1 2 3 4 5 6 7 8

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Fenerbahçe'nin Oyun Dinamiğine Karamsar Bakış


Fenerbahçe, Sivasspor'u görkemli bir şekilde yendiği için bir süreliğine dokunulmazlığını kazandı dersek yanlış bir teyakkun olmaz fakat kendimce Fenerbahçe'de bir türlü olmayanların başlangıç noktası olarak gördüğüm bir konuya parmak basmak istiyorum.

Eşik olarak Sow'u belirliyorum.
Dönüm noktası olarak da Stoch ve Krasic dedikten sonra
Çarşıya uymayan evdeki hesabı, gördüğüm kadarı ile enine boyuna anlatmaya gayretleneyim.

Hikayeye Stoch'un alınışı ile başlıyorum.

Chelsea'den kiralık gittiği Twente'de
32 Resmi Maç: 10 Gol & 4 Asist

yekününde bir katkı sağlayarak Twente'nin şampiyonluğunda emeği olan Stoch,
Vaad ettiği potansiyele göre cüzi sayılabilecek bir miktar olan € 5.500.000 gibi bir bonservisle Fenerbahçe'ye dahil edildi. - Tarih 1 Temmuz 2010

Fenerbahçe'deki ilk sezonunda istatistikleri hayalkırıklığıydı.
23 Resmi Maç:  2 Gol & 5 Asist

İkinci sezon istatistiklerine geçmeden önce, o sezonu şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe'nin onanan şike mevzubahisiyle ilgili fikrimi belirtmek isterim.

Ailemde, en uzak akrabama kadar Galatasaray harici bir takım tutan yok.
Ben de gözümü açtığımdan beri Galatasaraylıyım, kapatana kadar da sinemde Balıkesirspor ile birlikte olağan ağırlıklarını koruyarak benimle olacaklar.

Fakat bu şike davası başladığından sonuçlandığı güne kadarki fikrim hiç değişmedi.
Onu da 25 Haziran'da bir sosyal medya platformunda şu şekilde belirtmiştim.

"Herkesin bastığı yolda radara girildi. Direksiyonda Aziz Yıldırım varken. Adaletin eksik teşebbüsü."

"Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe'yi ayırt edin, edemeyene ettirin gözünüzü seveyim. Bize Ermeni derler, biz onlara Rum ama Edirne'den ötede Türk diyorlar. Tesisleşme başarısını takdir etmekle, kişiyi sevmeyi ayırt edemeyen varsa eminim ben ondan daha Fenerli bir Galatasaraylıyımdır. Koskoca Fenerbahçe, bir adamın tedariksizliğinin utancını çekmek zorunda mı?"

"Bir ahlaki cinayet işlenecekse 'nasılsa burası arka mahalle' diye uluorta yapılmamalıydı."
"Bunu zamanında yapanlar yakalanmadığı için hiçbir camiayı küçük düşürmüş olmadılar. Mesela Engin Baytar hakeme o hareketleri yaptığında ben kontratının feshedilmesi gerektiğini söylemiştim. O maçın görüntülerinin yayını yasak olsa demeyebilirdim. Yani topluca bir bok yenecekse ihale yakalanana kalır. Yakalanmasaydı veya yakalanıp da idare edilenler de ortaya çıkarılsaydı."

Ve karar onanınca da yine bir sosyal medya platformunda şu şekilde bir veryansınım oldu.

"Galatasaraylıyım ve Fenerbahçe'nin lekelendiği iddiası demagojidir. Herkesin bastığı yolda onlar radara girdi diye ayıplamak adil bir muhakeme değil."
"Aziz Yıldırım itici, göze aldığı şey koca camiayı ateşe atmak, akıl işi değil ama bir bok tespit edildi diye herkesinki mis kokuyordu değil."
"Bu yabancı hayranlığı da ayrı bir utanç, UEFA fırsatını bulmuşken giydirdi geçti, bu kadar basit. Bu durumdan eğlenmek Türk'ün işi değildir."
"Türkiye'de şike var olarak anılacak. Fenerbahçe'de olmuş olduğu detay kalacak, lokal kalacak. Yediğin boku gizleyemiyorsan yemeyeceksin. Yazık."
"Bu konuda kavga etmek isteyen Galatasaraylı varsa da ailemde bir tane bile Galatasaray harici takım tutan yok diyerek külahımı peşin koyayım."

Fikrim halen ve ilelebet bu şekildedir,

Fenerbahçe'nin şampiyonluğundaki istatistiksel saptamalarıma geçmek istiyorum.

Stoch, şampiyon olunan 2011 sezonunda,
Twente'nin şampiyonluğuna bulunduğu katkının birebir aynısını vererek, adeta alınırken neden medyaya o kadar spekülatif malzeme verilen bir ortamın göze alındığına cevap niteliği taşıyan bir performans sergiledi.

Twente'de 32 maçta 10 gol 4 asistti.
Fenerbahçe'de 28 maçta 10 gol 4 asist ile bitirdi o sezonu.

Yani Stoch'un 10|4 kodlu bu kriptolojik uğurunun müsebbibi olan bu iki takım da şampiyonluk ile bitirdiler 10|4 Stoch'lu sezonlarını.

Sow?


Sow Lille'deki performansı ile beğenildi ve alındı.
Lille takımına sanırım Mavuba'nın hayat hikayesinden dolayı gayrı ihtiyari bir sempatim söz konusudur, o nedenle ve yakın bir arkadaşım orada ikamet ettiği için futbola dair herşeyi fazla yakından takip ederken, Lille daha da yakından takip ettiklerim arasındadır.

Lille takımı nasıl oynar?

Lille takımı tek forvet oynar.
Webo öncesi Fenerbahçe gibi.
Aykut Hoca'nın yapmaya çalıştığı gibi.

Fakat burada 1 gözden kaçan, 1 hayal kıran, 1 akla mantığa sığmayan nokta oldu.


Gözden kaçan: Krasic'tir.
Ne ile gözden kaçan statüsünde değerlendirdiğime biraz sonra değineceğim.
Akla hayale sığmayan: Emenike'dir.
Ona da birazdan değineceğim. Guiza yorumu ile birlikte.
Gözden kaçmayıp da evdeki hesabın çarşıya uymadığı nokta ise: Stoch'tur.

Neden?


Şimdi Lille takımında Sow'u faydalı kılan etkenlerin, Fenerbahçe'ye gelene kadarki sürecin son 6 aylık dönemindeki en önemli 3 faktöre bakalım.


 
Bu üç faktörün da ortak özelliği önü açılana kadar topu her halükarda ortaya doğru sürmeleri.

Yani orta açmayı düşünmüyor, ya becerisiyle rakip ekarte ederek önünü açacak, ya da uzaktan şut çekecek, yani o "ön" bir şekilde açılacak.

Kanat görünümlü oyun kurucular, İngilizler'in Cantona'nın hayat verdiği terim olan "Talisman" kategorisinde değerlendirdiği oyuncular, benim "faktöriyel" dediğim oyuncular.

Yani sahaya alaturka bir deyimle darbuka dersek göbeğine göbeğine vuranlar bunlar.
Adamların yoğurt yiyişi böyle, alıcısı memnun, satıcısı memnun.

Çiçeği burnunda Marsilyalı Dimitri Payet'in diğer ikisine nazaran daha iyi yaptığı:
Uzak Mesafeli Şut ile Skor üretebilmek
Bu ne demek?
Sadece gol atmak değil
Bu topun kaleciden/direkten döneni var, savunma oyuncusuna çarpıp kontrpiyede kalanı var.
Bu da golcünün koku alma becerisini ortaya çıkarır.
-ki bu da Sow'u Sow yapmış faktöriyellerin başında gelir.

Hazard'ı artık zaten en son izlediği maçlar askerlik arkadaşı diye Metin Oktay'ın maçları olan futbol ilgisizi dedem bile biliyor.

Jelen de Fransa'da bir yabancı için gıpta ile bakılacak bir kariyeri sonlandırıp ülkesine dönmüş oyunculardan. Kontra atak yatkınlığı edinmek isteyen bir takımın transfer komitesine videoları izlettirilmelidir.

(Taktik demedim yatkınlık dedim, bu noktaya dikkat çekmek isterim, bana göre kontra atak bir takımın yatkınlığıdır, taktiği olamaz, sistemleşemez, sistemleşiyor zannedilir, çok kötü transferlere vesile olur, Guiza gibi, Emenike gibi.)

Türkiye'de ne istediğini bilmesi açısından ilgilendikleri isimler vesilesiyle takdirimi kazanmış bir takım vardır.
 

Tesadüf o ki bugün Fenerbahçe'ye yenilen Sivasspor.

Neden?


Eneramo geçtiğimiz sezon kontrat yenileme sürecinde Heerenveen ile flört ederken Sivasspor'da rota bugün Konyaspor forması giyen N'douassel'e çevrilmişti.
Bu son derece bilinçli bir "Arama & Kurtarma" çalışmasıdır.
Sivasspor'un radikal bir forvet tercihi mevcuttur. Yannick Kamanan'dan bu yana.
Heerenveen Eneramo'ya "kusura bakma" dediğinde, Sivas; en iyi yol bildiğin yoldur kavlinden, denenmiş ve geçerliliğini kanıtlamış Eneramo'da kalmayı tercih etti ve Ezechiel'in yolu da Rusya'ya düştü.

Ülkemizde bu tip oyuncuların çok iş yaptığı seneler içinde çeşitli örneklerle kanıtlandı.

Serge Djiehouha, Simon Zenke, Emmanuel Emenike, vb..

Lille, Sow'u sattıktan sonra ne yaptı?
Sow'un yapabildiklerinin 1 kalibre düşüğünü, yine 1 kalibre düşük bir takımda icra eden Nolan Roux'u aldı ve ondan bir Sow yarattı.
Sivasspor'dan bu noktaya gelirken Lille ile kesiştirmeye çalıştığım kelime:

BİLİNÇ

 
Peki Fenerbahçe ne yaptı?

