağladığı bu iki oyuncunun kanatlardaki etkinliği de takımın rakip kaleye gitmesini kolaylaştırabilir. Ancak burada en önemli nokta yine Gosso-Doğa ikilisinin topsuz oyundaki başarılarını toplu oyuna da yansıtmaları. Bu iki isim atakların olgunlaşmaya başladığı 1.bölgede gayet yüksek bir yüzde ile oynarlarken, rakip yarı alanda bu yüzdeleri düşüyor. Bu da Gençlerbirliği’nin hücumlarının tıkanmasına sebebiyet verebilir.

FORVET
       Geçen sezon Bogdan Stancu’nun performansıyla hayat bulan Gençlerbirliği, sezon sonuna doğru da Ermin Zec’in performansıyla lige tutunmuştu. Savunma arkasına atılan toplarla Stancu’yu besleyen Başkent ekibinde, bu sezonda da savunma arkasına atılan bu pasları sık sık görecek gibiyiz. Mustafa Kaplan’ın, Mervan Çelik’i Stancu’nun yanında kullanma planıyla Stancu’ya boş alan yaratma stratejisi ana hücum silahı olabilir. Bu stratejinin altında Mervan’ın stoperler arasına yaptığı koşularla Stancu’ya boş alan bırakmak yatıyor. Yine geçen sezon Jimmy Durmaz ile başarıyla uyguladıkları, açık oyuncuları Stancu’nun yanına yaklaştırarak verkaçlarla ceza sahasına girme veya savunmanın boyunu açarak oyunu kanatlara yayarak, sağ ve sol bekleri ileri çıkarmaya ve tehlikeli ortalar yapmaya teşvik eden oyun planı da Teknik Direktör Mustafa Kaplan’ın kafasında yer alan stratejiler. Doğa ve Gosso’nun, 2. ve 3.bölgede tehlikeli olacak pasları Stancu’ya aktarmada yetersiz kaldıkları anlarda ise Petrovic eldeki tek kurtarıcı olarak gözüküyor. Oyun kurucu menşeili başka oyuncu bulunmadığı için yaratıcılık problemini bir transfer gerçekleşmediği takdirde bu isimle kapatacak Başkent ekibi. Ancak Stancu’nun yanında alternatif bir forvete de ihtiyaç olduğu kesin. Takımın 2. elzemi kesinlikle net bir golcü.

GENEL BAKIŞ
       Geçen sezon lige berbat bir başlangıç yapılmış ve daha sonra Mehmet Özdilek yönetiminde takım ivme yakalamıştı. Yukarıda da değindiğim gibi ilk yarı Stancu’nun, ikinci yarı ise Ermin Zec’in sırtında sezonu tamamladılar. Bu sezon takıma dahil olan mütevazi isimlerle işleri daha da zor. Mustafa Kaplan gibi kulübü ve elindeki oyuncu topluluğunu nasıl kullanabileceğini bilen bir ismin takımda yer alması ise büyük bir şans. TSYD Ankara Kupası’nda Gaziantepspor’a karşı vasatı aşamadılar. Konyaspor’la oynanan finalde ise topu daha çok sahip olmalarına rağmen yaratıcılık gösteremedi Başkent ekibi. Açıkçası bu sonuçlarda oynanan hazırlık karşılaşmalarının vasat 2. ve 3.Lig takımlarına karşı olması da etkili oldu. Takımın gerçek gücünü ancak TSYD Ankara Kupası’nda görebilen yönetim transfer için çok geç kaldığını anlamış oldu. Transfer döneminde takıma vites artıracak isimlerin kadroya dahil edilememesi nedeniyle Mustafa Kaplan elindeki isimlerden maksimum verimi almak zorunda. Ligin ikinci yarısında korkulu rüya görmek istemiyorlarsa ilk yarıyı iyi geçirmek zorundalar.

Hazırlayan: Anıl YAZAR

2 Mart 2014 Pazar

Bay Akademisyen ile Pozisyon Analizi

Fenerbahçe - Gençlerbirliği
       Orta alanın hemen gerisinde Fenerbahçe'nin çıktığı kontra atak pozisyonu; 4 oyuncu tüm atağı yaklaşık 60 metre kadar devam ettiriyor. Sol kanattan devamlılığı çok iyi bir koşu geliyor, atılan uzun top çok etkili, şiddeti ve atılan yer doğru. Savunma dengesiz yakalanıyor. Ceza sahası içine gelindiğinde sayı olarak fazla savunmacı olsa da pozisyonlar oturmuyor, Fenerbahçe'li 3 oyuncu tamamen demarke durumda top bekliyor. Pozisyon penaltı ile sonuçlanıyor.

