1 2 3 4 5 6 7 8

30 Mart 2014 Pazar

PTT 1. Lig Panorama | 32. Hafta

       PTT 1.Lig'de yoğun bir haftaya daha girdik. Ülkede yapılan yerel seçimlerden dolayı Cuma ve Cumartesi oynanan maçlarda, şampiyonluk mücadelesi veren takımlardan puan kaybeden tek takım Mersin İdman Yurdu oldu. Alt sıralarda ise galip gelen tek takım Tekden Denizlispor oldu. Ligin bitimine 6 maç kala Kahramanmaraşspor bir alt lige düşen ilk takım oldu. Önümüzdeki maçlar hafta içi oynanacak ve kısa sürede peş peşe oynanacak maçlar ile ligde birçok takım orta sırada hedefi kalmamış duruma gelmiş olacak. Ligin altı ve üstü için ise ligin sonuna kadar mücadele devam edecektir.

Haftanın Takımı: Karşıyaka
Haftanın Teknik Direktörü: Yusuf Şimşek (Karşıyaka)
Haftanın Futbolcusu: Ofoedu (Karşıyaka) Dilaver Güçlü (Ankaraspor) Emre Aygün (Orduspor)
Haftanın Formsuzu: Fahri Akyol (Adanaspor) Atacan Öztürk (Boluspor)
Haftanın Gölü: Taha Yalçıner (Samsunspor) Emre Aygün (Orduspor)

Tekden Denizlispor 2-1 Kahramanmaraşspor
       Denizli'de oynanan haftanın açılış maçında, kazanan Tekden Denizlispor oldu. Kahrammaraşspor aldığı bu mağlubiyet ile Spor Toto 2.Lig'e düşen ilk takım oldu. Maça etkili başlayan taraf Tekden Denizlispor oldu ve bulduğu penaltı golü ile Kahe takımını öne geçirdi. Golden sonra Maraş takımının atakları vardı, Aytaç kaleciyle baş başa kaldı ve bu defa penaltı konuk ekip için çalındı. Sinan skora eşitlik getirdi ve bu dakikadan sonra her iki takımında temposu çok düşük ve maçta bulunan pozisyon sayısı çok azdı. İlk yarının en önemli pozisyonlarında biri Aytaç'ın kaleci ile baş başa kaldığı ve sol ayağı ile topu dışarı vurduğu pozisyon oldu. İkinci yarı Şevki'nin sağdan pasına Janda topla buluştu ve ceza sahası içinde birçok Maraşlı oyuncunun içinden topu ağlara göndermeyi başardı. Konuk ekip maçtan kopmadı ve özellikle Razack ile ev sahi takımın savunmasını ciddi derecede zorluk verdi. Sinan'ın  beraberlik golü için vuruşu direkten dönerken, maçın bitiş düdüğü ile kazanan Tekden Denizlispor oldu. Tekden Denizlispor aldığı bu galibiyet ile ligde kalma barajı ile arasına 8 puan gibi ciddi bir fark yakaladı ve mucize gerçekleşmezse Tekden Denizlispor PTT 1.Lig'de kalmayı garantiledi.

Bucaspor 1-2 Ankaraspor
       Buca Arena Stadı'nda kadın ve çocukların sadece izleyebildiği maçı şampiyonluk hedefindeki Ankaraspor kazandı. Bucaspor'un ligde bir iddiasının kalmayışı ve maçın taraftar desteğinden yoksun olması oyuncuların direnci ve motivasyonunu eksilten etkenlerdi. Maçın ilk yarısı bariz Ankaraspor kontrolünde geçti ve Ankaraspor liglerde uzun süredir görmeyi arzuladığımız bir gol buldu. Altı oyuncu ile çıktıkları hızlı hücumda önce Galip ceza sahası üzerinde şut şansı varken topu kenara Dilaver'e oynadı, sonra Dilaver'in kaleye vuracağını düşünüp tüm Bucaspor'lu oyuncular kaleyi korumayı düşünürken, Dilaver topu Hanni'ye çıkardı ve Hanni belki de atabileceği en rahat gollerden birini buldu. İkinci yarıda Bucaspor'un oyuna hakimiyet ve atakları vardı. Bucaspor'dan Emre Ankaraspor golüne benzer pası Zafer'e çıkardı ve Zafer kafa ile boş köşeye gönderip skora eşitlik getirdi. Ankaraspor kornerden Berkay Can ile ikinci golü buldu. Bucaspor da Luiz'in eksikliği tüm duran toplarda hissediliyor ve hava hakimiyet güçleri iyice düşmüş durumda.

Adana Demirspor 2-2 Manisaspor
       Ligde bir iddiası bulunmayan Manisaspor'a karşı galip gelip ligde kalmayı garantilemek isteyen Adana Demirspor bu isteğine paralel bir oyun sergilemedi. Özellikle ilk yarıda buldukları pozisyonlarda oyuncular bireysel düşündü ve hücumda kombine oyunlar yerine bireysel çabaları göze battı. Manisaspor ise Perovic ile buldukları pozisyonu değerlendiremediler. Maçın ikinci yarısında, önce Abdülkadir ve hemen ardından Peroviç ustalıklarını gösterdi ve golleri buldular. Adana Demirspor şok gollerden sonra baskısını artırdı ve daha fazla sayıda oyuncu ile hücuma katıldı. Savunmadan dönen topa Efe çok iyi vurdu ve farkı bire indirdi. Manisasporlu oyuncunun hediye ettiği top ile Erçağ ceza sahasına rahat girdi ve Juninho'ya çıkardığı topu Juninho rahat bir şekilde gol yaptı. Eğer Erçağ'ın Juninho'ya çıkardığı pas gibi ilk yarı bu davranışları göstermiş olsalardı sahada rahat bir galibiyet alıp ayrılabilirlerdi. Adana Demirspor için bir puan da olsa çok önemliydi ve rakiplerinin kaybetmesi ile alt sıralardaki takımlar ile aralarındaki puan farkı biraz daha  açıldı ve kalan maçlara çok daha rahat çıkacaklardır.

Fethiyespor 0-2 İstanbul BBSK
       Fethiyespor göstermiş olduğu çıkışı sürdüremiyor ve bu maçta da gereken direnci gösteremedi. Taraftarın yoğun desteği altında geçen maçta İstanbul BBSK maça hakim başladı ve birçok pozisyonda özellikle Doka ve Visca ile N'Djock'u geçemediler. Geriden merkeze son adama atılan yüksek toplara stoperler neden çıkar anlamış değilim, santrafor zaten son adam arkasına koşu yapan yoksa aşırtabileceği kimse yok demek, geriye indirebileceği adamlar markaj altındaysa zaten alma şansın daha yüksek buna rağmen Fethiyespor'da Zizic ve Birol aynı anda Mehmet Batdal ile hava topuna çıkmaları arkalarında boşluk bıraktı ve Hakan Ateş hiç çıkarmaması gereken yere topu çıkarınca Visca kaleci ile baş başa düzgün bir vuruş ile takımını öne geçiren golü buldu. Golden sonra Fethiyespor özellikle Onur Okan oyuna girdikten sonra kaleye birçok denemesi oldu fakat başarılı olamadı. Cihat hoca skoru korumak için defansif yönü daha güçlü olan Mustafa Sarp'ı aldı. Duran topta Mustafa savunmanın yaptığı hatayı affetmedi ve skoru ikiye çıkardı. Fethiyespor'un çizgiyi geçen topunu yan hakem kaçırınca maçta başka gol olmadı ve Fethiyespor umutlarını kalan maçlara bıraktı.