.
Kastım varmış gibi olmasın, iyiliğini istemesem uğraşmam, memleketimizde istisnalar hariç hemen herkes nefrete 5 kala yaşar, o sebeple isim isim gelen giden forvetleri yazıp, tarzlardaki alakasızlığı ve dolayısıyla transfer kararlarının mercindeki rastgeleliği ortaya koymak istemiyorum.
Sadece Guiza ve Emenike tekelinde tutacağım.
Guiza yanılmıyorsam 27 gol atarak gelmişti Fenerbahçe'ye.
İspanya gol kralı, güzel etiket.
Geldiği takımın sistemiyle bizim "Fenerbahçe şu şekilde oynar" diyebileceğimiz aşinalıktaki sistemin (kontrol oyunu, Barcelona'dan katiyetle nefret ettiğim için sistemin adını anmayı sevmiyorum) analizini yapacak sadece bir "bilen" bile mi bulunamazdı o zararlar edileceğine, aklım hayalim ermiyor.

Guiza kapanan bir takımda gol kralı oldu, kapanan bir takımın forveti nasıl pozisyon alır onu bilir, kapanan bir takımın forvetinin zihinsel mukavemetine sahiptir.

Farz-ı misal gol kralı Guiza'nın takımının kontra atağa meyilli düzeninin aksine, oyun kurmaya çalışan yine orta sıra bir takımın forvetini alsalardı, o oyuncu kesinlikle arşivlere daha tatmin edici bir istatistik bırakarak bugün hatrımızda kalmış olurdu.
Gol kralı gibi her sene yinelenen ve nihai sürekliliği olmayan dönemsel albenilere ihtiyaç duymanın ne manası var ben anlamıyorum.

Sistemler nihai, aktarılabilir, geliştirilebilir ve bel bağlanabilirdir, kişiler değil.

Kişilere göre sistemler oluşturulabilir, öyle şey olmaz gibi bir kalemtraşlık veya faşizanlık yapmıyorum.

Bu duruma da en güzel örneği Stoch teşkil ediyor şu tabloda.
Eğer Fenerbahçe'ye "düşene konan" Sow'u aldıran bol "katkı maddeli" dönemindeki gibi şutunu, içe kat etmelerini içeriğinden eksik etmeseydi, Sow ile ilgili krizler hiçbir zaman olmazdı.

Çünkü dikkat ederseniz Sow'un top ile münasebeti pek iyi değil. 
Dribling yapabilen bir hareket yelpazesine aşina değil.
Velhasıl enteresan bekalar onu kanada koyduğunda da kapris yapmıyor ve mesleğine olan olağan saygısı sebebiyle gayretini esirgemiyor. Top kontrollerinin çok iyi oluşu da en büyük artısı.

(Webo'ya kıyasla demiyorum, Dünya geneline kıyasla çok iyi.
Webo'nun top kontrolüne 100 üzerinden 20 veririm maalesef, inanılır gibi değil bu seviyeye gelmiş bir oyuncunun bu top kontrolüyle güzel bir kariyerin sonuna kadar gelebilmesi, ama Webo'yu beğeniyorum konu o değil.)

Sow pozisyonunu yaratamadıkça, sanki tercih unsuru olmadan önce yaratıyormuş da şimdi riyakar davranıyormuşcasına küfürler yiyecek, duygusal bir adam, bir gün küsecek, hatırlarda kötü kalacak. Halbuki o, tesislerdeki lüks donanım ve fiyatı olan şeyler ile ilgili birkaç kelam etmesi amaçlı uzatılan mikrofona "Buradaki manzarada huzur buluyorum." diyecek kadar naif ve güzel bir adam ve şimdiden ona yönelik artması olağan cehalet azmi destekli tüm eleştirileri bütün bu karınca kararınca gayretim ile pasifize ediyorum.
 
Fenerbahçe'nin ne oynamak istediğine karar vermesi lazım.

Ya Lille gibi teoride kanatlı, pratikte kanatsız oynayacak ve Sow Lille'deki Sow olacak, tabi geçiş süresi ve yaşlanma grafiğinin müsade edeceği ölçekte. Ya da Fenerbahçe Sow'u satacak ve kanat oyunu oynayacaksa -ki eldeki malzemeyle pek mümkün değil- Nikola Zigic tarzı uzun, kallavi oyunculara yönelecek. Fakat bunu asla ideal bulmuyorum çünkü Hazard gibi veya Alex gibi düşen topu değerlendirecek veya topu düşürecek bir "faktöriyel"i de artık yok.

Krasic konusuna kısaca değineceğim

Kariyeri bitmekte olan bir adam, cv'sine Fenerbahçe'yi ekleme lüksüne sahip olmamalıydı.
Ödenen paralardan bahsetmiyorum bile.

Emenike Konusu
= Guiza

Emenike'nin oyun stili bu yaştan sonra değişmeyeceğine göre ya Fenerbahçe'nin oyun stili değişecek, ya o 13 milyon Euro'nun gafletinde üçe beşe bakmadan galonlarla soğuk su sipariş edilecek.

Çözüm yolu olarak Sow'un acilen satılıp yerine takımın bağlantı (tranzisyon/2. bölge) bölgesindeki oyuncular ile dil birliği sağlayabilecek (Meireles, Cristian), kaleye dik gidebilme yetili bir merkez ortasaha alınacak.

Alper Potuk değil, başka birşeyden bahsediyorum.

Alex'in yaptığı tam olarak bu dik gitme eylemi değildi fakat o kadar zekiydi ki herhangi birşeyi yapmayışı beceri handikabı değil de feragat gibi gözükürdü çünkü bizim anlık olarak yapmasını uygun gördüğümüzü yapmayıp başka birşey yapmaya karar verdiğinde, yapmadığını kompanse edebilip hepimizi utandırıyordu.

Takip ettiğim yaklaşık 8900 küsür oyuncu var ve bana aralarından "Alex gibi birşey" bul dense halen zeka olarak dengini bulabileceğimden emin olmadığımı da belirtmek isterim. Kişilik ve karakter olarak da dengini bulabilmek ne haddime, örnek alabilmek benim için daha keyifli ve gururlu bir durum teşkilidir.

Herkese güzel bir pazar günü diliyorum.

Yazar: Yiğit Can ERTUNÇ

Haftasonu TV'de Spor Ekranı

31 Ağustos Cumartesi
14:45 Manchester City - Hull City @Lig TV 3
16:00 1461 Trabzon - Adana Demirspor @TRT 1
16:30 Borussia Mönchengladbach - Werder Bremen @TRT Haber/TRT HD
17:00 Cardiff City - Everton @Lig TV 3
19:30 Crystal Palace - Sunderland @Lig TV 2
19:30 Schalke 04 - Bayer Leverkusen @TRT Haber/TRT HD
20:00 Celta Vigo - Granada @NTV Spor Smart
20:00 Gaziantep BŞB - Boluspor @TRT Spor
20:00 Kayserispor - Elazığspor @Lig TV 3
21:45 Fenerbahçe - Sivasspor @Lig TV
21:45 Medical Park Antalyaspor - Bursaspor @Lig TV 2
21:45 PSV Eindhoven - Cambuur @FOG TV
21:45 Juventus - Lazio @İdman TV
22:00 Valladolid - Getafe @NTV Spor Smart
00:00 Osasuna - Villarreal @NTV Spor Smart
00:30 Gremio – Ponte Preta @Lig TV 2

1 Eylül Pazar
13:00 Real Madrid - Athletic Bilbao @NTV Spor Smart
13:30 Groningen - Ajax @FOG TV
15:30 Liverpool - Manchester United @Lig TV 3
15:30 West Bromwich - Swansea @Lig TV 2
16:30 Stuttgart - Hoffenheim @TRT Haber/TRT HD
17:00 Balıkesirspor - Denizlispor @TRT Spor
17:30 Feyenoord - Roda @FOG TV
18:00 Arsenal - Tottenham @Lig TV 3
18:00 Espanyol - Real Betis @NTV Spor Smart
18:30 Frankfurt - Borussia Dortmund @TRT Haber/TRT HD
19:30 Beşiktaş - Gaziantepspor @Lig TV
20:00 Adanaspor - Manisaspor @TRT Spor
20:00 Karabükspor - Gençlerbirliği @Lig TV 2
20:00 Real Sociedad - Atletico Madrid @NTV Spor
20:30 Çaykur Rizespor - Kayseri Erciyesspor @Lig TV 3
21:45 Akhisar Belediyespor - Trabzonspor @Lig TV
22:00 Corinthians - Flamengo @Lig TV 2
22:00 Sevilla - Malaga @NTV Spor
22:00 Valencia - Barcelona @NTV Spor Smart

2 Eylül Pazartesi
20:00 Ankaraspor - İstanbul BŞB @TRT Spor/TRT HD
TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Maç Analizi: Torku Konyaspor - Kasımpaşa

     Konyaspor'un en son geçen sezon play-offta karşılaştığı Bucaspor'la olan maçını yazmıştım. Konyaspor Süper Lig'e çıktı ve ilk maçına gitme fırsatımız olmamıştı. Cuma akşamı maça gitmek kısmet oldu ve Konyaspor'un Kasımpaşa maçıyla ilgili gözlemlerimi sizlere aktarmaya çalıştım.

Taraftarlar
     Maçtan 2 saat önce şehir maç havasına bürünmüştü. Tribünlerin geneli doluydu ara ara da boşluklar vardı. Kasımpaşa takımı sahaya çıktı ve arkasından Konyaspor takımı sahaya çıktı. Bu arada beklenilmeyen bir şey oldu ve tribünlerden ''Paşa Konya el ele hep beraber tribüne'' sesleri yükseldi. Oyuncularda taraftar gruplarına giderek bu çağrıya alkışla cevap verdi. Son zamanlarda ülkemizde görmediğimiz görüntüler olduğu için beni şaşırttı bu durum. Konyaspor 1-0 öndeydi 75. dakikada tüm stad ''Meksika dalgası'' yapıyordu. Dikkatinizi şu noktaya çekmek istiyorum; ''tüm stad''. Kasımpaşa taraftarları da Meksika dalgasına destek verdi. Ben buradan hem Konyaspor hem de Kasımpaşa taraftarını tebrik ediyorum, olaysız küfürsüz bir maç izlettikleri için bizlere.