Çaykur Rizespor - Galatasaray
       Galatasaray'da ceza sahası önünde savunma hattı fazla gömülü durumda. Ön libero oyuncuyu karşılamalı. Hücum oyuncusu çok rahat top alıyor, oyunu kanattaki uygun arkadaşına aktarıyor, atak genişliyor. Topu kanata aktaran oyuncu doğru bir koşu ile içeride pozisyon alıyor, orta yapıldığında tamamen demarke durumda. Onu ceza sahası önünde karşılayan ön libero beraber devam etmiyor. 
Orta yapılırken savunmacı sol bek daha yakın karşılamalı, orta yapmasına izin verilmemeli. Top altı pasın önüne geldiğinde iki savunmacının yanlış pozisyon aldığını ve rakibe kafayı vurdurduğunu görüyoruz. Kafa vuruşu üstten dışarı gidiyor.

Beşiktaş - Antalyaspor 
       Antalyaspor'da orta alan bloğu ile savunma bloğu arası çok kopuk. Topu alan Beşiktaş'lı oyuncunun çevresinde hiçbir savunma yok, tehlikeli bölgeye topu sürüyor. ileri uçtaki arakadaşının çapraz koşusu ile önünde daha da etkili bir boş alan oluşan oyuncu acele ediyor, etkisiz bir vuruş geliyor.

                                   Hazırlayan: İvan KİLE / @Futbol_Akademi

28 Ekim 2013 Pazartesi

Maç Analizi: Elazığspor-Gençlerbirliği

       Alt sıralardan kurtulmak isteyen iki takımın mücadelesinde galip çıkan taraf konuk ekip Gençlerbirliği oldu. 4 haftadır kaybeden Elazığspor ile hafta başında takımın başına Mehmet Özdilek'i getiren Kırmızı-Siyahlılar'ın mücadelesi beklendiği gibi çekişmeli oldu.

Gençlerbirliği'nin gollerini Sedat Bayrak ve Bogdan Stancu atarken Elazığspor'un tek sayısı Onur Ayık'tan geldi.

Elazığspor
       4 haftadır farklı skorlarla mağlup olan Elazığspor'da tek hedef galibiyetti. Hafta içinde Sollied, Yasir Elmacı ve basın sözcüsü Korkut Şerifoğulları hep galibiyet üzerinde durdu. Taraftarların ise hem yönetime hem de takıma güveni kalmamıştı. Bu maçın ardından Sollied'in görevine son verildi, takımın başına milli takımda Abdullah Avcı'nın yardımcılığını yapan Okan Buruk getirildi. Maç içinde hiç oyunun içinde gözükmeyen Gakgoşlar ilk yarının son dakikalarında Onur Ayık'ın attığı golle ümitlense de bu ümit kısa sürdü ve yine sahadan mağlubiyletle ayrıldılar. İkinci yarının başına son dakikada yenilen golün moral bozukluğuyla başlayan ev sahibi ekip ikinci yarıda da bir varlık gösteremedi. Takımda ilk yarının en iyi ismi gözüken Youssouf Hadji ilk yarının ortalarına doğru sakatlığı nedeniyle oyundan çıkarken, İbrahim Kaş da mücadeleci oyunuyla alkış aldı. Sezon başından bir çok takımdan transfer teklifi alan Serdar Gürler ise eski günlerinden çok uzakta. Geçen seneki performansının çok çok altında olan Serdar'ın performansı takımı da şüphesiz etkiliyor. Tavşanlı Linyitspor'dan alınan sağ bek Deniz Aslan da bu lig için yeterli olmadığını önceki maçlarda olduğu gibi gösterdi. Geçen senenin yıldızı ve bu sezona da iyi başlayan Sane de maçın etkisiz isimlerinden biriydi. Sezon başında Panathinaikos'tan alınan Vitolo ve Sow ise hala istenilen düzeyde değiller. Gurbetçi oyuncu Noyan Öz potansiyelli bir oyuncu ama şu durumda 11'de oynaması hem kendine hem de takıma zarar verebilir. Swansea'den alınan Luke Moore, bütün hava toplarını başarıyla indirdi ama takım oyununa katkı sağlayamadı.