1461 Trabzon 2-2 Mersin İdman Yurdu
       Mersin İdman Yurdu merkezden hücum problemi yaşayan takımlardan biri, fakat buna karşı kanatları etkili kullanan oyuncuları mevcut. Nduka bu oyunculardan biri ve maçın ilk yarısında sağ kanattan yaptığı ataklar ile 1461 Trabzon takımını zor durumda bıraktı. Nduka'nın ortaya çıkardığı topta Göksü ve kaleci Kubilay'ın iletişim problemi gole sebebiyet verdi. 1461 Trabzon'un ilk yarıda nadir geliştirdiği atakların birinde Barış önce Mustafa'ya çıkardı, Mustafa kaleye vurmayı düşündü fakat vuruşu etkisiz kalınca top Hasan'ın önünde kaldı, Hasan içeri çıkardı ve Yakubu rahat bir gol atarken aynı zamanda ligin ilginç gollerinden birine de imza atıyordu. İlk yarı biterken Barış'ın sakatlanıp oyundan çıkması, 1461 Trabzon'un hücum gücünü önemli ölçüde etkiledi. İkinci yarıda Mersin İdman Yurdu aradığı golü duran topta 1461 Trabzon oyuncusu Alim'in adam paylaşımında Anıl'ı kaçırması ile geldi. Mersin İdman Yurdu takımın en önemli eksiklerinden biri orta alanda pas hatası yapmasıydı ve 1461 Trabzon orta alanda bu pas hatalarına hızlı hücum ile karşılığı en iyi şekilde verdi ve kazandığı penaltıyı Alim gol yaparak bir nevi hatasını affettirdi ve geçen hafta Adanaspor'a karşı gerçekleştirdikleri geri dönüşü bu hafta Mersin İdmanyurdu'na karşı gerçekleştirdiler. Zorlu fikstürde kazanılan her puan çok değerli 1461 Trabzon bunu iki haftadır başarıyor.

Boluspor 1-4 Karşıyaka
       Boluspor sahasında hiç olmadığı kadar kötü bir oyun sergiledi ve farklı bir skor ile mağlup oldu. Engin hoca ile maçtan sonra yollar ayrıldı. Üstteki takımlar ile aradaki puan farkı dört olarak kaldı ve Karşıyaka aldığı bu galibiyet ile ligde kalmayı garantiledi. Boluspor'un ceza sahası içinde özellikle duran toplara fazla adam ile bulunmalarına rağmen yaşadıkları kargaşa ve pozisyon hataları anlaşılır gibi değildi. Karşıyaka'nın kullandığı korner atışında 3 Karşıyakalı oyuncu savunmanın tüm dengesini bozdu ve Ars ön direkte rahat bir vuruş yaptı takımını öne geçirdi. Boluspor'un ilk yarıdaki tek pozisyonu İsmail Haktan ile buldukları pozisyondu. İkinci yarıda Boluspor'un savunma hataları devam etti. Burak'ın kullandığı korner de Ofoedu'nun hiç kimse tarafında markaja alınmadığı açıktı. Atacan uyarıyı son anda yaptı ve topa da hatalı çıkınca Ofoedu çok rahat bir gol buldu. Takım iki farkla gerideyken savunmada yapılan riskli hareketleri Ofoedu affetmedi Atacan'ın boşalttığı kaleye topu kolay bir şekilde gönderdi. Emre'nin çabası ile taşıdığı topu Alican'a çıkardı ve Alican ev sahibi takımın tek golünü buldu. Maçın skorunu belirleyen Ahmet Arı oldu. Atacan'dan dönen topu tekrar tamamladı ve takımının dördüncü golünü buldu.

Samsunspor 3-1 Şanlıurfaspor
       Samsunspor emin adımlar ile hedefine ilerliyor. Sahasında rahat kazandığı bir maç oldu. Şanlıurfaspor bir galibiyet daha alıp ligi garanti altına almak istiyor, kendisi kazanamasa da alttakiler maç kazanamadığı için ligde kalma barajı beklenen kadar yükselmeyecektir. Maça iyi başlayan ve ilk pozisyonu bulan Şanlıurfaspor oldu fakat değerlendiremediler. Duran topta Sankoh'un üzerinden çok iyi sıçrayıp golü bulan Taha haftanın en güzel golünü buldu. Şanlıurfaspor kalecisi Fevzi şiddetli rüzgarı hesaba koyamayınca kornerden gelen topu çizgi üzerinde zor çevirdi fakat dönen top Ekigho'nun önünde kaldı ve Ekigho'ya sadece dokunmak kaldı. İkinci yarıda Şanlıurfaspor takımının yoğun atakları ile geçti. Fakat buna karşılık Canberk kanattan topu çok iyi taşıdı ve ortasında Adilovic takımının üçüncü golünü buldu. Şanlıurfaspor orta alanda bulunan defansif oyuncuların tamamını çıkarıp hücum ağırlıklı bir kadroya büründü, yoğun ataklarına devam etti fakat aradığı golü Sezer ile son dakikada bulabildi.

Gaziantep BŞB.Spor 0-3 Orduspor
       Haftanın en önemli galibiyetlerinden birini Orduspor, deplasmanda aldı. Deplasman maçlarında zaten büyük sıkıntı yaşamayan Orduspor lig düşme tehlikesinde bulunan rakibine karşı kolay kazandığı bir maç oldu. Landel'in taşıdığı topu Anıl iyi vurdu fakat az farkla dışarı çıktı. Orduspor'un kazandığı penaltıda, artık bir penaltı ustası olan Anıl gole dönüştürdü ve takımını öne geçirecek golü buldu. Orduspor hücuma çok oyuncu ile katıldı ve özellikle hızlı hücumlarda birçok pozisyon buldular. Emre Aygün'ün ceza sahası üzerinde ligin en uzun kalecilerinden olan Tolga'nın üzerinden aşırtma vuruş ile gol bulması haftanın güzel gollerinden biriydi. İkinci yarı oyunun mutlak hakimi yine Orduspor'du ve Anıl'ın ceza sahası içinde düşürülmesini hakem es geçti. Özellikle maçta performansı ile ön plana çıkan bir diğer oyuncu Canberk oldu. Kanatlardan taşıdığı toplar ve attığı final pasları ile takımına büyük katkı sağladı. Emre Aygün Canberk'ten aldığı top kaleci Tolga ile baş başa kalmasını sağladı. Kaleciyi çalımlayıp gol yapması gol becerisindeki ustalığını bir kez daha gösterdi.

Balıkesirspor 2-1 Adanaspor
       Haftanın kapanış maçında Balıkesirspor rüzgar ve yağış altında Adanaspor'u konuk etti. Balıkesirspor liderlik mücadelesi verirken Adanaspor ligde kalma mücadelesinde olunca ortaya sonucun önemli olduğu bir müsabaka çıkardı. Geçen hafta Adanaspor sahasında son saniyelerde yediği gol iki puan bırakmış ve bu maça, geçen maç büyük hatayı yapan İzzet'in yerine Fahri ile başladı. Ev sahibi takım ilk ciddi atağını Lalawele ile gerçekleştirdi fakat değerlendiremedi. İki takımın ilk yarıda kolay pozisyon vermediği bir maç oldu. Balıkesirspor savunmasının arkasına atılan uzun top Lalawele'nin sırtına çarpıp Tiago'nun önünde kaldı ve Tiago ilk yarı bitmeden takımını öne geçirecek golü buldu. İkinci yarının başında maçın kırılma anı Tiago'nun çok müsait pozisyonda topu dışarı vurması oldu. Balıkesirspor yoğun ataklarını kanatlarda gerçekleştirdi ve Adanaspor'un beklerde yaşadığı zafiyeti en iyi şekilde değerlendirdi ve Önce Muhammet Reis ardından Muğdat ile öne geçen golleri buldu. Fahri'nin oyundan çıkıp İzzet'in girmesi ile defansif anlamda kanatta sorun çözüldü ve Adanaspor beraberlik golünü bulmak için yoğun çaba sarf etti. Tiago'nun şutu savunmaya da çarpıp direkten kornere çıktı, Ergin Keleş ise ceza sahası içine kadar taşıdığı topa inanılmaz derecede kötü vurunca, Adanaspor  sahadan yenilmekten kurtulamadı.

Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

Pazartesi İddaa Kuponu

31.03.2014 İddaa Tahminleri

29 Mart 2014 Cumartesi

Haftasonu TV'de Spor Ekranı

29 Mart 2014 Cumartesi
13:30 Sivasspor - Gaziantepspor @Lig TV
13:30 1461 Trabzon - Mersin İdman Yurdu @TRT Spor WebTV
13:30 Boluspor - Karşıyaka @TRT Spor WebTV
14:00 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT 1
14:00 Anadolu Basket - Afyon Belediye @TBF TV
14:30 Altınordu - Körfez FK @Yeni Asır TV
14:30 Giresunspor - Turgutluspor @Mavi Karadeniz TV
14:30 Hatayspor - Aanadolu Selçukluspor @HRT Akdeniz TV
14:30 Yeni Malatyaspor - Çanakkale Dardanelspor @Vuslat TV
14:30 Çankırıspor - İnegölspor @Yaren TV
14:45 Manchester United - Aston Villa @Lig TV 3
15:00 İTÜ - Darüşşafaka @TBF TV
15:00 İstanbul Üni. BGD - Botaş @TBF TV
16:00 Mersin BŞB - Beşiktaş İntegral Forex @Lig TV 2
16:00 Gaziantep BBSK - Orduspor @TRT Spor WebTV
16:00 Elazığspor - Trabzonspor @Lig TV
16:30 Bayern Münih - Hoffenheim @TRT HD
17:00 Crystal Palace - Chelsea @Lig TV 3
17:00 Espanyol - Barcelona @NTV Smart Spor
19:00 Akhisar Belediyespor - Çaykur Rizespor @Lig TV 2
19:00 Torku Konyaspor - Galatasaray @Lig TV
19:00 Celta Vigo - Sevilla @NTV Spor Smart
19:00 Bologna - Atalanta @Tivibu Spor
19:30 Freiburg - Nürnberg @TRT Haber
19:30 Balıkesirspor - Adanaspor @TRT Spor
19:30 Arsenal - Manchester City @Lig TV 3
21:00 Genk - Zulte Waregem @TV Net
21:00 Athletic Bilbao - Atletico Madrid @NTV Spor
21:45 Milan - Chievo @Tivibu Spor 2
22:15 Sporting Lizbon - Vitoria Setubal @Tivibu Spor 3
23:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTV Spor Smart
23:00 Newell's Old Boys - Quilmes @TV Net
02:00 Houston Rockets - Los Angeles Clippers @Smart Spor
02:00 Washington Wizards - Atlanta Hawks @NBA TV

30 Mart 2014 Pazar
12:30 Lokomotiv Moskova - Spartak Moskova @Lig TV 3
13:00 Barcelona - Wolfsburg (Kadınlar) @Eurosport
12:30 Sassuolo - Roma @Tivibu Spor 1
13:00 Valladolid - Almeria @NTV Spor Smart
15:00 Lazio - Parma @Tivibu Spor 1
15:00 Sampdoria - Fiorentina @Tivibu Spor 2
15:00 Turbine Postdam - Torres (Kadınlar) @Eurosport 
15:30 Fulham - Everton @Lig TV 3
16:30 Borussia Mönchengladbach - Hamburg @TRT HD
17:00 Osasuna - Real Sociedad @NTV Spor Smart
17:00 Lille - Guingamp @Tivibu Spor 2
17:00 Braga - Benfica @Tivibu Spor 1
18:00 Liverpool - Tottenham @Lig TV 3
18:30 Hannover 96 - W.Bremen @TRT HD
19:00 Villareal - Elche @NTV Spor Smart
19:15 Nacional - Porto @Tivibu Spor 2
20:45 Napoli - Juventus @Tivibu Spor 1
21:00 Valencia - Getafe @NTV Spor
21:00 Lyon - St.Etienne @Tivibu Spor 2
22:00 Cleveland Cavaliers - Indiana Pacers @Smart Spor
23:30 Palmeiras - Ituano @Lig TV 3
02:00 Boston Celtics - Chicago Bulls @NBA TV

31 Mart 2014 Pazartesi
17:00 Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Liv Hospital @Lig TV 3
19:00 Anadolu Efes - Royal Halı Gaziantep @Lig TV 3
20:00 Eskişehirspor - Gençlerbirliği @Lig TV2
20:00 Fenerbahçe - Bursaspor @Lig TV
20:00 Kayserispor - Medical Park Antalyaspor @Lig TV 3
20:00 Udinese - Catania @Tivibu Spor 1
21:00 Granada - Levante @NTV Spor Smart
22:00 Sunderland - West Ham United @Lig TV 3
22:00 Livorno - Inter @Tivibu Spor 1
23:00 Real Betis - Malaga @NTV Spor Smart
02:00 İndiana Pacers - San Antonio Spurs @NBA TV
 TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

28 Mart 2014 Cuma

Cumartesi Maçlarından 2 Kupon

             GOL KUPONU
              SÜRPRİZ KUPON

29.03.2014 İddaa Tahminleri

Scout Raporu: Vincent Aboubakar (Lorient)

       Vincent  Aboubakar, 22 Ocak 1992 yılında Kamerun’un Yaounde şehrinde dünyaya geldi. Ülkesinin Cotonsport de Garoua takımında kariyerine başlayan oyuncu, 2010 yılında ise Fransa’nın Valenciennes takımına transfer oldu. Yeni takımında 9 numaralı formayı giymeye başlayan oyuncu Ligue 1’de Nice karşısında ilk maçına çıktı. 2012-13 sezonu sonuna kadar Valenciennes forması giyen oyuncu bu süre zarfından 71 karşılaşmada 9 gol atıp 3 asist yapma başarısı gösterdi. Oyuncunun gelişimini sürdürmesi ve oyuna katkısının artmasıyla birlikte ligin diğer önemli temsilcilerinden Lorient’e 2013 yazında transfer oldu. Lorient formasıyla yükselen formuyla beraber 29 karşılaşmada 12 gol, 6 asist yapmayı başarırken Ligue 1’in çıkış yapan isimlerinden birisi oldu. Aboubakar, milli takım kariyeri ise Kamerun U-20  takımına çağrılmasıyla başladı. Daha sonra diğer yaş gruplarında da forma şansı bulan Vincent, geçenlerde oynanan Portekiz-Kamerun dostluk mücadelesinde ise ilk kez A Milli formayı sırtına geçirmeyi başardı.

       Ben Aboubakar’ı Lorient’e transfer olduğu dönemden buna yana takip ediyorum ve ona karşı hep sempatim oldu. Aboubakar gösterdiği gelişim ile çalışkanlığını ve öğrenime açık olduğunu gösterdi. Aboubakar, 184cm boyunda ve fiziksel avantajlarını saha içerisinde çok iyi kullanıyor. Vincent’ın önemli özelliklerine gelirsek; hızlı, güçlü, son vuruşu kaliteli, soğukkanlı, çevik, ikili mücadelede diri ve kararlılığı yüksek olan bir forvet oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz. Bir forvetten beklenen birçok özelliğe sahip. Savunma arasına iyi koşular yapabiliyor ve ofsayt zamanlaması da gayet iyi. Topla buluştuğunda topu çok iyi saklıyor ve takım arkadaşlarına zaman kazandırabiliyor. Fiziksel üstünlüğü onun hava toplarında da etkili olmasını sağlıyor. Bencil ve hırçın bir yapıya sahip olmayan Aboubakar özellikle gerektiğinde pas tercihlerini de doğru kullanıyor.