Torku Konyaspor
     Maçın ilk dakikalarında golü bulan Torku Konyaspor sonra istediği oyunu bir türlü gerçekleştiremedi. İlk yarıdaki oyun iyiydi Konyaspor için ama ikinci yarı aynı oyunu sergilenemedi. Konyaspor'un en önemli oyuncusu Erdal bile bu maçta varlık gösteremedi. Kibong Mbamba oldukça ağır kaldı. Konyaspor'un forvetleri oldukça zayıf. Konyaspor 75 dakika boyunca galip götürse de maçı güzel bir oyun sergilemedi açıkçası .Konyaspor'un yaptığı en iyi iki transfer kaleci Itandje ve ön libero Ali Çamdalı. 2 oyuncu da Konyaspor'a çok şey katacak.Dün Itandje 5-6 tane net gol olacak pozisyonu çıkarttı. Hasan Kabze ile Recep Aydın oyuna girdikten sonra Konyaspor biraz hareketlense de golü bulamadı. Konyaspor'da organizasyon zayıflığı göze çarpıyor, takım üst üste 3 pas yapamıyor. Takımda dikkatimi çeken pozitif nokta ise oyuncular birbirine çok bağlı olması. Gol atıldığında tüm takımın aynı noktada sevinmesi, İshak Çakmak'ın yaptığı önemli bir hatadan sonra takım arkadaşlarının hemen onun yanına gelip teselli etmesi. Açıkçası tebrik etmek gerekiyor.


Kasımpaşa
     Kasımpaşa takımı ise maçın 78. dakikaya kadar bir çok atak bulmasına rağmen golü bulamadı.Üst üste atılan paslar ve hızlı oyun Kasımpaşa takımında dikkatimi çeken nokta oldu.Uğur hoca ilk yarıda sağlam bir taktik uygulatarak Kasımpaşa orta sahasını etkisiz hale getirdi, ikinci yarı takım bu taktiği uygulayamayınca Kasımpaşa bol bol atak buldu. Kasımpaşa 78. dakikaya kadar gol bulamadıysa bunun tek sebebi Itandje'dir. Babel'e değinmek istiyorum. Gerçekten çok farklı bir oyuncu. Hızı, tekniği, şutu. Kariyeri düşüşe geçmiş olabilir ama gerçekten çok önemli bir oyuncu ve henüz 27 yaşında hala. Kendini bulması için önünde hiçbir engel yok, belki de Babel için Kasımpaşa çıkış noktası olabilir. Malki de ara pasları ve attığı gol ile dikkatleri üzerine çeken bir başka isim oldu.

Maçın Adamları:
     Torku Konyaspor için Itandje kuşkusuz maçın adamıydı ki maç sonu takım yenilmesine rağmen Itandje stadtaki taraftarlar tarafından alkışlandı. Kasımpaşa için ise son dakikada attığı gol ve sergilediği performans ile Babel tartışmasız maçın adamıydı.


Notlar
     Uğur Tütüneker maç sonunda "Daha sabırlı ve daha mücadeleci oynamalıyız." şeklinde konuşurken Shota Arveladze  "Milli maç arasına girerken kazandığımız için mutluyum.'' dedi. Ayrıca maç içinde taca giden bir topta topu havada kontrol ederek tüm stad tarafından alkışlandı Shota Arveladze. Şimdilik benden bu kadar. Bir başka maç yazısında görüşmek üzere.

Günün Transferleri (31 Ağustos)

Juventus: Barcelona alt yapısından yetişen 17 yaşındaki golcü Sergio Buenacasa ile anlaştı.
Elazığspor: Hollandalı oyuncusu Roland Alberg'in sözleşmesini karşılıklı olarak fesh etti.
PAOK: Parma'da forma giyen Yunan oyuncu Sotiris Ninis'i kiralık olarak transfer etti.
Manisaspor: Samsunspor'dan 1995 doğumlu Serhat Keskinsoy ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.
Fenerbahçe Ülker: Tofaş'ın genç yıldızı Kenan Sipahi ile 3+1 yıllığına anlaşmaya vardı.
Galatasaray: Fatih Terim ile görüşen Riera ayrılma kararı aldı, İspanyol kulübü Villarreal ile prensip anlaşmasına varıldığı iddia ediliyor.
Balçova Belediyespor: Manisaspor A2'den kaleci Mustafa Berk Karahan ile anlaştı.

Maç Analizi: Eskişehirspor - Galatasaray

     Spor Toto Süper Lig'in 3. haftasında Galatasaray, deplasmanda Eskişehirspor'a konuk oldu. Cimbom, üst üste 5. kez Eskişehirspor ile berabere kaldı.

Maçın İyileri
     Eskişehirspor: Ruud Boffin Eskişehirspor adına sahanın en iyisiydi. İki tane mutlak golü engelledi. Takımına 1 puanı getiren isim oldu.

     Galatasaray: Felipe Melo Galatasaray'ın en etkili oyuncuydu. Takımının en istikrarlı futbolcularından biri olan Melo, orta alanda çok çalıştı. Yine çok hırslıydı ve hücuma da katkı sağlamaya çalıştı

Maçın Kötüleri
     Eskişehirspor: İlk iki haftanın yıldızı Erkan Zengin, bu maçta bekleneni veremedi. Bildiğimiz Erkan Zengin sahada yoktu resmen. Gerçek performansından çok uzaktı, beklentilerin altında kaldı.

     Galatasaray: Burak Yılmaz. İlk yarı oynayabildi, ileride topla buluşamadı. Sadece bir gol pozisyonuna girebildi ve onu da değerlendiremedi, etkisizdi.


Genel Değerlendirme
     Eskişehirspor: Lige başlamadan, çoğu insanın başarılı olacağına inandığı Eskişehirspor'da işler yolunda. Ligin ilk haftasında zorlu Bursaspor'dan 3 puanı alan Eskişehirspor, ligin 2. haftasında iyi oynadığı maçta Kadıköy'de Fenerbahçe'ye 1-0 ile mağlup olmuştu. Ligin 3. haftasında şampiyonluğun favorisi Galatasaray'dan 1 puan almak Eskişehirspor için hiç de kötü değil. Ertuğrul sağlam yönetimindeki takım, bu sezon çok can yakacak gibi gözüküyor.

     Galatasaray: Ligin ilk haftasında TT Arena'da Gaziantepspor'u 3 puanla geçen Galatasaray, 2. haftada Bursaspor deplasmanında zorlandı ve 1 puan alabildi. 3. hafta mücadelesinde Eskişehirspor ile karşılaşan Galatasaray, yine sahadan beraberlikle ayrıldı. Bursaspor ve Eskişehirspor deplasmanlarından 1'er puan çıkaran Galatasaray'da oyun anlamında işler yolunda değil ama bu zor deplasmanlarda birer puan almak kötü sayılmaz. Bu iki deplasman, belki de Anadolu'da gidilebilecek en zor deplasmanlar. Futbolcuların performanlarının da alt seviyede olduğunu düşünürsek bu sonuçların alınması normal. Önemli oyuncuların performanslarının yükselmesiyle Galatasaray da toparlanacaktır.

30 Ağustos 2013 Cuma

31.08.2013 İddaa Tahminleri

Cumartesi günü bülteninden seçtiğim maçlar. Herkese bol şanslar bol kazançlar dilerim...

Süper Lig Sakat ve Cezalı Oyuncular (3. Hafta)

SAKAT OYUNCULAR
Antalyaspor: Deniz Barış, Vederson*
Beşiktaş: Filip Holosko, Ömer Şişmanoğlu, İsmail Köybaşı*
Bursaspor: Ozan İpek
Çaykur Rizespor: Hurşut Meriç*
Eskişehirspor: Dede, Hürriyet Güçer
Fenerbahçe: Joseph Yobo*, Mehmet Topal*
Galatasaray: Hamit Altıntop
Karabükspor: Erdem Özgenç*
Kasımpaşa: Kalu Uche*
Kayserispor: Bobo, Marko Simic, Mert Nobre
Trabzonspor: Jose Bosingwa*
Oynama ihtimali olan oyuncular yanlarında * işareti ile gösterilmiştir.

CEZALI OYUNCULAR
Gaziantepspor: Serdar Özbayraktar
Kayseri Erciyesspor: Randall Azofeifa
Medical Park Antalyaspor: Ismail Aissati
Bu liste, TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. 

PTT 1. Lig Sakat ve Cezalı Oyuncular (3. Hafta)

SAKAT OYUNCULAR
1461 Trabzon: Mehmet Kuruoğlu
Adanaspor: Cem Özdemir, Fabiano
Adana Demirspor: Rıdvan Koçak
Ankaraspor: Ramazan Sal, Ahmet Güven
Boluspor: Ali Güzeldal
Bucaspor: Sami İzcican, Ferhat Çulcuoğlu
İstanbul BŞB: Orhan Ak
Karşıyaka: Berkan Emir, Tayfun Cora
Manisaspor: Barbaros Barut, Ümit Yasin Arslan
Mersin İdman Yurdu: Coşkun Kayhan
Şanlıurfaspor: Emmanuel Banahene
Oynama ihtimali olan oyuncular yanlarında * işareti ile gösterilmiştir.

CEZALI OYUNCULAR
Adanaspor: Veli Kızılkaya, Ayhan Tuna Üzümcü
Fethiyespor: Emre Öztürk
Kahramanmaraşspor: Zafer Özden
Manisaspor: Nikola Mikic
Bu liste, TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. 