Gençlerbirliği
       Hafta içinde Metin Diyadin'le yollarını ayırıp, Şifo Mehmet'i antrenörlüğe getiren Kırmızı-Siyahlı ekip kesinlikle toplanmış gözüküyor. Önceki haftalara göre daha toplu ve karşı sahada oynayan ekip aldığı bu galibiyetle sonraki haftalar için taraftarına umut verdi. Takımının ilk golünü atan eski Elazığsporlu Sedat Bayrak savunmadaki agresifliğiyle takım savunmasının sertleşmesinde önemli bir pay sahibi. Genç oyuncu Ahmet Çalık ise her geçen gün üstüne koyuyor ve takımın değişmez oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Takımın sağ beki Serkan Kurtuluş bence bu maçta Gençlerbirliği takımının yıldızıydı. Önceki haftalara oranla daha çok atağa katılan Serkan, takımının sağ taraftan geliştirdiği atakların başrol oyuncusydu. Petrovic-Özgür-Gosso üçlüsüyle oluşan orta saha hücumsal anlamda yeterli olmasa da defansif açıdan ve oyunun kontrolünü ele geçirmek açısından Gençlerbirliği açısından büyük bir avantaj. Bu saydığım 3 oyuncu da sert oyunlarıyla dikkat çekiyor, mücadeleci oyunlarıyla önümüzdeki haftalarda Gençlerbirliği savunmasını rahatlatması beklenen bu oyuncuların hücumsal anlamda da kendilerini geliştirdikleri takdirde takımları için daha verimli olacakları kesin. Bu maçta en çok dikkat çeken oyunculardan birisi de Jimmy Durmaz'dı. Hareketli oyunuyla güven vermeyen Elazığspor defansını zorlayan oyuncu takımının 3 puan almasında önemli bir rol sahibi. Sol kanatta forma giyen Ermin Zec, önceki senelerdeki performansından uzak gibi. Oyunun içinde daha çok forvette gezinen oyuncunun takımına pek katkı verdiği söylenemez. Forvette ise Romanya milli takımının forveti Stancu'ya sahip olan Alkaralar, Stancu'nun performansını yavaş yavaş yakalamasıyla hücumda gol sıkıntısı çekmeyecek gibi. Savunmayı boş yakaladığında Stancu gibi bir oyuncu her an skoru yakalayabilir. Stancu tam Gençlerbirliği'nin forveti aslında. Saydığım 3 orta saha oyuncusunun defansif anlamda iyi olduğunu, fakat hücumda yeterli olmadıklarını söylemiştim. Daha çok kontraataklara yönelecekleri için Stancu bu sene Gençlerbirliği için çok önemli bir yere sahip olacak gibi görünüyor.

21 Eylül 2013 Cumartesi

Maç Analizi: Torku Konyaspor - Gençlerbirliği

       Fenerbahçe galibiyetinden sonra üst üste mağlubiyetler alan Torku Konyaspor, evinde bu sezon pek iç açıcı bir futbol oynamayan bir başka ekip Gençlerbirliği'ni ağırladı. İki ekibin mücadelesinde kazanan taraf 1-0'lık skorla Konyaspor oldu. Havanın soğuk olmasından dolayı maça ilgi çok yüksek değildi ancak deplasman takımı Gençlerbirliği'ni desteklemek için yaklaşık 100 kişi gelmişti.
Torku Konyaspor
       Torku Konyaspor son 3 haftada üst üste aldığı mağlubiyetlerle taraftarını üzmeye devam ediyordu. Son 3 haftada sadece 1 gol atan Torku Konyaspor, bu süreçte kalesinde de 6 gol görmüştü. Bu hafta alınan galibiyet hem oyunculara özgüven kazandırdı, hem de taraftarın gönlünü aldı Konyaspor. Ömer Ali Şahiner'i bu hafta kadroya almayan Uğur Tütüneker sağ kanatta N'douassel'i tercih etti. Kalede görev alan Itandje güven vermeye devam etti. Uğur hoca sahada varlık gösteremeyen Kibong Mbamba'ya sadece 34 dakika dayanabildi, Kibong'un yerine Recep Aydın oyuna dahil oldu. İlk yarının son dakikasında bu doğru değişiklik meyve verdi ve Recep'in ara pasıyla buluşan Erdal sert bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve galibiyeti getiren gol bu oldu. 72. dakikada Selim Ay takımını 10 kişi bıraktı. Son 20 dakikayı iyi değerlendiremeyen Gençlerbirliği bırakın beraberlik golünü atmayı ,atak bulamadı desek yeridir. Konyaspor takım oyunu oynamaya çalışan bir takım görüntüsünde. Bence Konyaspor'un en büyük eksiği takımın önde pas yapmasını sağlayacak ve Gekas'ı topla buluşturabilecek bir oyuncunun olmaması.  Gekas'a gelince, geçen seneye göre biraz güç kaybettiği fark ediliyor ama 1-2 hafta içinde uyum sağlayarak gollerine başlayacağına düşünüyorum. Sağ bek Ali Turan bu maçta iyiyken, sol bek Ergün Teber özellikle ilk yarıdaki oyunuyla tepkileri çekti. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Konyaspor'un en çok güvenilen mevkisi kalesi. Itandje gerçekten çok büyük bir profesyonel.