       İlk yıllarında bazen tercih hataları yapan oyuncu, özellikle düzenli oynamaya başladıkça bu hatalarda azalma olduğunu bizlere gösterdi.  Aboubakar çok zeki ve çok iyi pozisyon alan bir forvet değil. Bitirici forvet modeline çok fazla uymuyor, bu nedenle oyunu set hücumu ve dar alana yığarak oynamak isteyen örneğin Arsenal gibi bir takımda başarılı olamaz. Hızlı hücum yapan ve etkili oyun kuruculara sahip bir takımda etkili olacağına inanıyorum. 4-2-3-1 sisteminde ve iki forvetli sistemlerin tümünde başarılı olabilir. Taktik olarak oyuna uyum sağlayabiliyor ve özellikle uzun süreler sağ ve sol açık olarak oynatılmasından ötürü maç içerisinde pozisyon değişiminde sıkıntı yaşamıyor. Yine de öncelikli olarak forvet olarak oynatılması kendisi ve takımı için faydalı olacaktır. Güçlü rakipler karşısında savunma ve orta saha oyuncularına gerektiğinde baskı yapıyor. Kendileriyle aynı güç ya da daha güçsüz takımlar karşısında ise rakiplerine üstünlük sağlayabiliyor. Aboubakar saha içerisinde takımına yardımcı olan ve rakibin kim olduğuna bakmaksızın istikrarlı bir performans sergilemeye çalışan iyi bir sporcudur.

       Aboubakar şuan için Avrupa’nın orta sınıf takımları tarafından izleniyor. Yüksek bir bonservis bedelinin olmaması ve özellikle oyun yapısı nedeniyle bu yaz talipleri olacaktır. Ülkemizde forma giyebileceğine inandığım Vincent için ciddi talip çıkarsa bu transfer gerçekleşebilir. Tahmini bonservis değeri 3 milyon € olan oyuncunun verilebilecek her kuruşu hak edeceğini düşünüyorum. Vincent'in en üst sıra takımları olmasa da orta seviye takımların rahatlıkla güvenebileceği bir forvet olduğunu söyleyebilirim.

Hazırlayan: Serdar SOYLU

Araştırma: Süper Lig'e Göz Kırpan Stoperler

       Her ne kadar Türk medyası çok fazla göz önüne getirmese de PTT 1.Lig'de birçok yetenekli oyuncu forma giyiyor. Aralarından bazıları Süper Lig'de de rahatlıkla oynayabilecek kapasiteye sahip. Bugünkü yazımızın konusu PTT 1.Lig'de başarılı performanslarıyla dikkat çeken ve rahatlıkla Süper Lig'de forma giyebilecek kapasiteye sahip genç stoperler. Buyrun, seçtiğimiz stoperleri hep birlikte tanıyalım.

Hikmet Balioğlu
       1990 doğumlu olan Hikmet, futbola 2003 yılında Manisaspor alt yapısında başladı ve 2008 yılında bu kulüpte profesyonel oldu. 2008-09 sezonunun ikinci yarısını ve 2009-10 sezonunun tamamını Menemen Belediyespor'da, 2010-11 sezonunu ise Altınordu'da kiralık olarak geçirdikten sonra Manisapor'a döndü. 2011-12 sezonunda Süper Lig'de mücadele eden Manisaspor'da sadece 4 kez forma giyebilen oyuncu, takımın o sezon küme düşmesiyle sonraki 2 sezon 1.Lig'de Manisaspor'un vazgeçilmez stoperi oldu. Hava toplarına hakim futbolcu, biraz daha kilo alıp güçlendiği taktirde geçilmez bir duvar olur. Hava toplarındaki etkisini hücumda skoru değiştirerek geliştirebilir. U19 milli takımımıza 2 kez, A2 milli takımımıza 6 kez çağırılan genç stoperin hem bu sayıları arttırması hem de Süper Lig'e transfer yapması uzak değil.

Lokman Gör
       1990 doğumlu olan Lokman, ilk futbol lisansını 2002'de Fenerbahçe'den aldı. 2004'de Pendikspor'a, buradan da sırasıyla Gebzespor ve Kasımpaşa'ya transfer oldu. 2008 yılında tekrar Pendikspor'a dönerek profesyonelliğe geçti. Pendikspor'da 4 sezon boyunca oldukça başarılı bir performans ortaya koydu ve üst liglerdeki kulüplerin dikkatini çekti. 2012 yılında Antalyaspor'a transfer oldu. Henüz Antalyaspor forması giymeden geçen sezon Samsunspor'a bu sezonda Ankaraspor'a kiralandı. Ankaraspor'da sergilediği dikkat çekici performansla A2 Milli takımıza çağrıldı. Sol ayaklı bir stoper olması ayrı bir avantajı. Ayrıca ayaklarına hakim, topu oyuna iyi sokabilen bunun yanında da sert, mücadeleci ve pes etmeyen bir oyun karakterine sahip. Zaman zaman maç içerisinde konsantrasyon kaybı yaşama sorunu var ama çalışarak bunun üstesinden gelebilir. Önümüzdeki sezon çok büyük ihtimalle kendisini Süper Lig'de test etme imkanı bulacaktır.

Efe Halil Özarslan
       1990 doğumlu olan Efe, 2002 yılında Çiftlikköy Adonisspor'da başladığı kariyerine 2004 yılında Gençlerbirliği'ne transfer olarak devam etti. 2008 yılında Gençlerbirliği ile 5 yıllık profesyonel sözleşme imzaladı. 1,5 sezon o zamanki adıyla PAF Ligi şimdiki adıyla A2 liginde oynadı. Daha sonra yarım sezon Ankara Demirspor'a, sezon sonunda Hacettepe'ye, bir sonraki sezonda ise Bucaspor'a kiralandı. Efe'nin performansından memnun olan Bucaspor, sezon sonunda oyuncunun bonservisini aldı. Bucaspor'da gösterdiği iyi performansa o sezon da devam eden Ef,e sezon bittiğinde Süper Lig takımlarından teklif almasına rağmen 1.Lig'de kalmayı ve Mersin İdman Yurdu'nda oynamayı tercih etti. Efe, Süper Lig dışında bütün profesyonel liglerde mücadele etti ve alt liglerin kendisine çok şey kattığını düşünüyorum. Güçlü ve fizikli bi stoper olan Efe, savunmada hava toplarına geçit vermediği gibi duran toplarda da hücuma çıkarak skoru değiştirme becerisine sahip. 2009 yılında 2 kez U19 Milli takımımızda oynayan Efe'nin yakın gelecekte milli takıma gidebileceğini düşünüyorum. Efe önümüzdeki sezon Mersin Süper Lig'e çıkamasa bile büyük ihtimalle bir Süper Lig takımının formasını giyecektir.

Mehmet Cansın Çiçek
       1992 doğumlu olan Mehmet Cansın'ın 2003 yılında Gençlerbirliği'nde başladığı futbol kariyeri, bu sezona kadar Hacettepe ve Gençlerbirliği arasında mekik dokuyarak geçti. Sene başında bir kez daha Hacettepe'den Gençlerbirliği'ne transfer oldu ve Denizlispor'a kiralandı. Denizlispor formasıyla sezon başından beri oldukça istikrarlı ve başarılı bir performans sergiliyor. Zamanlaması ve sezgileri oldukça iyi ayrıca çabuk bir oyuncu. Topu oyuna sokma konusunda kendini geliştirdiği taktirde Süper Lig takımları için aranılan isimlerden olacaktır. Henüz milli takım formasıyla tanışamamış olsa da formaya hiç uzak değil.

       Transfer Merkezi ekibi olarak, hem bu arkadaşlara hem de liglerimizde forma giyen tüm futbolculara sakatlıksız, başarılı bir kariyer diliyoruz. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle...