Günün Transferleri (30 Ağustos)

Spartak Moskova: Stuttgart'dan Sedar Taşçı'yı transfer ettiğini resmi sitesinden açıkladı.
Bastia: Fenerbahçe'de forma şansı bulamayan Milos Krasic'i 800 bin €'ya 1 yıl kiraladı.
Atletico Madrid: Saint-Etienne'den orta saha Josuha Guilavogui'yu 8.5M £'ya transfer etti.
Mersin İdman Yurdu: Karabükspor'un stoper/sol bek oyuncusu Anıl Karaer ile anlaştı.
Reims: Geçen sezon Orduspor'da kiralık oynayan Atila Turan ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.
Kayseri Şekerspor: İstanbulspor'la sözleşmesini fesh eden 24 yaşındaki ofansif orta saha oyuncusu Ahmet Boyraz ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.
Samsunspor: Zeljecnicar'ın Boşnak santraforu Eldin Adilovic ile 2+1 yıllık sözleşme imzaladı.
Liverpool: PSG'nin 23 yaşındaki stoperi Mamadou Sakho ile 23 milyon €'ya anlaştı.
Club Africain: Bursaspor'dan ayrılan Ganalı golcü Prince Tagoe ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.
Bayer Leverkusen: Hoffenheim'dan eski oyuncusu Eren Derdiyok'u 1 yıllığına kiraladı.
Schalke 04: Milan'dan Ganalı orta saha Kevin Prince Boateng'i 12 milyon €'ya transfer etti.
Ç.Dardanelspor: Schalke 04'ten ön libero Kubilay Sönmez ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. 
Çaykur Rizespor: Fenerbahçe'nin kalecisi Serkan Kırıntılı'yı transfer etmek için görüşüyor.
Rayo Vallecano: Deportivo'dan 30 yaşındaki Portekizli stoper Ze Castro'yu transfer etti.
Giresunspor: Fethiyespor'dan ayrılan orta saha oyuncusu Uğur Aktaş'ı transfer etti.

30.08.2013 İddaa Tahminleri

Cuma günü bülteninden seçtiklerim. Herkese bol şanslar bol kazançlar dilerim.

29 Ağustos 2013 Perşembe

Unutulmaz Teknik Direktör Sözleri..

     Bazı teknik direktörler futbol severlerin gönlünde taht kurar. Bazen başarıları, bazen de sözleri ile. Bu yazımızda ülkemize ve dünya futbolundan teknik direktörlerin unutulmaz sözlerini sizler için derledik. Umarım beğenirsiniz.

     "Eğer kolayı isteseydim Porto'da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, şampiyonlar ligi kupası ve Tanrı vardı. Tanrıdan sonra da ben."  Jose Mourinho

     "Bir kupa kazanmak istiyorsanız Pele ne diyorsa tersini yapmalısınız."  Luis Felipe Scolari

     "Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl merak edileni göstermez."  Sir Alex Ferguson 

     "Maçın kırılma anı 45. dakikada ofsayttan yediğimiz 5. gol oldu."  Mazza (San Mario T.D.)

     "Finale çıkmış olabiliriz ama bizim için değişen bir şey yok. Biz hala kendi formalarımızı kendimiz yıkıyoruz."  Herve Renard (Zambia T.D.)

     "Futbolcu seve seve değil, döve döve adam edilir."  Yılmaz Vural

     (Hiç futbol oynamamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz? sorusuna cevap olarak)  
     "İyi bir jokey olmak için önce at olmak gerekmez"  Arrigo Sacchi

     "Türk futbolunda her şeyden biraz var ama hiç bir şey tam değil."  Frank Riijkaard

    "Top bizdeyken onlar gol atamaz."  Johan Cruyff

     "En büyük amacım Messi’yi dünyanın en iyi futbolcusu yapmaktı, ama o beni dünyanın en iyi hocası yaptı."  Pep Guardiola

     "Beni durdurmak için tabancaya ihtiyaç duyarlardı ama Messi'yi durdurmak için makineli tüfeğe ihtiyaçları var"  Hristo Stoichkov
 
     "Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiç bir şey"  Bill Shankly

     (Muhabirin "Takım stresli ve yorgun muydu?" sorusuna cevap olarak)
      "Yorgun? Günde 15 saat çalışıp ayda birkaç yüz euro kazanıp evine dönen baba yorgun ve stresli olur. Biz değil"  Jose Mourinho
 
     "Walcott o kadar hızlı ki bazen antrenmanlarda kendini kaptırıp topu geçtiği oluyor."  Arsene Wenger

     "Futbolcularım hep dünyanın en iyi takımlarına gidiyorlar! Halbuki biraz bekleseler dünyanın en iyisi biz olacağız."  Jürgen Klopp

     "Futbol, 22 oyuncunun 90 dakika boyunca bir topun peşinden koştuğu ve sonunda daima Almanlar'ın kazandığı bir oyundur."  Gary Lineker

     "Macar kalecisinin eşofmanıyla, Andorra futbolcusunun garsonluğu ile dalga geçersen Brezilya'ya ancak tatile gidersin."  Mustafa Denizli

     "Yediğimiz golü önceden çalışmıştık!.."  Erdoğan Arıca

     "Türk futbol yorumcularının futbola yakınlığı Türkiye'nin Avustralya'ya yakınlığı kadardır."  Joachim Löw

     "Cristiano Ronaldo'yu durdurmak için polis çağırmamız gerek bu adamı durdurmak imkansız."  Roberto Mancini

     "3 Kere geldiler 3 gol attılar dedirtmemek için, 9 kere geldik 3 gol attık..." Mesut Bakkal

     "Futbol oynarken çoğu zaman Zonguldak madem işçilerinin eldivenleri ile kalecilik yaptım."  Şenol Güneş

     "Bir maçı 6-0 kazanmaktansa, 6 maçı 1-0 kazanmayı yeğlerim."  Fabio Capello

     "Hayatla ilgili her şeyi Baba filminden bulabilirsiniz, futbolla ilgili her şeyi ise bir derbiden..."  Greame Souness

     "Yıldızlarla çalışmak zor değildir. Asıl zor olan yeteneksiz olup kendisini yıldız sananlarla çalışmaktır"  Guus Hiddink

Hazırlayan: Ümit ŞENGÜN

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Günün Transferleri (29 Ağustos)

Adanaspor: Litvanya'nın Ekranas Panevezys takımında forma giyen 27 yaşındaki Sırp orta saha oyuncusu Marko Vucetic ile anlaşırken, Chibuzor Nwogbo ile yollarını ayırdı.
Tekirdağspor: Tuzlaspor forması giyen santrafor Recep Hasan Hazır'ı transfer etti.
Batman Petrolspor: Eskişehirspor A2 takımında forma giyen 20 yaşındaki kanat oyuncusu Oğuzhan Durmuş Çeşmeli ile anlaştı.
Silivrispor: İstanbulspor'dan kaleci Barış Başkan'ı transfer etti.
Antalyaspor: Yunan golcü Gekas ile prensipte anlaştı, oyuncu detayları görüşmeye gidiyor.
Chelsea: Anzhi'den ayrılan ünlü Kamerunlu golcü Samuel Eto'o ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.
Karabükspor: Morten Gamst Pedersen ile 2 yıllık resmi sözleşme imzaladı.
Mersin İdman Yurdu: Konyaspor'dan sol bek Muhammet Yürükuslu'yu 1 yıllığına kiraladı.
Milan: Juventus'tan ayrılması beklenen Matri ile 11 milyon € karşılığında anlaşmaya vardı.
Celtic: Schalke 04'ün 23 yaşındaki Finlandiyalı golcüsü Teemu Pukki'yi transfer etti.
Arsenal: Milan'dan eski oyuncusu Mathieu Flamini ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.
Beşiktaş: Dün gece İstanbul'a getirdiği Ekotto ile anlaşma sağladı, Tottenham ile görüşecek.
Valladolid: Juventus'tan İtalya U21 milli takımı orta saha oyuncusu Fausto Rossi'yi kiraladı.
Tottenham: Ajax'ın Danimarkalı orta sahası Christian Eriksen'i 12 milyon €'ya transfer etti.
Manchester City: Atletico Madrid'in sezon başında Malaga'dan bedelsiz aldığı Arjantinli defans oyuncusu Martin Demichelis'i 5 milyon € bonservis bedeliyle transfer etti.
Ünyespor: Gaziantep Büyükşehir Belediyespor'dan Ahmet Burak Kömürcü ile anlaştı.
Tuzlaspor: Bayrampaşaspor'dan eski Galatasaraylı Yusuf Onur Arıkan'ı transfer etti.
Muğlaspor: Çiğli Belediyespor'dan Mustafa Yıldırım ile anlaşmaya vardı.
Gümüşhanespor: Çorumspor'un 18 yaşındaki kalecisi Selahattin Ispanak ile 2 yıllık anlaştı.
Ayvalıkgücü Belediyespor: Gercüş Bağlarspor'un genç yıldızı Celal Geyik'i transfer etti.

29.08.2013 İddaa Tahminleri

UEFA Avrupa Ligi' nden seçtiklerim. Herkese bol şanslar bol kazançlar dilerim..

İnceleme: Kocaelispor 2013-14

     Geçtiğimiz sezonu Spor Toto 3. Lig'de 37 puanla 14. sırada bitiren Kocaelispor, yeni sezona daha iddialı bir şekilde girmek için futbol severlerin yakından tanıdığı eski oyuncusu Faruk Sarman'ı takımın başına getirdi. Elindeki mevcut kadroyu koruyan yeşil-siyahlılarda en büyük kayıp ise golcüsü Doğan Karakuş'u Altınordu'ya satmak oldu. Transfer yasağı bulunan Kocaelispor, A2 kadrosundan Emirhan Kılınç, Mert Yavuz, Yasin Çağan, Aliberk Tetik, Kerem Çalıoğlu, Burak Özgür Subaşı ve Mustafa Ertuğ'u A takıma çıkardı.

Sezon Öncesi Kamp ve Hazırlık Maçları
     Kocaelispor yeni sezona Grand körfez Hotel'de merhaba dedi. İlk gününde hafif tempolu çalışma yapan takımda morallerin iyi olması gözde kaçmadı. İlk etabın ertesi günlerinde takımın hırslı çalışması teknik ekibi mutlu ediyordu. Ekibimizin  ilk etapta oynadığı  tek hazırlık maçında ise Kandıraspor'u 10-0 mağlup etti.