Gençlerbirliği
        Gençlerbirliği kaliteli oyuncuları olmasına rağmen sıkıntılı bir oyun sergiliyor. Bugün Konyaspor'un kalesinde tehlike yaratamadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Selim'in oyundan atılmasından sonra Gençlerbirliği'nin pozisyonlar bulmasını bekliyordum, ama bu olmadığı gibi o süreçte de Konyaspor tehlikeli ataklar yarattı. Vleminckx, Aykut ve Azofeifa'nın takımdan ayrılması ile birlikte hocanın da değişmesi takımda negatif yönde etki yaratmış. Geçen sezon oynadığı performansla dikkatleri üzerine çeken Jimmy Durmaz'ın bu maçtaki etkisizliği gözüme fazlasıyla çarptı. Defansif yönde Gençlerbirliği'nin problem yaşamamasına karşın ofansta problemler yaşadıkları çok net görülüyor. Ben bu oyunda Metin hocaya suç bulmuyorum açıkçası, futbolcular şapkalarını önlerine koyup bir kez daha düşünmeliler. Gençlerbirliği bu oyunu sürekli sergilerse bu ligde zor tutunur .Gençlerbirliği'nin gözüme çarpan pozitif olayı ise topu ayağında tutmak istemesi. Üst üste paslar yapan başkent ekibi bu açıdan başarılı ancak bu pasları ofansif yöne taşıyamayınca sonuca gidemiyorlar. Bu maçı da sizler için değerlendirdim. Bir başka maç yazısında görüşmek üzere 

       Dipnot: Torku Konyaspor'da kırmızı kart gören oyuncu Selim Ay, cezasını hafta içi Türkiye Kupası'nda çekecek.Yani gelecek hafta Trabzonspor deplasmanında Uğur Tütüneker şans verdiği takdirde oynayabilir. 

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Röportaj: Oktay Delibalta (Gençlerbirliği)

     Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Gençlerbirliği'nin yetenekli oyuncusu Oktay Delibalta. Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamlayan orta saha oyuncusu bu yıl Gençlerbirliği'nde performansının zirvesine çıkmak istiyor. Tecrübeli oyuncuyla Oğuzhan Arslan'ın yaptığı bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Oktay Delibalta, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?

     Merhabalar, futbola Şerefspor'da başladım. Bu takım bizim mahallenin takımıydı, hemen hemen her futbolcuda olduğu gibi mahallede top oynarken mahalledeki abiler tarafından keşfedildim (gülüşmeler). Babam ve annem de futbola başlamama sıcak baktılar, 8-9 yaslarındaydım. Serüvenim böyle başladı. Burada oynarken Beşiktaş'ın alt yapısına transfer oldum orada 1 yıl oynadıktan sonra da Sarıyer alt yapısına geçtim.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?

    Bir çok hocanın emeği olmuştur tabi ki. İlk etapta aklıma gelenler; ilk profesyonel olacağım sene beni keşfeden Adnan Dinçer, daha sonrasında Turhan Özyazanlar, Ercüment Çoşkundere, Ali Beykoz. Bu isimleri sayabilirim, bu hocalar bana çok şey katmıştır gerçekten.

Seninle birlikte futbola başlayanların pek çoğu bugün başka şeylerle uğraşıyor. Seni onlardan ayıran ve bugünkü noktaya gelmeni sağlayan farkların nelerdi?

     Evet bir çok arkadaşım futbolu bıraktı. Ben de bu noktalara gelirken bir çok zorluklardan geçtim. Saha içi olarak beni ön plana çıkaran özelliklerim bence çok yönlü ve yaratıcı bir oyuncu olmamdı. Her an sonuca etki edebiliyordum, bu bütün oynadığım takımlarda hep bir adım önde olmamı sağladı. Bunun haricinde de zorluklara karşı koyabilmem ve hiç yılmamam da buralara gelmemde önemli bir etken bence. Belki bazı noktalarda psikolojik olarak çok zorlanabiliyorsunuz ancak ben mücadeleyi hiç bırakmadım ve hedefe giden yoldan hiç sapmadım. Hala da hedeflerime ulaşmak için mücadeleme devam ediyorum.