Hazırlayan: Utku YASTIKCI

26 Mart 2014 Çarşamba

İnfografik: 2.Lig'in Gol Analizi

Hazırlayan: Alper KAYA

PTT 1. Lig Panorama | 31. Hafta

       PTT 1.Lig'de Ankaraspor'un puan kaybetmesiyle haftalar sonra ligde lider değişikliği yaşandı ve ligin yeni lideri sahasında TKİ Tavşanlı Linyitspor'u yenmeyi başaran İstanbul BBSK oldu. Haftanın bir diğer kazananı olan Orduspor evinde Boluspor'a karşı çok zorlansa da attığı tek gol ile lig ikincisi Ankaraspor'u maç eksiğine rağmen yakalamayı başardı. Karşıyaka-Adana Demirspor ve Mersin İdmanyurdu-Gaziantep BŞB.Spor maçları haftanın golsüz biten müsabakalarıydı. Adanaspor evinde geriye düştüğü maçta üst üste bulduğu goller ile öne geçti fakat her iki devrenin bitiminde savunmanın yaptığı inanılmaz hatalar ile sahasında iki puan bıraktı ve iyi oyununa gölge düşürdü. Şanlıurfaspor haftalar sonra seyircisine keyifli bir maç izletti, iyi oynadığı maçta ikinci yarı oyundan düşen oyuncular ve Mustafa Aşan'ın dikkatsiz hamlesiyle yarattığı penaltı sonucu iki puandan oldu. Haftanın takımı deplasmanda Manisaspor'u yenmeyi başaran Tekden Denizlispor oldu.

Haftanın Takımı: Tekden Denizlispor
Haftanın Teknik Direktörü: Özcan Bizati (Tekden Denizlispor)
Haftanın Futbolcusu: Edin Visca (İstanbul BBSK) İrfan Başaran (Fethiyespor) Volkan Okumak (Şanlıurfaspor)
Haftanın Formsuzu: Adanaspor Defans Oyuncuları
Haftanın Gölü: İrfan Başaran / 2.Gol (Fethiyespor)

İstanbul BBSK 3-1 TKİ Tavşanlı Linyitspor
       İstanbul BBSK zengin kadrosu ve etkili hücum oyuncuları ile lige damgasını vuruyor, ligde kalma mücadelesi veren takımlar ile oynayacağı maçların ilkini kayıpsız kapattı ve puan sıralamasında liderliğe yükseldi. Özellikle hücum hattındaki oyuncuların performansları üst düzeyde ve önceki haftalarda yaşadıkları "hücumda organizasyon eksikliğini" bu hafta yaşamadılar ve iyi organize olmuş bir hücum hattı izledik. Visca'nın gösterdiği iyi performans  gol atmasını ve iki gol attırmasını sağladı. TKİ Tavşanlı Linyitspor'un direnci düşüyor, kazandıkları ivmeyi sürdüremediler. Maçta skor netleştikten sonra pozisyonlarını artırdılar fakat gol yollarında başarılı olamayınca maçı çeviremediler.  

Manisapor 1-2 Tekden Denizlispor
       Daha önce Ersun Yanal hoca ile çalışmış iki teknik direktör karşı karşıya geldi ve her iki takımda da ortak özellik orta alana verilen önemdi. Orta alanda kazanılan toplar ile hızlı hücum düşüncesi iki takımda da belirgin bir şekilde görüldü. Hatta Denizlispor takımın bulduğu ikinci golden önce orta alanda kaptırılan toplar ile karşılıklı hızlı hücumlar denendi ve son kazanan Tekden Denizlispor oldu, Manisapsor orta alanda oyundan çabuk düştü ve Tekden Denizlispor golü geldi. Tekden Denizlispor'un bulduğu ilk golde Yordanov'un koşusuna Hikmet hamle hatası yaptı ve kademeye diğer oyuncunun gelmesi gecikince Yordanov kaleci ile baş başa kaldı ve iyi bir vuruş ile Volkan'ı geçmeyi başardı. İkinci yarıda Abdülkadir'in penaltı noktasında yaptığı güzel vuruş ile bulduğu gol haftanın güzel gollerinden biriydi. Tekden Denizlispor aldığı bu galibiyet ile düşme hattından altı puan uzaklaştı ve rahat bir nefes aldı. Manisaspor'un ligde bir iddiası kaldığını düşünmüyorum artık, altıncı ile arasındaki yedi puan fark kalan maçlar için kapanacak gibi değil.

Orduspor 1-0 Boluspor
       Haftanın en önemli maçlarından biri konumundaydı. Ligin üst ve altını yakından ilgilendiren maçta bariz ofsayt pozisyonunda olan Adem topa vurulduğunda dışarı çıkarken Boluspor'lu Sercan içeri giriyordu, bu değişimde yardımcı hakem bariz ofsayt pozisyonunda olan Adem'i görmedi ve büyük bir hataya imza attı. Boluspor kesinlikle puan alması gereken maçta puansız ayrıldı ve ligde kalma hattının üstünde bulunan takımla aradaki puan farkı dörde çıktı. Maçın başında Boluspor'da Abdülkadir'in oyundan çıkmasıyla oyuna dahil olan oyuncu Çağrı oldu. Çağrı'nın ve Emre'nin aynı anda oyun alanında olması Boluspor'un kanatları etkili kullanmasını sağladı. Ofansif oyunu ve gösterdiği mücadele önemli ve etkiliydi fakat bunun yanında verdikleri pozisyonlar çok fazlaydı. Özellikle orta alanda direnç çok düşük kaldı ve daha önceki maçlarda Abdülkadir orta alanın direncini yükselten oyuncuydu. Savunma arasına ve arkasına kolay pas atılmasını sağladı. Kenardan kanatların etkili kullanımı orta alandan hücuma desteği gerektirdi. Kenardan gelen hava toplarında etkili olmayan İskender'e yüksek etkili toplar atıldı, fakat sonradan oyuna dâhil olan ve kenardan gelen yüksek toplarda daha etkili olabilecek Emrah ve Haluk'a aynı etkinlikte topların atılmaması Boluspor'un hücum etkinliğini azalttı. Orduspor aldığı bu galibiyet ile bir maçı eksik olmasına rağmen lig ikincisi Ankaraspor'u yakaladı ve avantaj sağladı.

Ankaraspor 0-0 Samsunspor
       Ligin en çok beraberlik alan iki takımının mücadelesinin beraberlikle bitmesine şaşırmadık aslında. İki takım da kazanmak ve ilk iki için şansını artırmak amaçlı sahaya çıktı fakat bir birlerine baskı kurmakta zorlandılar. Ankaraspor özellikle Tonia Tisdell ve Hanni ile hücumda pozisyon bulurken, Samsunspor yabancı oyuncuları ile etkili olmaya çalıştı. Her iki takımda ligde kolay mağlup olmuyor fakat aldıkları beraberliklerle daha üst sırada yer alma şansını kaçırıyorlar. Maça Samsunspor taraftarının yoğun ilgisi ve desteği vardı, deplasmana bu kadar taraftar ile gitmeleri takıma olan güveni göstermektedir. Ankaraspor'un lig boyunca gösterdiği sakinliği artık göstermediğini ve oyuncuların maç içinde gerek rakibe, gerekse kendi takım arkadaşlarına agresif davranışlarda bulundukları görüldü. Oysa ilk iki için hala ligin en favori takımlarından biri konumundalar. Bir maçları fazla olması psikolojik bir baskı oluşturabiliyor fakat unutulmamalıdır ki rakipleri tüm maçlarını alamayacaktır. Bu baskıyı en aza indirmek gerekir, çünkü altı takımın yoğun mücadele verdiği görülüyor ve sıralamada daha da aşağı düşmeleri son haftaya kadar iddialarını kaybettirmeyecek.

Kahramanmaraşspor 1-3 Fethiyespor
       Fethiyespor alabileceği en güzel deplasman galibiyetlerinden birini aldı. Alt sıralarda puan kayıpları sadece sıralamada yer değişikliğine sebep olmuyor aynı zamanda psikolojik etki de yaratıyor. Kahramanmaraşspor onurlu mücadelesine oyuncuları, teknik ekibi ve taraftarı ile devam ediyor. Maç boyuncu her iki takımında açık futbolu taraftarlarda memnuniyet yarattı. Ev sahibi takımın orta alandan Fethiyespor savunması arkasına attığı uzun toplar ile pozisyonlar buldular. Razack, Fethiyespor kalecisi N’Djock'a maç boyunca zor anlar yaşattı ve sonunda savunma durduramayınca penaltıya sebebiyet verdi. Ev sahibi takımda kaleci Ahmet'in geri pasta kontrol edip oynamak istemesi baskıya sebebiyet verdi ve vurduğu top kısa düşünce İrfan hızla ceza sahasına girip takımını öne geçiren golü buldu. İrfan maç boyuncu etkili oyununu sürdürdü ve uzaktan attığı gol ile haftanın gölüne de imza attı. İrfan'ın kullandığı kornere Ahmet Aras öyle bir yükseldi ki vuruşu da en az yükselişi kadar etkiliydi ve maçın skorunu belirleyen golü buldu. 