     İlk etabı başarıyla noktalayan Kocaelispor, 17 Temmuz'da kampın 2. etabını yapmak üzere Kartepe'ye çıktı. Kocaelispor'un Kartepe kampında kadroda 32  futbolcu bulunuyordu. 2. etap kampında ilk hazırlık maçını PTT 1. Lig ekiplerinden Şanlıurfaspor ile yapan Kocaelispor rakibine 3-2 mağlup olmasına karşın oynadığı futbolla göz doldurdu.


     2. etap kampını 29 Temmuz'da noktalayan Kocaelispor, kampta 4 hazırlık maçı yaptı. Bunlardan Adanaspor ve Bergama Belediyespor maçlarından beraberlik, Ürdün U-19 milli takım ve Şanlıurfaspor maçlarında ise sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Teknik direktör Faruk Sarman "Futbolcularının kamp boyunca gösterdiği performanstan memnun olduğunu ve maçlardaki skorlardan çok oynanan mücadelenin önemli olduğunu dile getirdi"

     2 Ağustos tarihinde 3. etap çalışmasına başlayan Kocaelispor, ilk etapta olduğu gibi Grand Körfez Hotel'de yaptı. Bu etapta günde çift antreman yapan Kocaelispor, kamp süresince 3 tane de hazırlık maçı yaptı. Bursa Nilüferspor ve Orhangazispor maçlarından 1-0’lık galibiyetlerle ayrılırken, sezon açılış maçında ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hatta Club takımıyla 2-2 berabere kaldı.

Kaleci
     Son 2 sezondur Kocaelispor'un kalesini koruyan Rıza Altıntaş yeni sezonda takımın 1. kalecisi olurken, Samet Han'ın yedek, Emirhan Kılınç'ın ise 3. kaleci olması bekleniyor.

Defans
     Sol bekte sakatlığı tam olarak iyileşmeyen Serhat Öztürk'ün yerine Korhan İşeri, sağ bekte ise Ebubekir Şentürk oynayacaktır. Defansın ortasında Taha Bartu Bulut ve kaptan Koray Göksu oynayacaktır ancak Koray'ın sakatlığı nedeniyle ilk 3-4 maç Sercan Uslu ya da Osman Kandemir sahada olacak.

Orta Saha
     Orta sahanın ortasında Melih Ahmet Kaçar ve Sergen yıldırım ikilisinin görev alması bekleniyor. Sağ kanatta Yolcu Mansız, sol kanatta ise Sefa Narin oynayacaktır. Berkay Arslan ise forvet arkasında görev alarak orta sahanın ofansif oyuncusu konumunda olacak.

Forvet
     Tek forvet mi yoksa çift forvet mi oynayacağı konusunda hala kararsızlık yaşanan Kocaelispor'da, çift forvet oynanırsa Barış Civelek ve Burak Özgür Subaşı birlikte görev alacaktır ancak tek forvet olursa tercihin Barış Civelek'ten yana olacağını düşünüyorum.

Günün Transferleri (28 Ağustos)

Konyaspor: Eskişehirspor'dan Mehmet Güven ile anlaştı, yarın sözleşme imzalanacak. Konyaspor ayrıca Karabükspor'dan 1997 doğumlu genç oyuncu İlyas Ural ile anlaştı.
Beşiktaş: Tottenham'ın sol beki Benoit Assou-Ekotto'yu görüşmek için İstanbul'a getirdi.
Samsunspor: Zeljecnicar'ın 27 yaşındaki Boşnak golcüsü Eldin Adilovic ile anlaştı.
Elazığspor: Karabükspor'dan Hakan Söyler ile 2, Wattenscheid 09'dan Muhammed Ali Doğan ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. Daha önce anlaşılan Pape Sow ve Vitolo da Elazığ'a geldi.
Eskişehirspor: Erkan Zengin kulübüyle olan sözleşmesini 4 yıl daha uzattığını açıkladı.
Galatasaray: Burak Yılmaz konusunda Lazio ile anlaşma sağlayamadı, Burak takımda kaldı.
Fethiyespor: Konyaspor'un genç yıldızı Ali Dere ile 1 yıllığına kiralık olarak anlaştı.
Rubin Kazan: Espanyol'da forma giyen 23 yaşındaki Ganalı sol kanat oyuncusu Mubarak Wakaso'yu 6 milyon € bonservisle transfer etti, sözleşme 4 yıllık.
Karabükspor: Daha önce anlaşmaya varılan Norveçli sol kanat oyuncusu Morten Gamst Pedersen bu gece Karabük'e gelerek yarın resmi sözleşme imzalayacak.
Pınar Karşıyaka: Anadolu Efes'ten pivot Esteban Batista ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.
Batman Petrolspor: Güngörenspor'dan orta saha Abdullah Orak ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.
Konyaspor: Antalyaspor'dan ayrılan sol bek Ergün Teber, Konyaspor'la anlaştığını açıkladı.
Werder Bremen: Palermo'nun Arjantinli sol beki Santiago Garcia'yı Almanya'ya getirdi.
Gölcükspor: Siirtspor'dan 27 yaşındaki forvet oyuncusu Sinan Demir ile anlaşmaya vardı.
Livorno: Siena'dan Nijerya asıllı İsviçreli golcü Innocent Emeghara'yı 1M €'ya transfer etti.
Galatasaray: Belediye Vanspor'un 1997 doğumlu oyuncusu Orhan Pala, Altınordu'dan Mehmet Emre Kurt (2001) ve İstanbul BŞB'den Sefkan Elban'ı (1997) transfer etti.
Cruz Azul: Al Wasl takımından ünlü Kamerunlu orta saha Achille Emana'yı transfer etti.
Nevşehirspor: Gana U-19 milli takım kalecisi Ibrahim Osmanu ve Manisa Alaşehir'den orta saha oyuncusu Emre Ertekin ile anlaşmaya vardı.
Montpellier: Rennes'den Faslı sol bek Yassine Jebbour'u 500 bin €'ya transfer etti.
Bastia: Monaco'dan 20 yaşındaki Kongo asıllı ön libero Aadil Assana'yı transfer etti.

Erciyesspor'un Yanlışları (Necati Bildik)

     Erciyesspor deplasmanda Beşiktaş karşısında 2 kez öne geçmesine rağmen tecrübesizliğe, bireysel hatalara ve hakemlere 4-2  mağlup oldu. Ancak benim açımdan skorun hiç önemi yoktu. Skorun ötesinde gelişen olaylar beni derinden üzdü.

     Öncelikle Kadir Has Stadı'nı deplasmana çeviren yönetim büyük yanlış yaptı. Kasaya 130.000 TL girdi fakat belki de trilyonluk duygularımız yerle bir oldu. Biz Beşiktaş'a Güney tribünü vermedik, stadın tamamını verdik, gururumuzu verdik. Kayserispor'un üç büyüklerle yaptığı maçlardan sonra herkesin beklediği ortak bir şey vardı. Erciyesspor’un taraftar odaklı düşünen yönetimi aynı şeyi yapmayacaktı. Erciyesspor Süper Lig'e çıkınca aynı manzaralar olmayacaktı, herkesin istediği beklediği buydu.  Siz güney tribünü vermediniz, siz o memleket aşkıyla yanıp tutuşan insanların size olan inancını verdiniz. Evet 130.000 TL kazandınız, ama o insanların içindeki heyecanı bitirdiniz. O 130.000 TL'yi doya doya harcayabilecek misiniz? O paranın hayrını görebilecek misiniz?

     Güney tribünü verdiğinizden sonra gelen tepkilere verdiğiniz cevapta Güney tribünün dışında hiçbir tribünde Beşiktaş taraftarının olmayacağını söylediniz ama yalan söylediniz. Her yerde Beşiktaş taraftarları vardı. Locada bile Beşiktaş formalı insanlar yok muydu? Siz sadece deplasman tribününü verseydiniz yine belki güney tribünü Beşiktaş taraftarlarıyla dolacaktı, ama inanın diğer tribünlerde olmayacaklardı. Güney tribünü verdiniz maçtan 3 gün önce biletler bitti, diğer tribünlerden bilet aldılar. Bunu hepimiz tahmin ediyorduk, ancak siz güney tribün dışında Beşiktaş taraftarı olmayacak diyince yine umutlandık. Yine inandık. Yine hata ettik. Güvenlik görevlilerine talimat vermek zor muydu? Bir dahaki üç büyüklerle yapacağımız maçta yine aynı rezalet olacak mı? Ya da hatanızı kabul edip memleketini seven sahip çıkan insanların beklentilerine karşılık mı vereceksiniz? Tercih sizin, belki az para kazanırsınız ama memleketini seven kişileri mutlu edersiniz. Ya da yine çok hasılat elde edersiniz ve Kayserili olup Kayseri takımlarına hep bir ağızdan "Koyduk mu" diyenleri mutlu edersiniz.