Alibeyköyspor'da 4 sezon oynadıktan sonra doğduğun şehir olan Samsun'a, Samsunspor formasıyla döndüğünü görüyoruz. Bu transfer arka yüzünü okuyucularımıza aktarır mısın?

     Aslen Rizeli olmamla birlikte Samsun doğumluyum. 6-7 yaşında kadar Samsun'daydık, futbola düşkünlüğüm o yıllardan başlıyor.Yıllar sonra buraya tekrar dönüp Samsunspor formasını giyeceğimi bilemezdim tabi ki ama benim için çok farklı bi duyguydu. Alibeyköyspor'da şampiyonluk yaşadıktan sonra bir yıl da 2. Lig'de oynadım ve PTT 1. Lig takımlarından transfer teklifi almıştım. Bunların arasında da Samsunspor ismini duyunca daha bir heyecanlandım. Hayrettin Gümüşdağ beni Samsunspor'a istedi ben de teklifi kabul ettim. Ona da sizin aracılığınızla buradan teşekkür etmek isterim.

Samsunspor'a kariyerinin çıkış noktalarından biri diyebiliriz. Samsunspor yıllarını, kendi açından performansını ve taraftarla olan ilişkilerini bizlere anlatır mısın?

     Samsunspor gerçekten bana çok şey kattı. Kariyerimin en önemli adımlarını burada attım. Böyle büyük bir camiada oynamak bana büyük tecrübeler kazandırdı. Taraftarlarla iletişimim hep iyi oldu, ben onları onlar da beni çok sevdiler. Samsunspor taraftarı büyük bir taraftardır ve gerçekten formanın hakkını veren, yürekten oynayan futbolcuyu görüp desteklerler. Bu yüzden Gençlerbirliği formasıyla oraya gittiğimde de beni hep bağırlarına bastılar, hepsine teşekkür ederim. Unutamayacağım güzel 2 yıldı diyebilirim.

Samsunspor'dan Gençlerbirliği'ne transfer olarak Süper Lig'e adım atmış oldun. Bu transfer nasıl gerçekleşti?

     Samsunspor'da 2 yıl iyi bir futbol sergilemiştim, Süper Lig takımlarından teklifler alıyordum. Bunların arasında beni en çok heyecanlandıran Gençlerbirliği ismi oldu. Cem Onuk ve Hacettepespor'daki Seçkin Hocanın bu transferde emeği vardır. Beni izledikleri maçta beğenmişler ve transferimde etkili oldulara ama en son noktayı başkanımız İlhan Cavcav koydu. Transfer, onunla son görüşmemizde noktalandı.

Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamladıktan sonra bu sezon Gençlerbirliği'ne geri döndün ve takımının kilit oyuncularından birisi konumundasın. Kendi adına ve takımın adına bu sezonki hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

     Oynadığım takımlarda hiç bir zaman sıradan bir oyuncu olmadım. Hep önemli kilit oyunculardan olmak için çok çalıştım. Takım olarak hedeflerimiz ligi üst sıralarda bitirmek, kendi adıma hedefim ise öncelikle takımıma bu sezon büyük katkı sağlamak. Bütün liglerde oynamış biri olarak artık kendimi her açıdan hazır hissediyorum ve hedefe giden yolda en üstlerde oynamaya hazırım ve bunu başaracağıma inanıyorum.


Gençlerbirliği kariyerin açısından büyük hedeflerini gerçekleştirmek adına büyük adımlarından bir oldu diyebiliriz. Bu başarılı istikrarını neye borçlusun? Gelecekteki hedeflerinden bahsedebilir misin?

     İlk yıllardan itibaren yılmadan yoluma devam ediyorum. Futbolda küçük iniş çıkışlar olabiliyor ama hiç bir zaman vazgeçmemek ve kendine inanmak gerekiyor. İstikrarın getirdiği başarısı buradan geçiyor. Dediğim gibi artık kendimi her anlamda hazır hissediyorum ve büyük takımlarda da rahat bir şekilde oynayacak kapasitede olduğumu düşünüyorum ve bunun için de çok çalışıyorum.

Hem PTT 1. Lig'de hem de Süper Lig takımlarında forma giymiş bir isimsin. Ligler arasında sence ne gibi farklılıklar bulunmakta?

     PTT 1. Lig'de mücadele üst düzey ama Süper Lig'in kalitesi tartışılamaz bence. Aralarındaki fark kalite farkı. Büyük takımlarla karşılaşıyorsunuz ve çok kaliteli oyuncularla karşılıklı oynuyorsunuz ama PTT 1.Lig'de kötü bir lig değil. 1. Lig'in mücadelesi yüksek ve heyecan dolu bir lig olduğunu düşünüyorum.