Karşıyaka 0-0 Adana Demirspor
       Ligde kalma mücadelesi veren iki takımda bu maçı kazanıp kalan maçlara rahat çıkmak istiyordu. Alınan beraberlik iki takımı da aslında iyi yerde tuttu, çünkü ligde kalma mücadelesinde sekiz puan fark oldu ve kalan maçlar için bu fark daha rahat oynamalarını sağlayacaktır. Maça damga vuran olay ise Erdi'nin kendi kalesine gönderdiği topu tekrar çıkarmak için hamle yaparken top çizgiyi geçtikten sonra hamle yapması ve hamleyi yardımcı hakemin bulunduğu bölgeden yaptığı için yardımcı hakemin bunu görme şansı bulamaması oldu. Orta hakem pozisyona uzak kaldı ve yardımcı hakemin görme şansı kalmadığı için kendisinin görmesi gerekirdi, bunu kaçırıp büyük bir hataya imza attı. Her iki takımda ofansif gücü yüksek oyuncularını yedek bekletmeyi tercih ettiler. Karşıyaka Cafercan ve Can Erdem sonradan oyuna dâhil olurken Caner yine kendisine yer bulamadı. Adana Demirspor'da ise Mehmet Eren sonradan Nurettin'in yerine oyuna dahil oldu. Maçın sonlarına doğru her iki takımda gol için yüklendi fakat maçta gol olmayınca bir puan ile ayrıldılar.

Mersin İdman Yurdu 0-0 Gaziantep BŞB.Spor
       Yılmaz hocanın gelişinden sonra alınan iki galibiyet bu maçın önemini daha da artırdı ve üstelik ilk defa yeni stadında maça çıktılar. Yoğun bir taraftar desteği vardı. Bu maçta alınacak bir galibiyet Mersin İdmanyurdu'nun ilk iki için en avantajlı takımlar arasına sokabilirdi. G.Antep BŞB.Spor düşme hattından çıkmak için yoğun bir çaba sarf ediyor, fakat alınan istikrarsız sonuçlar üst sıralara yükselmelerine engel oluyor. Maç boyuncu ofansif bir oyun yapısı sergilediler ve özellikle Sinan Özkan ve Erhan ile pozisyonlar buldular, buna rağmen en temel sorunları olan gol atamama sorunları devam ediyor. Ev sahibi takım Emrah'ın yerine Sinan'ın girmesi ile hücum hattını daha yoğun tuttu. Maçın ilk yarısında kornerden gelen topa Efe'nin yükselip gol yapmasında Efe'nin yaptığı bir faul yoktu fakat Mehmet Yıldız kaleci Tolga'nın topa yükselmesini engellediği için faul vardı. Mersin İdmanyurdu maç boyuncu çok pozisyon verdi ve Antep takımından Sinan ve Azu kaleci ile baş başa değerlendiremediler. Mersin takımda ise Mahmut oyuna girdikten sonra çok net pozisyonda kafa ile gol yapma başarısı gösteremedi.

Adanaspor 3-3 1461 Trabzon
       Haftanın en kritik maçlarından biriydi ve kaybedenin çok şey kaybedeceği bir maçtı. Adanaspor savunması yaptığı hatalar ile maça damgasını vurdu ve çok önemli iki puanı kaybettiler. 1461 Trabzon başlangıcı ve bitişi yapan takım oldu. Maçın henüz başında Veli topla çıkarken kaptırdığı topta savunma dengesiz yakalandı ve Barış topla buluşup takımını öne geçirdi. Fakat Adanaspor o kadar istekli ve etkili bir hücum hattına sahipti ki Tiago, Uche ve Ergin'e Mehmet Sak'ta katılınca gollerin, peş peşe gelmesi kimseyi şaşırtmadı. Adanaspor savunma oyuncuları boş durmadı ve bu defa sahneye Selçuk girdi. Atılan uzun topu kontrol etmek isterken ayağından fazla açtı ve Barış araya girip şutunu attı, top Tiago'nun ayağına çarpıp kaleci Günay'ın hiçbir şey yapamayacağı yere gitti. İkinci yarıda oyun Adanaspor takımının kontrolünde geçti ve Mehmet Sıddık kaleci Günay'a kontrolsüz girince kırmızı kart ile atıldı. Her şey Adanaspor'un istediği gibi giderken devreye bu defa İzzet girdi ve Merthan'ın rahatlıkla uzaklaştıracağı topu kaleciye oynamak isterken kısa düştü ve Mustafa Tiryaki son dakika olmasına rağmen soğukkanlı davranıp düzgün bir vuruş ile puan getirdi. Adanaspor haftalardır iyi futbol oynuyor fakat savunmasının yaptığı bireysel hatalar puan kaybettiriyor

Şanlıurfaspor 1-1 Balıkesirspor
       Şanlıurfaspor takımı bir an önce ligde kalmayı garantilemesi adına sahasındaki bu müsabakayı kazanması gerekiyordu. Balıkesirspor ise rakibin iç sahada aldığı kötü sonuçlara güvenip kazanabileceği bir deplasman gözü ile baktığı bir maçtı. Uzun zamandan sonra ilk defa Şanlıurfaspor takımını özellikle ilk yarıda büyük zevkle izledim. Oyuncuların mevkiye bağlılığı ve sahaya yayılışları belirgin bir şekilde görüldü ve bu sorumluluğu oyuncuları iyi taşıdı. Zenke ve Volkan kanatları etkili kullandılar, bana göre Şanlıurfaspor takımının sezon boyunca en büyük sıkıntısı forvet arkası yaratıcı oyuncu eksikliğiydi ve Youssef eldeki oyuncular içinde bu işi en iyi yapabilecek oyuncuydu, haftalardır yükselen bir grafiği var. Mustafa Aşan ve Sankoh direnci yüksek ve çok koşan oyuncular fakat Mustafa'nın hamle hataları devam ediyor ve Ceza sahası içinde yaptığı hamle iki puana neden oldu. Balıkesirspor takımı eski hücum gücünü bulamıyor artık ve hücum zenginliğini yakalayacak oyuncuları kullanmakta problem yaşıyor. Karikari'nin eksikliğini Muğdat ile gidermeye çalışıyor, Muğdat elinden geleni yapıyor fakat alışık olduğumuz hızlı hücumları göremiyoruz. Şanlıurfaspor takımının ikinci yarıda oyundan düşen oyuncu sayısı fazla oldu.
Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

Köşe Yazısı: Arena "Buz" Kesti

       Lig maçındaki gibi farklı skorun olması, değişmiş şartlar altında pek mümkün gözükmüyordu. Bursaspor'da Daum gitmiş, takımın başında İrfan Buz olacaktı. Kadroda değişiklik yapılmış, bir nevi önlem alınmış görüntüsü vardı. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nden elenmiş, ligde havlu atmış, futbolcuların morali dip yapmış ve formsuz bir dönemden geçiyordu. Mancini ile 21 maçta 21 farklı kadro, dün gece 22 oldu. Mancini, Semih'i kesip sağ stopere Burdisso'yu monte etmiş, Veysel yerine sağ bek tercihini Sabri'den yana kullanmıştı. Bu iki hamle Volkan Şen'in ekmeğine yağ sürdü.