     Her ne kadar geri planda kalsa da geçen yıl hak ettiğimiz PTT 1. Lig şampiyonluk kupasını bu maçtan önce aldık. Serkan Atak dışında o kupayı taşımayı hak eden kimse yoktu. Halen takımdan ayrılmayan Emre Öztürk'ü, Atilla Koca'yı, Numan Çürüksu'yu,  Sofiane Hanni'yi, Yusuf Balcıoğlu'nu seramoniye çıkartmak zor muydu? O kupada emeği geçen Osman Özköylü'müzü yardımcı hocalarımızı, geçen yılki futbolcularımızı kupa törenine davet etmek zor muydu? Belki fırsat bulup gelemeyecelerdi ama nezaketen de olsa arayıp davet etmek zor muydu? O hak ettikleri kupa ile fotoğraf çektirmelerini çok mu gördük? Biraz vefakar olsak ayıp mı olurdu? Halen bu fırsat kaçmış sayılmaz, gelin bir gün belirleyelim katılımın maksimum olacağı şekilde bir kupa töreni düzenleyelim.  Siz her ne kadar şampiyonluğu düzenli ödemelere doğru oyuncu tercihlerine bağlasanız da teknik direktör faktörü de çok önemli. Adanaspor, İzmir takımları, Rizespor yıllardır şampiyonluğa oynadı, yıllardır şampiyonluk kadrosu kurdu yıllarca Süper Lig'i istedi ancak bir tek Rizespor yıllarca uğraşarak Süper Lig'e çıkabilidi. Biz ise Süper Lig’e çıkmak istediğimiz ilk yılda bunu başardık, bunda Osman Özköylü’nün payını inkar etmeyelim, oyuncuların payını inkar etmeyelim. Sizin payınız kadar onların da payı var.  Onların hakkını parasal olarak ödedik ama manevi yönden de onlara hak ettiklerini verelim. Erciyesspor’a bu yakışır. Eski futbolcularımız her röportajında başkanımızın fedakarlığından bahsediyor, ekonomik olarak sıkıntı yaşamadıklarından bahsediyor, gelin bu güzel manevi duygulardan da bahsettirelim. Gerçekten de bize yakışan budur. Kupa töreni yapalım geçen seneyi yadedelim.
***Konuyla ilgili sonradan yapılan düzenlemenin detayları aşağıdadır.

     Son olarak canımı çok acıtan başka bir hususa değinmek istiyorum, Fuat Hoca iki haftadır oğlu Ferhat Çapa'yı ilk 18'e alırken bizim evladımız Emre Öztürk'ü kadro dışı bırakıyor. Yakışmıyor. 35’lik Ekrem sakatlansa yedeklerde sol bek yok. Dün Emre Öztürk'ün doğum günüydü. En azından doğum günü hatrına onu kadroya alsaydınız hocam. Yanlış yaptınız. Biz ilk 18'de sizin evladınızı değil kendi evladımızı görmek istiyoruz.

     *** Yazıyı yayınladıktan kısa bir süre sonra öğrendim ki başkanımız başta Osman Hoca olmak üzere bütün futbolcularımızı tek tek aramış davet etmiş kupayı siz alın demiş, Federasyona durumu bildirmiş. Federasyondan büyük bir memnuniyetle eğer böyle bir olay gerçekleşirse 2013-2014 Fair Play Ödülü için Erciyesspor’u aday gösteririz demiş. Fakat Osman Hoca ve futbolcular yoğunluklarından dolayı daveti geri çevirmişler. Bunun üzerine yine boş durulmamış Fuat Hoca’ya bu maçlık Serkan Atak’ın kaptan olması önerilmiş ve Serkan Atak kaptanlık pazıbandıyla kupayı kaldıran isim olmuş. O hengamede bunu basına duyuracak bir boşlukta bulunamamış. Bu vesileyle ben duyurmuş olayım. Görüştüğüm birkaç eski futbolcumuz da kendilerine davet geldiğini doğruladı ve şampiyonluk primine yapılan kesintiden dolayı kırgın oldukları için gelmediklerini söylediler. Bunu da bu vesileyle belirteyim. Takdir taraftarlarımızın…

27 Ağustos 2013 Salı

28.08.2013 İddaa Tahminleri

Çarşamba günü bülteninden seçtiğim Şampiyonlar Ligi maçları bunlardır. Herkese bol şanslar.

PTT 1. Lig'de 2. Haftanın Değerlendirmesi

           Ligin ikinci haftasında da ilk haftaya oranla değişen fazla bir şeyin olmadığını gördük. Maç tempolarının ilk haftaya benzer olduğunu, sadece bazı maçların bazı bölümlerinde bu temponun arttığını gördük. Transfer sezonunun bitimine kadar bazı takımlara çok ciddi takviyelerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Sezon başı kampını ideal kadrolarına yakın kadro ile geçiren takım sayısı sadece birkaç tane, bundan dolayı ikinci hafta da ciddi eksikliklerin göze çarptığı bir hafta oldu.

     Kahramanmaraşspor kendi evinde Ankaraspor'a karşı aldığı bir puanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ankaraspor'da daha ligin ikinci haftasında bu lige biraz ilgisi olan insanların kadroyu ezbere sayabilmesi Osman Hoca'nın önemli özelliklerinden biridir. Ankaraspor maçlarını izlerken takımın sahaya yerleşimi ve oyuncuların sistemin gereksinimlerini belirgin şekilde ortaya koyması hocanın özelliklerinden birini başarı ile uyguladığını görmekteyiz. Bunun yanından pas yapmayan hiçbir oyuncuyu barındırmayan Osman Hoca bu yıl sahanın 3. bölge oyuncularını serbest bıraktığını veya bu oyuncuların özelliklerinden dolayı bunu tam anlamı ile sahaya yansıtamadığını görüyoruz. Önceki yıllarda Osman Hocanın takımının ne oynadığını nasıl oynadığını herkesin bilmesine rağmen bunu çok iyi yapmalarından dolayı rakipler zorluk çekiyorlardı. Bu hafta Besim Hoca orta alanı kalabalık tutup pas bağlantılarını kesmeye çalıştı ve aldıkları bir puan ile sonuçtan memnun olduklarını düşünüyorum.

    Adanaspor teknik direktör değişikliğinden sonra kadroda büyük değişiklikler yaptı ve fazla oynama şansı bulamayan ve geçen yıl kiralık oynayıp bu yıl dönen oyuncuları sahaya sürdü. Genç bir takım diye dillendirildi! Evet geçen hafta oynayan takımdan yaş olarak daha gençtiler fakat biz yazılarımızda genç oyuncuyu bu sene için TFF'nin resmi olarak destek kapsamına aldığı 1994 ve daha sonra doğan oyuncular için kullanacağız ve bu hafta Adanaspor kadrosunda bu özelliği taşıyan bir oyuncu bulunmuyordu. Henüz hazır olmayan ve iki mevkide oyuncu eksikliği bulunan (şu an oynayan oyunculara saygıdan dolayı bu mevkilerin ne olduğunu yazmıyorum) Karşıyaka aldığı galibiyet ile camiaya önemli mesaj verdi ve eminim bu iki mevkiye yapılacak iki önemli oyuncu transferi ile ilerleyen haftalarda çok daha iyi bir Karşıyaka izleyeceğimizi düşünüyorum. Sait Hocanın oyunculara sağladığı rahatlık ve güven oyuncuların güzel futbol oynamalarına destek oluyor, bu ligin seyir zevki için hocaya bir teşekkür borçluyuz.

     İstanbul BŞB kazanma üzerine kurduğu oyunla bu hafta da kazandı ve ikinci haftada 6 puan olan tek takım oldu. Kadrosunun zenginliği ve önemli isimlerin kadroya dahi girememeleri takım içinde dengelerin iyi kurulmasını gerektirecektir. Bucaspor iyi mücadele ettiği ve pozisyon üretmekte sıkıntı çekmediği bir maç geçirdi, deplasmanda puan alması sürpriz olmayacaktı.

     Çanlar Tavşanlı için erken çalmaya başladı. Takımda kesinlikle önemli ve ligin iyi oyuncuları bulunuyor. Bu ligin önemli oyuncularından biri olan Sakib'ın bir an önce toparlanması gerekiyor. Sadece bu yıl için değil, bu ligin Sakıb'a ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Gol yollarında sıkıntı yaşamasının nedeni Cafercan ve Mehmet Besler'in yeterince üretken davranmaması, Agbettu'nun maçın çok az bölümünde görünmesi ve devamlılık sağlayamamasından kaynaklanıyor. Samsunspor deplasmanda önemli bir galibiyet aldı. Takım düzeni ve oyuncu seçimlerinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Yabancı oyuncuların haftalar geçtikçe lige daha adapte olacaklarını ve daha verimli olacaklardır.

     Adana Demirspor-Gaziantep BŞB için ayrı bir yazı kaleme almak gerekecektir. Çünkü her iki takım içinde söylenecek o kadar çok şey var ki. Antep takım deplasmana çift santrfor ile çıkarken Suat hoca takıma duyduğu güveni gösterdi. Çok kalite oyuncuların yedek kalması hatta kadroya girememeleri rekabet yaratma adına verimli olabilir fakat o rekabeti başka yöntemler ile sağlayıp bir an önce ideal bir kadro oluşturulması gerekecektir. Adana Demirspor ligde hedefe gidecek takımlardan biridir, gerek oyun yapısı gerekse oyuncu kadrosu bunu sağlayacaktır. Antep takımı kolay pozisyona giren bir takım ve ikinci yarıda bunu fazlası ile başarmalarına rağmen gol yollarında başarılı olamadılar. Demirspor taraftar desteğinin değiştiği (kadınlar ve çocuklar sadece) bir haftada önemli 3 puan aldı.

     Merakla beklediğimiz takımlardan biri olan Mersin İdman Yurdu ilk maçında orta alanda temposu yüksek fakat gol yollarında çok üretken olmayan bir takım görünümündeydi. Orduspor'un da orta alanda karşılık vermesi oyunun temposunu artıran nedenlerden biriydi. Puanların paylaşılması Ordu adına kayıptı.

     Balıkesir takımı orta alanda direnci yüksek ve uç hattı kesinlikle çok iyi bir takım. Attıkları gollerden çok ileri üçlünün hareketliliği ve sürekli üretken bir anlayış içinde olmaları önemli. Fethiye'de yaşanan tatsız olaylar ödüllü taraftara maç izleme yasağı getirecek ancak taraftarın içlerinden bunu temizleyeceğine inancım tam.

     Denizlispor'un üç puan alacağı bir maçta bunu başarmaları şaşırtıcı olmadı. Her iki takımında gol pozisyonu üretmekte sıkıntı yaşamamaları keyif verdi. Haftanın güzel olaylarından bir de Şevki'nin gol atması oldu. Şevki Çınar şu ana kadar ligde gol atan en genç oyuncu olmayı başardı.