Süper Lig piyasasında çok büyük paralar dönüyor ama alt liglerde önemli sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Uzun yıllar amatör ve alt liglerde oynamış biri olarak o yıllarda yaşadığın en büyük sorunlar, gördüğün önemli eksikler nelerdi?

     Alt liglerde oynarken çok sayıda önemli sorun gördüm. Tesis anlamında sıkıntı var, maddi anlamda da bir çok sıkıntılar var. Ayrıca kulüpleri yöneten kişiler, başkanlar yöneticiler hep futbola uzak insanlar oldukları için bu da ülkemizde futbolun gelişmesine engel oluyor bence.

Maçlar ve antrenmanlar dışında özel hayatında neler yapmayı seversin, hobilerin neler?

     Evliyim ve 1 çocuğum var, zamanımın büyük bi kısmını aileme ayırıyorum. Çok renkli bir eşim var, sayesinde hiçsıkılmıyorum. Boş zamanalarda yapacak, oyalanacak bir çok şey bulabiliyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?

     Ben teşekkür ederim, benim için de çok keyifli bir sohbetti. Sizlere iyi yayınlar.
Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Röportaj: İrfan Can Kahveci (Gençlerbirliği)

     Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu, Gençlerbirliği takımının gelecek vaad eden ismi İrfan Can Kahveci. U-18 Milli takımımızın da formasını giyen genç yıldız bu sezon Hacettepespor'da kiralık forma giyecek. 1995 doğumlu genç oyuncu İrfan Can ofansif orta saha mevkinde oynuyor. Hedefinde Avrupa'da top koşturmak var. Yazarlarımızdan Oğuzhan Arslan'ın gerçekleştirdiği bu röportajı okumaya ne dersiniz?

Merhaba İrfan Can Kahveci bize futbola başlama öykünü anlatır mısın ?

     Futbola başlama öyküm 7 yaşında yakin bir arkadaşımın Gençlerbirliği futbol okuluna yazılması ile başladı. Ben de heveslenmiştim ve ailem bu hevesi görüp beni de futbol okuluna yazdırmıştı. Futbol okulunda 3 ay oynadıktan sonra alt yapıya seçildim. Benim yaşımda grup olmadığı için bir yaş büyüklerimle oynamıştım.
Altyapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde en çok kimlerin sana katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?
Teker teker hepsinin katkısı oldu tabi ama bana en buyuk katkıları olan isimler küçük yaş gruplarında hocam olan Yücel Koçak ve gecen sene A2 liginde hocam olan Veyis Kanber hocamdır. Özellikle Veyis hocam benim biraz da olsa eksik olan koşu tempomu ve devamlılığımı arttırdı.

Bir ortasaha oyuncusu olarak kendinde beğendiğin, güçlü ya da zayıf olduğunu düşündüğün yönler neler? Özellikle geliştirmen gereken bir eksiğin olduğunu düşünüyor musun?
     Kendimde beğendiğim yönler tabiki teknik özelliğim ve hırsım. Kaybetmeye gelemiyorum, antrenman maçı olsa bile yenilmek istemem. Futbolda hep eksik bir yönün vardır, hep kendini geliştirmek zorundasın. Şu an kendimde gördügüm eksiklik ise koşu temposu.
Kariyerinde bunda sonraki hedeflerin neler? Süper Lig'de, büyük takımlarda ya da milli takımda oynamak hedeflerin arasında var mı?

     Hedeflerim arasında ilk olarak Gençlerbirliği'nde vazgeçilmez bir oyuncu olmak daha sonrasında her Türk oyuncunun hayali olan A Milli Takımda oynamak. Daha sonrasında ise Avrupa'da büyük takımlarda oynamak. En büyük hayalim ise Manchester United'da forma giymek.

Gençlerbirliği altyapısı Türkiye’nin önemli altyapılarından biridir. Sende küçük yaşlardan itibaren Gençlerbirliği alt yapısında futbol hayatına başladın. Bizlere Gençlerbirliği ve Alt yapısı hakkında neler diyebilirsin ?
     Bence Gençlerbirliği alt yapısı Türkiye'nin en iyi alt yapısı. Sadece futbolunun iyi olup olmamasıyla ilgilenilmiyor kulüpte. Ders notların, klüp dışındaki davranışlarınla da ilgileniliyor. Gençlerbirliği alt yapısında oynayan bir oyuncu rakip takimdaki arkadaşlarına, hakeme saygı duyar ve maç içinde sadece futbol ile ilgilenir.
11 kez Türk Milli Takım kategorilerinde Milli formayı giyme şansı yakalamış bir isimsin. Milli takım da bulunmak nasıl bir duygu bizlere aktarır mısın ?
     Milli takim futbol oynayan her genç bireyin ilk hayalidir. Bence bu duygu tarif edilemez o bayrağı dalgalandırmak şereftir.