       İrfan Hoca, Daum’un hatalarından ders çıkarmış, Caja ve Fernandao'yu İstabul'a getirmemişti. Sahaya sürdüğü 11 ve oyun şablonu Galatasaray’ın zaaflarından faydalanmak ve üstünlüklerini engellemek üzerine kuruluydu. Şamil önünde Bekir’li, Belluschi’li dirençli orta saha. Basser’li, Şener’li güvenli ve çabuk sağ kenar. Kontraatak futbolunu iyi oynayan Volkan solda, santrforda çabuk Sestak.

       Bursaspor’un, Sestak, Şener ve Volkan’la çok net pozisyonlar yakalayıp kullanamadığı maçın ilk yarısında Galatasaray hücumda çok etkiliydi. Galatasaray ilk devresini “şans’ yardımıyla 2-0 önde bitirdiği karşılaşmanın ikinci devresinin ilk dakikasında gol yemeyi başararak sezonun kısa bir özetini yapar gibiydi.

       İkinci yarı bambaşka bir senaryo vardı. Bursaspor'un, rahat, mücadeleci ve stressiz oyunu Galatasaray'a baskı olarak yansıyınca kaçınılmaz son gerçekleşti. İkinci devrenin otuzuncu saniyesinde gelen ilk gol umutları arttırmış oldu. İrfan Buz’un her müdahalesi Bursaspor’a katkı sağlarken, Mancini’nin Burdiso’yu çıkarıp Semih’i oyuna alması skoru koruma hamlesiydi. Bursaspor cesur ve etkili futbolunun karşılığını Bekir’in ayağından aldı.

       Alkışın en büyüğü İrfan Hoca’ya. Rakibi analizi, taktik anlayışı, oyuncu değişiklikleri ve zamanlaması, Daum’dan farklı olarak 90 dakika oyunun içinde oluşu ve sponsor sembolleri değil, boynunda Bursaspor atkısını kullanması özlediğimiz teknik adam özelliklerinin göstergesiydi.
Yazar: Sefa ÖRNEK

İnceleme: PTT 1.Lig'in İlginç Golcüleri

       PTT 1.lig'de mücadele eden ve farklı özellikleriyle dikkat çeken bazı oyuncular vardır. Bu bahsettiğimiz golcü oyuncuların kimisi futbol yaşamına yeni adım atmasıyla, kimisi fiziki özellikleriyle, kimisi de tecrübe farkıyla dikkat çekmekte. İşte bu golcülerden birkaçı...

ALİ ÖZTÜRK
(Balıkesirspor)
       Balıkesirspor forması altında izlediğimiz "Kocapabuç" lakaplı santrafor Ali Öztürk, 7 sezondur bu takımda forma giymekte. 1.91cm boyunda olan Kayseri/Develi doğumlu oyuncu, gençliğini Balıkesir'de geçirdi. Kuvvetli fiziği ve her hava topuna zorlanmaksızın vurmasıyla her seferinde rakip defans oyuncularını deliye çeviren golcü fizik olarak Mehmet Batdal'ı anımsatıyor. Hava hakimiyeti kontrolünü çoğunlukla topu indirmek, arkadaşlarına servis etmek için kullanan ve bu anlamda oldukça başarılı olan Ali Öztürk'ün, boy avantajına rağmen yeterli sayıda kafa golü atamadığı da görülüyor. Altınoluk Belediyespor'da başlayan futbol hayatın bir başka amatör kulüp Balıkesir Belediyespor'da devam eden Ali Öztürk, 2007-08 sezonunda 3.Lig'de mücadele eden Balıkesirspor'a imza atarak profesyonel oldu. Balıkesirspor'da oynadığı süreç içerisinde oyunuyla, karakteriyle kulübün unutulmaz isimleri arasındaki yerini şimdiden alan golcü oyuncu, taraftarın da sevgilisi olmayı başardı. Ali Öztürk 2009-10 sezonunda 3.Lig'de attığı 19 golle gol kralı olurken bu sezon da 3'ü lig 2'si Türkiye Kupası'nda olmak üzere 5 gol attı.

MURAT YILMAZ
(İstanbul BBSK)
       Ülkemize gelen gurbetçi oyunculardan biri olan Berlin doğumlu golcü 1.89cm boyunda. Bu sezon İstanbul BBSK kadrosunda ancak birçok futbolsever onu sahada göremedi. Bu sezon sadece Mersin İdman Yurdu karşısında ilk 11'de başlayıp 86 dakika forma şansı bulan oyuncu bu maç dahil 5 maçta forma giyebildi. Kariyerine Almanya'da başlayan golcü, 2009-10 sezonunda yaşadığı kısa bir Ankaragücü macerasının ardından tekrar yurt dışına çıkan çıkmış ve dönüşü geçen sezon Tavşanlı Linyitspor formasıyla olmuştu. 2012-13 sezonunun devre arasında Kütahya ekibine gelen golcü 13 maçta forma giyerek 3 gol atarken 2 tane de sarı kart görmüştü. Attığı gollerin ikisi Boluspor'a olmakla beraber Murat Yılmaz'ın mücadelelerin çoğunda 90 dakikayı tamamlayamaması dikkat çekmişti. İstanbul BBSK'ya transfer olduktan sonra bu sezon tek golünü ilk 11'de çıktığı tek lig maçı olan Mersin İdman Yurdu karşısında Atatürk Olimpiyat Stadı'nda attı.


ABDİ AKTAŞ
(TKİ Tavşanlı Linyitspor)
 
       Gerek hayatı gerek golcülüğüyle Türk futbolunda eşine benzerine az rastlanan enteresan adamlardan biridir Abdi Aktaş. 1975 İzmir doğumlu golcü oyuncu kariyerinde pek çok takımda forma giydi. Onu yakın zamanda Kütahyaspor, Güngörenspor ve Tavşanlı Linyitspor formaları altında izledik. 1994-95 sezonunda Çanspor'la 3.Lig'de forma giyen oyuncu 21 maçta 3 gol atmıştı. Süper Lig hariç Türk liglerinde her kademede forma giyen tecrübeli golcü, 2000'li yıllara ilk adımı Kütahyaspor'la atmış ve 5 sezon bu takımda forma giymişti. Daha sonra Akhisar macerasının ardından bir dönem askerlik görevini yerine getiren oyuncu amatör kümede top koşturmaya başlayarak Tavşanlı'ya transfer olmuştu. Tavşanlı Linyitspor'u profesyonel lige döndüren isimlerin arasında yer alan tecrübeli golcü, 2007-08 sezonunda 3.Lig'de 14 gol atmayı başarmış ama ertesi sezon tekrar amatör kümeye dönerek Kemalpaşa Belediyesi Ulucakspor'da ekmeğinin peşinden koşmak zorunda kalmıştı. Ancak Abdi Aktaş ve Tavşanlı Linyitspor için aralarındaki gönül bağı bitmemişti. Bu ayrılığın ardından tekrar profesyonel ligdeki Tavşanlı'ya geri dönen golcü oyuncu burada başarılı 4 sezon geçirirken Abdi Aktaş artık gönüllerde taht kuruyordu. 2009-10 sezonunda 2.Lig'de 10 gol atarak takımını play off'lar neticesinde 1.lig'e çıkaran kadronun önemli isimlerinden biri olan Abdi, PTT 1.Lig'de de uzun bir müddet bu takımın formasını giyerek 3 sezonda 15 gol atmıştır. Sezon başında bir alt lige İstanbul Güngörenspor'a gitse de bu ayrılık yine uzun sürmedi ve devre arasında Tavşanlı Linyitspor'a geri döndü. O artık 39 yaşında ama hala Tavşanlı'nın önemli bir oyuncusu.