     Manisaspor-Şanlıurfaspor maçı dikkatle izlediğim maçlardan biri oldu. Manisa takımı hareketli ve tempo olarak  Urfa takımına göre daha yüksekti. Oyunu önde kuran ve olgun atak arayan takım Manisaspor oldu. Urfa takımın orta alanında benzer özellikte üç oyuncunun bulunması geriden desteği zorlaştırdı. Sedat'ın önde destek sağlaması yeterli olmadı. Sercan oyuna girdikten sonra posizyonlar buldu fakat gol vuruşunu bir türlü gerçekleştiremedi. Şanlıurfaspor için aldıkları 1 puan sevindirici fakat bu hafta içerde 3 puan almaları gerekecek. 

Haftanın Takımı: Adana Demirspor
Haftanın Teknik Direktörü: Yücel İldiz
Haftanın Futbolcusu: Juninho (Adana Demirspor)
Haftanın Üzüntüsü: Geçmiş olsun Mehmet Kuruoğlu (1461 Trabzon)
Haftanın Formsuzu: Özkan Çeliker (Fethiyespor-Balıkesirspor maçının hakemi)
Alper Ulusoy (Denizlispor-1461 Trabzon maçının hakemi)
Sakıp Aytaç (TKİ Tavşanlı Linyitspor)
Haftanın Gölü: Ekigho Ehiosun (Samsunspor), Şevki Çınar (Denizlispor) 

Maç Analizi: Manisaspor - Şanlıurfaspor

     Maç Pazartesi akşamı olmasına rağmen Şanlıurfasporlu taraftarlar takımlarını yalnız bırakmadı ancak ev sahibi Manisa taraftarları stadı pek dolduramadı ve takımlarının itici gücü olamadı.

İlk Yarı
Şanlıurfaspor antrenörü Raşit Çetiner, takımda hızlı hücum silahlarının olması ve maçı deplasmanda oynayacak olmalarından dolayı kontra atak futbolu oynamak istedi ancak Manisaspor'un teknik adamı Kemal Özdeş, Şanlıurfaspor'un hücum silahlarını gözeterek defansını çakılı oynattı. İki takım da bu oyun stratejisiyle oynayınca ilk yarı az tempolu ve orta saha mücadelesi şeklinde geçti

İkinci Yarı
     İkinci yarıya Sercan/Murat değişikliği ile başlayan Şanlıurfaspor ilk yarıya nazaran daha iyi görüntü çizdi. Sankoh'un geldiği günden beri en etkisiz performansını sergilemesi Şanlıurfaspor'un daha iyi oynamasını engelledi. Nitekim Sankoh ve İsmail çıktı; Sezer ve Fotakis oyuna girdi. Sercan ve Yasin ile net pozisonlara giren Şanlıurfaspor, Volkan Babacan'ı geçemedi. Dakikalar 85'i gösterirken Sercan ile girdiği mücadelede kırmızı kart gören Mikic takımını 10 kişi bıraktı ancak kalan dakikalarda gol olmayınca maç başladığı gibi 0-0 eşitlikle sonuçlandı.

Maçın Hakemi:
     İlk yarıda orta saha mücadelesiyle geçen maçta oyunu çok kez durdurdu. 85. dakikada Sercan ile Mikic'in mücadelesinde Micik'e kırmızı, Sercan'a sarı kart gösterdi. Bence kırmızı kart kararı biraz ağırdı, her iki oyuncuya da sarı kart gösterebilirdi.

Maçın Hayal Kırıklığı:
     Maçn hayal kırıklığı geldiğin günden bu yana gösterdiği başarılı performansla taraftarın sevgilisi olan Alfred Sankoh'tur. Geçen haftanın yıldızı bu maçta hiç etkili olamadı.

Maçın İyileri:
     Şanlıurfaspor sol beki Kaan Konuk defanstaki hamleleriyle, hücuma çıkışıyla çok iyi performans sergiledi.
Manisaspor kalecisi Volkan Babacan ise ikinci yarıda yaptığı kritik kurtarışlarla maçın iyi isimlerinden biri oldu. Orta saha mücadelesine sahne olan maçta Bekir Yılmaz ve Sedat Ağçay gösterdikleri mücadele ile ön plana çıktı.

Antrenörler:
     Manisa teknik direktörü Kemal Özdeş, maç içinde Umut Sözen'i oyuna alarak takımının hücum gücünü bir nebze olsun arttırdı ancak Manisa takımının yedek kulübesini çok yetersiz.

     Şanlıurfaspor teknik direktörü Raşit Çetiner'in  ise İsmail Haktan'ı oyundan çıkarıp Sezer Badur'u oyuna almasına anlam veremedim çünkü Sezer'in oyuna girmesiyle orta sahanın ortasında oynayan 4 tane oyuncu aynı anda sahadaydı. Taraftar galibiyet istiyordu ama Raşit Hoca bu değişikliği ile beraberliği istediğini açıkça gösterdi. İki haftadır 18 kişilik kadro, ilk 11 ve oyuna giren oyuncular değişmedi. Raşit Hoca çok iyi bir rekabet ortamı oluşturmuşa benziyor!

Günün Transferleri (27 Ağustos)

Fethiyespor: Gençlerbirliği'nin genç yeteneği Artun Akçakın ile kiralık olarak anlaştı.
Gaziantepspor: Sancaktepe Belediyespor'dan stoper Erman Bulucu ile 2 yıllığına anlaştı.
İstanbulspor: Galatasaray'dan Uğur Ayhan ve Erdi Güncan'ı 1 yıllığına kiraladı.
Çine Madranspor: Turgutluspor'dan kaleci Özcan Çatalçam ile anlaştı.
Stoke City: Liverpool'un Faslı sol kanat oyuncusu Oussama Assaidi'yi 1 yıllığına kiraladı.
St. Etienne: Jeremy Clement ve Kurt Zouma'nın sözleşmelerini 2017 yılına kadar uzattı.
Mallorca: Bologna'dan İspanyol orta saha oyuncusu Marti Riverola'yı transfer etti.
Çatalcaspor: Diyarbakır BŞB'den Murat Tanburacı ve Sarıyer'den Barış Zıvalı ile anlaştı.
Silivrispor: Isparta Emrespor'dan 21 yaşındaki sol stoper Fuat Yaman'ı transfer etti.
Panathinaikos: Fulham'dan 32 yaşındaki Malili ön libero Mahamadou Diarra ile anlaştı.
AE Larisa: Lecce'den Brezilyalı  sol kanat ve forvet oyuncusu Inacio Pia'yı transfer etti.
Çıksalınspor: İstanbulspor'dan kaleci Efe Baş ve orta saha Fatih Küçük'ü transfer etti.
Adıyamanspor: Menemen Belediyespor'dan orta saha oyuncusu Ali Can Çelik ile anlaştı.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

27.08.2013 İddaa Tahminleri

Salı günü bülteninden sizler için seçtiklerim. Herkese bol şanslar bol kazançlar.

Salı, Çarşamba İddaa Kuponu

Scout Raporu: Furkan Gökçe Sürücü (İstanbulspor)

     Scout Raporu köşemizin bugünkü konuğu İstanbulspor kulübünde forma giyen 1994 doğumlu genç yetenek Furkan Gökçe Sürücü. Sitemizin yazarlarından menajer ve lisanslı scout Ali Karakaş'ın bu hafta canlı izlediği genç yetenekle ilgili görüşlerini sizinle paylaşıyoruz.

     Hafta sonu İstanbul Süper Amatör Ligi'nde oynanan İstanbulspor-Bağlarbaşı maçını yerinde izledim. İstanbulspor'da 35. dakikada oyuna giren 6 numaralı formayı taşıyan Furkan Gökçe Sürücü'den bahsetmek istiyorum sizlere.1995 doğumlu 1,65 boyunda yetenekli oyuncu. Furkan oyuna girdiği anda sahada pozisyon alması, koştuğu yerler ve yaptığı hareketlerle bir anda dikkatimi çekmeyi başardı Büyük bir yetenekle karşı karşıya olduğumu anladım, tüylerim diken diken oldu ve scout gözüyle onu izlemeye başladım artık.

     Profesyonel liglerde bu yaştaki çocukların oynaması normaldir ama Süper Amatörde oynamaları zordur. Hem fizik, hem de teknik kapasite sana fazla şans vermez bu tür güce dayalı futbolun oynandığı liglerde. Çok maç izledim ama alt liglerde böyle bir yetenek izlemedim daha. Bu kadar kendinden emin, özgüveni üst düzey olan kimseyi görmedim.

     Furkan hem hem ofansif hem defansif oynayabiliyor. Topla ilişkisi çok iyi, topla çok rahat oynuyor top da onu seviyor. Ara pasları harika, oyunun yönünü değiştirmesi, toplu ve topsuz alanda doğru seçimler yapması, onu farklı kılıyor. Uzun pas isabet oranı çok iyi ve forvet hattını kısa yoldan topu buluşturması takım için önemini arttırıyor. Teknik kapasitesi  ve futbolu aklıyla oynaması ile fark yaratıyor.

     Eksik olan tek yanı fiziki yetersizlik.Onu da profesyonel üst düzey bir takımda geliştirirse Türk futbolu çok özel bir yetenek kazanmış olacak. Oyun tarzıyla kendisini Recep Niyaz'a benzetiyorum. Büyük takımların izleme komitesinin bu çocuğu ısrarla takip etmesini öneriyorum. Benimle irtibata geçerseler bilgi almalarını sağlayabilirim.

Röportaj: Oktay Delibalta (Gençlerbirliği)

     Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Gençlerbirliği'nin yetenekli oyuncusu Oktay Delibalta. Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamlayan orta saha oyuncusu bu yıl Gençlerbirliği'nde performansının zirvesine çıkmak istiyor. Tecrübeli oyuncuyla Oğuzhan Arslan'ın yaptığı bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Oktay Delibalta, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?