Bu sezon Gençlerbirşiği formasıyla düzenli şekilde ilk 11'de forma şansı yakaladın, 30 civarında maç oynadın. Bu istikrarını neye borçlusun?
     Çok çalışmam, hocamın benden istediklerini yapmaya çalışmamın yanı sıra hırsıma bağlıyorum.Tabiki futbol dışındaki yaşantıma da dikkat ediyorum.
Gençlerbirliği'nden tecrübe kazanman için bir başka başkent ekibi Hacettepespor’a kiralandın. Yeni takımın hakkında neler diyebilirsin?

     Gençlerbirliği'nde sürekli oynayan bir futbolcu olmak istiyorum ve bunun içinde Hacettepe'de bir sene kiralık oynayıp olgunlaşmam lazım ki bu hedefime ulaşayım. Bu sene oynayacağım futbolla Hacettepespor'a da katkı sağlamak istiyorum.
Kendi mevkinde oynayan futbolcular içinde en çok beğendiğin, örnek aldığın isimler kimler?
     A takıma cıktığım zamanda bana yardımcı olan ve çok şey öğrendiğim Soner Aydoğdu. Hırsıyla ve her şeyiyle oynayan Emre Belözoğlu. En çok da Alex ve küçüklüğümde hep izlediğim Ronaldinho.
Avrupa'da veya Türkiye'de desteklediğin bir kulüp var mı?

     Türkiye'de tabiki Gençlerbirliği. Küçüklüğümde ben babamla Gençlerbirliği UEFA Kupası'nda müthiş işler yaparken staddaydık. Avrupa'da ise Real Madrid ve Manchester United desteklediğim takımlar.
Türkiye’de alt yapılara yeterince önem verilmediğini görmekteyiz. Senin gibi birçok genç arkadaşımız belkide kaybolup gitmekte. Alt yapılarımız hakkında neler düşünüyorsun?
     Bence o kadar para verip yabancı ülkelerden verim alıp alamayacağın belli olmayan futbolcuları alacağına külupler alt yapılarına bakmalı. Türkiye'de alt yapılarda yabancı ülkelerden daha çok yetenekli futbolcular var; eğer alt yapılara daha çok önem verilirse Türk futbolu büyük gelişim sağlar ve o kadar sene emek veren yetenekli futbolcular kaybolup gitmez.
Ankara’da günlerini nasıl geçiriyorsun? Hobilerinden bizlere bahsedebilir misin?

     Antrenmanlar dışındaki zamanlarımda dinlenmenin haricinde arkadaşlarımla Playstation oynarım, bazen de arkadaşlarımla sinemaya gideriz.
Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
Ben teşekkür ederim. Kolay gelsin iyi çalışmalar..
Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

26 Mart 2013 Salı

Nostalji: Kona-Moshoeu-Khuse (1993-94)

     Gençlerbirliği'nin 1993-94 sezonu başında Andre Kona, John Moshoeu ve Donald Ace Khuse'yi transfer etmesi, Türkiye'de Afrikalı oyuncu akımının başlamasına sebep olmuştu. Gazeteler isimlerini telafuz edildiği gibi Kone-Moşe-Kuşe diye yazardı, ne günlerdi :)

14 Mart 2013 Perşembe

Gençlerbirliği 90 yaşında..

     14 Mart 1923'te kurulan Gençlerbirliği, bugün 90. yaşını kutluyor. Cumhuriyetle yaşıt bu köklü kulübün yıllarca yaşaması ve daha nice başarılara imza atması dileğiyle..

27 Aralık 2012 Perşembe

Doğa Kaya Gençlerbirliği'nde..

     Gençlerbirliği, Sivasspor'dan ayrılan eski oyuncusu Doğa Kaya ile 2,5 yıllık ön protokol yaptı. Bu sezon Sivasspor'a transfer olan ancak sezon için taraftarlardan gördüğü tepkiler yüzünden takımdan ayrılmaya karar veren Doğa Kaya, altyapısından yetiştiği Gençlerbirliği'ne geri dönmüş oldu.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Samsunspor, Tenten Mustafa'yı kiraladı.