     Merhabalar, futbola Şerefspor'da başladım. Bu takım bizim mahallenin takımıydı, hemen hemen her futbolcuda olduğu gibi mahallede top oynarken mahalledeki abiler tarafından keşfedildim (gülüşmeler). Babam ve annem de futbola başlamama sıcak baktılar, 8-9 yaslarındaydım. Serüvenim böyle başladı. Burada oynarken Beşiktaş'ın alt yapısına transfer oldum orada 1 yıl oynadıktan sonra da Sarıyer alt yapısına geçtim.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?

    Bir çok hocanın emeği olmuştur tabi ki. İlk etapta aklıma gelenler; ilk profesyonel olacağım sene beni keşfeden Adnan Dinçer, daha sonrasında Turhan Özyazanlar, Ercüment Çoşkundere, Ali Beykoz. Bu isimleri sayabilirim, bu hocalar bana çok şey katmıştır gerçekten.

Seninle birlikte futbola başlayanların pek çoğu bugün başka şeylerle uğraşıyor. Seni onlardan ayıran ve bugünkü noktaya gelmeni sağlayan farkların nelerdi?

     Evet bir çok arkadaşım futbolu bıraktı. Ben de bu noktalara gelirken bir çok zorluklardan geçtim. Saha içi olarak beni ön plana çıkaran özelliklerim bence çok yönlü ve yaratıcı bir oyuncu olmamdı. Her an sonuca etki edebiliyordum, bu bütün oynadığım takımlarda hep bir adım önde olmamı sağladı. Bunun haricinde de zorluklara karşı koyabilmem ve hiç yılmamam da buralara gelmemde önemli bir etken bence. Belki bazı noktalarda psikolojik olarak çok zorlanabiliyorsunuz ancak ben mücadeleyi hiç bırakmadım ve hedefe giden yoldan hiç sapmadım. Hala da hedeflerime ulaşmak için mücadeleme devam ediyorum.

Alibeyköyspor'da 4 sezon oynadıktan sonra doğduğun şehir olan Samsun'a, Samsunspor formasıyla döndüğünü görüyoruz. Bu transfer arka yüzünü okuyucularımıza aktarır mısın?

     Aslen Rizeli olmamla birlikte Samsun doğumluyum. 6-7 yaşında kadar Samsun'daydık, futbola düşkünlüğüm o yıllardan başlıyor.Yıllar sonra buraya tekrar dönüp Samsunspor formasını giyeceğimi bilemezdim tabi ki ama benim için çok farklı bi duyguydu. Alibeyköyspor'da şampiyonluk yaşadıktan sonra bir yıl da 2. Lig'de oynadım ve PTT 1. Lig takımlarından transfer teklifi almıştım. Bunların arasında da Samsunspor ismini duyunca daha bir heyecanlandım. Hayrettin Gümüşdağ beni Samsunspor'a istedi ben de teklifi kabul ettim. Ona da sizin aracılığınızla buradan teşekkür etmek isterim.

Samsunspor'a kariyerinin çıkış noktalarından biri diyebiliriz. Samsunspor yıllarını, kendi açından performansını ve taraftarla olan ilişkilerini bizlere anlatır mısın?

     Samsunspor gerçekten bana çok şey kattı. Kariyerimin en önemli adımlarını burada attım. Böyle büyük bir camiada oynamak bana büyük tecrübeler kazandırdı. Taraftarlarla iletişimim hep iyi oldu, ben onları onlar da beni çok sevdiler. Samsunspor taraftarı büyük bir taraftardır ve gerçekten formanın hakkını veren, yürekten oynayan futbolcuyu görüp desteklerler. Bu yüzden Gençlerbirliği formasıyla oraya gittiğimde de beni hep bağırlarına bastılar, hepsine teşekkür ederim. Unutamayacağım güzel 2 yıldı diyebilirim.

Samsunspor'dan Gençlerbirliği'ne transfer olarak Süper Lig'e adım atmış oldun. Bu transfer nasıl gerçekleşti?

     Samsunspor'da 2 yıl iyi bir futbol sergilemiştim, Süper Lig takımlarından teklifler alıyordum. Bunların arasında beni en çok heyecanlandıran Gençlerbirliği ismi oldu. Cem Onuk ve Hacettepespor'daki Seçkin Hocanın bu transferde emeği vardır. Beni izledikleri maçta beğenmişler ve transferimde etkili oldulara ama en son noktayı başkanımız İlhan Cavcav koydu. Transfer, onunla son görüşmemizde noktalandı.

Geçen sezonu Gaziantepspor'da kiralık olarak tamamladıktan sonra bu sezon Gençlerbirliği'ne geri döndün ve takımının kilit oyuncularından birisi konumundasın. Kendi adına ve takımın adına bu sezonki hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

     Oynadığım takımlarda hiç bir zaman sıradan bir oyuncu olmadım. Hep önemli kilit oyunculardan olmak için çok çalıştım. Takım olarak hedeflerimiz ligi üst sıralarda bitirmek, kendi adıma hedefim ise öncelikle takımıma bu sezon büyük katkı sağlamak. Bütün liglerde oynamış biri olarak artık kendimi her açıdan hazır hissediyorum ve hedefe giden yolda en üstlerde oynamaya hazırım ve bunu başaracağıma inanıyorum.


Gençlerbirliği kariyerin açısından büyük hedeflerini gerçekleştirmek adına büyük adımlarından bir oldu diyebiliriz. Bu başarılı istikrarını neye borçlusun? Gelecekteki hedeflerinden bahsedebilir misin?

     İlk yıllardan itibaren yılmadan yoluma devam ediyorum. Futbolda küçük iniş çıkışlar olabiliyor ama hiç bir zaman vazgeçmemek ve kendine inanmak gerekiyor. İstikrarın getirdiği başarısı buradan geçiyor. Dediğim gibi artık kendimi her anlamda hazır hissediyorum ve büyük takımlarda da rahat bir şekilde oynayacak kapasitede olduğumu düşünüyorum ve bunun için de çok çalışıyorum.

Hem PTT 1. Lig'de hem de Süper Lig takımlarında forma giymiş bir isimsin. Ligler arasında sence ne gibi farklılıklar bulunmakta?

     PTT 1. Lig'de mücadele üst düzey ama Süper Lig'in kalitesi tartışılamaz bence. Aralarındaki fark kalite farkı. Büyük takımlarla karşılaşıyorsunuz ve çok kaliteli oyuncularla karşılıklı oynuyorsunuz ama PTT 1.Lig'de kötü bir lig değil. 1. Lig'in mücadelesi yüksek ve heyecan dolu bir lig olduğunu düşünüyorum.

Süper Lig piyasasında çok büyük paralar dönüyor ama alt liglerde önemli sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Uzun yıllar amatör ve alt liglerde oynamış biri olarak o yıllarda yaşadığın en büyük sorunlar, gördüğün önemli eksikler nelerdi?

     Alt liglerde oynarken çok sayıda önemli sorun gördüm. Tesis anlamında sıkıntı var, maddi anlamda da bir çok sıkıntılar var. Ayrıca kulüpleri yöneten kişiler, başkanlar yöneticiler hep futbola uzak insanlar oldukları için bu da ülkemizde futbolun gelişmesine engel oluyor bence.

Maçlar ve antrenmanlar dışında özel hayatında neler yapmayı seversin, hobilerin neler?

     Evliyim ve 1 çocuğum var, zamanımın büyük bi kısmını aileme ayırıyorum. Çok renkli bir eşim var, sayesinde hiçsıkılmıyorum. Boş zamanalarda yapacak, oyalanacak bir çok şey bulabiliyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?

     Ben teşekkür ederim, benim için de çok keyifli bir sohbetti. Sizlere iyi yayınlar.
Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Bursaspor kendini buluyor..

Vojvodina hüsranı ve Eskişehirspor yenilgisinin ardından yerden yere vurduğumuz Bursaspor, bugün bizleri şaşırttı. Derin ve potansiyelli kadrosuyla maç öncesi favori gösterilen Galatasaray karşısında 3 puanı kaçıran taraf Bursaspor oldu.

     Daum'un ilk onbir tercihini gördüğümüzde, temel düşüncenin başlangıçta oyunu kontrolde tutmak ve teknik kalitesi yüksek rakibe rahat oyun alanı bırakmamak olduğunu fark ettik. Maçın başlangıcıyla birlikte oyunun her bölgesinde rakibe basan, topu kaybettiğinde ise topun arkasına geçen, önceki maçlardan son derece farklı, istekli ve mücadele eden bir takım vardı sahada. Rakip Galatasaray’da orta saha oyuncuları topu ayaklarına aldığı andan itibaren Burak Yılmaz'ın defans arasına yaptığı koşularda topu bu oyuncuyla buluşturma düşüncesindeydiler. Golü de böyle buldular. 

     Kötü performansları ile eleştirilen Frey, Civelli ve Taiwo maçı neredeyse "sıfır" hatayla tamamlayarak takıma alıştıkça daha çok katkı yapacaklarını gösterdi. Yalnız Taiwo'nun 2 pozisyonda ofsayfı bozan adam olması takımına zor anlar yaşattı. Bursaspor'da transfer şart, özellikle ön libero, sol ve sağ kanada. Nokta atışı transferlerle donanmış bir Bursaspor olsaydı o baskılar mutlaka daha fazla sonuç verebilirdi. Umarıım yönetim yakın zamanda transfer işini çözer.

     Batalla & Belluschi 
mükemmel saha içi ikili oluyorlar. Belluschi olmadan, Batalla olmuyor. Belluschi yokken herkes yerini almaya çalışıyor ama kimse onun gibi olamıyor, Belluschi yokken top almak için geriye gelen Batalla da hücumdaki etkinliğini kaybediyor.


     Gecenin en mutlusu herhalde Enes Ünal'dır. Dün akşam attığı golle Batuhan Karadeniz'in rekorunu kırarak Süper Lig'de gol atan en genç oyuncu olmayı başararak hayatı boyunca aklından çıkmayacak bir an yaşadı. Maçın en kötüsü ise hakem Mustafa Kamil Abitoğlu'ydu. 

Yazar: Sefa ÖRNEK