  PTT 1. Lig takımlarından Samsunspor, Gençlerbirliği'nden "Tenten" lakaplı orta saha oyuncusu Mustafa Kayabaşı'yı sezon sonuna kadar kiraladı. Geçen sezon Balıkesirspor'da (30 maç, 3 gol, 4 asist) forma giyen 1988 doğumlu oyuncu orta sahanın ortasında ve forvetin arkasında oynuyor.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Zamanda Yolculuk: Tarık Daşgün

    1995 senesin de  bir  futbolcu geldi Fenerbahçe Kulübüne. Olaylı bir transfer çalışmasından sonra yüksek bir bonservis bedeliyle renklerine bağladı Fenerbahçe Tarık’ı. Tarık Daşgün o dönemin en yetenekli yıldızları arasında göze çarpıyordu. Gençlerbirliği alt yapısında yetişen oyuncu özellikle Fenerbahçe maçlarındaki etkili oyunlarıyla Fenerbahçeli yöneticilerin dikkatini çekmiş olacak ki, kendisini transfer etmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamışlardı.

      Sürati, top tekniği ilk göze çarpan özellikleri olan Tarık’ın eksik olan yanı ise fiziğinin zayıf olmasıydı. Ama çabukluğu ve zekâsı sayesinde birçok kulübün canını yakmaya aday bir futbolcu olarak geldi Fenerbahçe kulübüne. O Fenerbahçe’ye geldiğinde çocuktum daha. Açıkçası herkesin olduğu gibi benimde çocuk yaşta olmama rağmen dikkatimi çekmeyi başarmıştı yeteneği. Fenerbahçe’de ilk zamanlar fena oynamıyordu herkes için Avrupa yıldızı olmaya aday gösterilirken kendisini İstanbul’un büyüsüne biraz fazla kaptırdı. Gece hayatı, kadınlar ve alkol derken Dünyanın vitrinine çıkacağını düşündüğümüz Tarık Daşgün, bir futbolcunun çöküşü tarzı belgesellerin aranan başrol oyuncusu haline geldi.
     Gençlerbirliği takımının alt yapısından profesyonel futbola adım atan genç yetenek, geçirdiği başarılı dönemin ardından 1995 senesinde Fenerbahçe’ye transfer oldu. Fenerbahçe’de iki sezon top oynadıktan sonra ki futbol hayatında her sezon çok az maça çıkan Tarık bir anlamda çöküş dönemine girdi. Fenerbahçe kariyerinden sonra 1997-1998 sezonu devre arasında Kocaelispor’a transfer olan oyuncu burada bir varlık gösteremeden 1999 yılında Ankaragücü’ne transfer oldu. Daha sonra sırasıyla Yozgatspor ve Gençlerbirliği’nde birer sezon oynadıktan sonra 2002-2003 sezonu öncesi Lig A ekiplerinden Sakaryaspor’a  transfer olarak düşüşünü sürdürdü. Burada da 1,5 yıl kaldıktan sonra Lig B takımlarından Karabükspor’un yolunu tutan Tarık, Karabükspor formasıyla bir sezonda sadece 5 maç oynayabildi. 2005-2006 sezonunda Yozgatspor’a geri dönen futbolcu Antalyaspor karşılaşması sonrası yapılan kontrollerde esrar kullandığı tespit edilen oyuncuya 2 yıl hak mahrumiyeti cezası verildi. Bunun ardından 2007-2008 sezonunun ikinci yarısında futbola dönebilen oyuncu Bingölspor’da 4 ay futbol oynadıktan sonra aktif futbol yaşantısını noktaladı.
     Futbol hayatında sadece 2 kez A milli formayı giyebilen bu kadar yetenekli bir oyuncunun sonunun böyle olmaması gerekirdi diye düşünüyorum. Zira Tarık kendisine bakabilseydi – o dönemin antrenörlerinin hiç mi suçu yok?- belki de geleceğin büyük yıldızlarından biri olacaktı. Çocuk aklımla o süratli ve teknik haliyle hatırladığım Tarık benim unutamadığım futbolcular arasında hafızamda ki yerini aldı. Keşke bir gün tanışma fırsatı bulabilsem de bu serüveni birde onun ağzından dinlesem diye düşündüğüm sıralarda Tarık’ın Taksim’de yanından geçtim ama konuşmaya cesaretim yoktu, küçüktüm. Kim bilir belki de kader bizi tekrar karşılaştırır, hatta onunla bir röportaj yapma imkanı bile bulabilirim. Öyle bir şans bir daha gelirse emin olun bu sefer şansımı iyi kullanacağım…