İSMAİL KÖSE
(Manisaspor)
       Futbol yaşamına Manisa bölgesinden adım atanlardan futbolculardan biri olan İsmail Köse, henüz 18 yaşında. 2.Lig'de ilk kez Turgutluspor formasıyla profesyonel olan genç oyuncu, birçok Süper Lig takımının transfer listesine girmiş ve bu sezon devre arasında Manisaspor'a transfer olmuştu. 16 yaşında sırtına geçirdiği Turgutlu formasıyla ilk golünü Bandırmaspor'a atan oyuncu, 1,5 sezonda toplam 9 gole imzasını koydu. Kemal Özdeş'in güvenle oynattığı 1.82 boyundaki oyuncu zaman zaman maçlara ilk 11'de başladı. 6 maçta forma giyen genç yıldız şimdilik gol atamasa da önünde uzun yıllar göz önüne alındığında çok iyi yerlere gelebileceğini söylemek zor değil.

MATTIAS METE
(Şanlıurfaspor)
  
       Şanlıurfaspor'un devre arasında transfer edilen isimlerin arasında yer alan Mattias Mete, İsveç'ten ülkemize gelen oyunculardan biri. 1987 Stockholm doğumlu oyuncu uzun yıllar Syrianska alt yapısında A takımında oynadı. Oldukça ilginç özelliklere sahip olan oyuncu sıklıkla sağ ayağını kullanmayı tercih ediyor. Syrianska'da geçen günlerin ardından kendini Atvidaberg'de bulan oyuncu 2 sezon da burada forma giydikten sonra kiralık olarak yuvasına tekrar geri dönmüş ve takvimler Ocak ayını gösterdiğinde futbol gelişimini sürdürdüğü çizgiye tam tersi bir şekilde rotasını PTT 1.lig'deki Şanlıurfaspor'a çevirmişti. Şanlıurfaspor'da İstanbul BBSK ve Fethiyespor ile iç sahada oynadıkları maçlarda toplam sadece 27 dakika şans bulabilen Mattias Mete'nin Türk futboluna ne kadar uyum sağlayabileceği ve burada nasıl izler bırakacağı merakla bekleniyor.

Hazırlayan: Onur DÜNDAR

Scout Raporu: Dória (Botafogo)

       Matheus Doria Macedo, 8 Kasım 1994 tarihinde Brezilya'nın güneyinde futbol kokan sokaklarının bulunduğu şehir Sao Gonçalo'da dünyaya geldi. Brezilya ligi ekiplerinden Botafogo formasını terleten 19 yaşındaki genç futbolcu futbola da bu kulüpte başladı. 2011-12 sezonunda henüz 17 yaşında iken Botafogo'nun ligde Coritiba ile karşılaştığı maçta ilk kez A takım forması giydi. O günden sonra formayı kaptırmamayı başaran genç defans oyuncusu 2012 yılında toplam 20 kez Botafogo ile lig maçına çıktı. Bu 20 maçta bir gol atma, bir kez de asist yapma başarısını gösteren genç futbolcu sadece üç kez sarı kart gördü, genç yaşına rağmen stoper mevkisinde az kart görerek bu alanda da ne kadar dikkatli bir futbolcu olduğunu gösterdi. 2013 yılında ise artık tamamen formanın sahibi olan Doriâ, 30 kez Botafogo ile lig maçına çıktı ve tüm maçlarda 90 dakika sahada kalmayı başardı. Brezilya U-20 Milli takımının da kaptanlığı yapan Doriâ, Brezilya A Milli Futbol Takım'ıyla da 1 maça çıktı. 6 Nisan 2013'te Brezilya'nın Bolivya'yı 4-0 yendiği maçta 87. dakika da oyuna dahil olarak ilk kez A milli formayı  giymiş oldu. Brezilya U-20 Milli takımıyla birçok ülkenin katıldığı önemli bir turnuva olan 2013 Toulon Turnuvası'nda takım kaptan olarak yer alan Doria, takımıyla kupanın sahibi olmayı başardı.

       Doriâ, güçlü fiziği ile dikkat çeken bir futbolcu. Agresif yapısı, sıkı markajcı olması ile rakip hücumculara geçit vermeyen Doriâ, oldukça azimli kişiliği ile şu an Brezilya'nın en önemli genç futbolcularından birisi. Güçlü fiziğinin yanında atletik olması ile fark yaratan Doria, performansıyla dikkat çekiyor. Güç, denge, hız, agresiflik, sıkı markajcılık özelliklerinin yanı sıra enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen bir stoper olan Doriâ oynadığı mevki ve özellikleri bakımından Vincent Kompany'ye çok benzer özelliklere sahip bir futbolcu. 1.87cmboyunda ve sol ayaklı olan bu genç futbolcu liderlik özelliği dikkat çekiyor. Ülkemiz takımlarından Galatasaray'ın da Ocak ayı transfer listesinde yer alan Doriâ'nın tek zayıf noktası henüz az sayıda uluslararası karşılaşmaya çıkmış olması ve üst düzey liglerde nasıl bir performans gösterceği konusunda şüpheler olması. Doriâ'nın, önümüzdeki yıllarda önemli bir şanssızlık yaşamaması durumunda Avrupa'nın büyük bir takımına transfer olması bekleniyor.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

İnfografik: 3.Lig'in 3 Senesi

Hazırlayan: Alper KAYA

NBA Maç Analizi: Indiana Pacers-Miami Heat

       Doğunun hırçın çocukları eminimki bu gece herkesi basketbol anlamında nirvanaya ulaştıracaktır. Bir haftadır bu maçla yatıp kalkıyorum diyebilirim. Chicago-Indiana serisinden sonra bu maçta tuz biber olacaktır. Bir tarafta karaktersiz Miami, diğer tarafta ise etiyle sütüyle ortada olan Indiana! Indiana sezon başında play-off potasına ilk sırada girme hedefine ulaşmış gözükse de bu maçta alacakları galibiyet onlar için tüm sezona bedel olacaktır. Playoff'ta bir Indiana-Miami serisi muhtemelken -benim en büyük şampiyonluk adaylarımdan olan- Indiana canını dişine takacaktır. Miami'nin ise ne yaptığını kendileri dahi eminim kimse anlamıyordur. Onları hiç bu kadar çirkin bir ruh haliyle izlememiştim. Son Portland maçı buna ciddi anlamda bir örnektir. Karşılaşmayla alakalı ise, evet taraf bahisi anlamında herşeye rağmen zor bir mücadele olarak gözükse de ben Indiana'nın o karakterli oyunuyla Miami'nin aklını başına getirecek reaksiyonu göstereceğini düşünüyorum. Özellikle Miami koçu Erik Spoelstra afallamışken psikolojik baskı kurma konusunda usta Frank Vogel işi bitiren hamleleri maç içinde göstere göstere yapacaktır. Erik bu ligde önünde eğilip eli öpülecek bir adam fakat şuan surat ifadelerinden kontrolü kaybetmiş izlenimi veriyor. Lebron'a ağzını açıp birşeyler anlatıyor fakat Lebron oralı dahi değil. Ortada bir saygı kaybı sorununun olduğunu çok çok açık bir dille ortada! Beasley, Ray Allen ve Chalmers gibi görev adamı oyuncuları küsmüş bir surat ifadesiyle "bitse de gitsek" havasında mücadele etmeye başladılar. Özellikle yüzü hep gülen ve takımı adına canını dişine takan Ray Allen gitmiş yerine bambaşka bir adam gelmiş durumda.,

       Uzun lafın kısası Miami tarafında son 4-5 gecedir iyi işler ortaya koyulmazken bunun yanında bir sorun olduğu ve takımın sancı çektiği izlenimi veriyorlar. Bu kadar karaladık sorunlardan bahsettik fakat bu yinede sezon içindeki en ciddi rakiplerine karşı oynayacakları bir maç! Bu mücadeleden galip ayrılacak olan taraf psikolojik üstünlüğü ele geçirecektir. 2-3 sezondur Miami'nin 4-5 pozisyonunda oluşan sorun devam etmekte ve Andersen biraz etkinlik gösterse de boyalı alanda ciddi anlamda bir problem yaşıyorlar. Son 5 maçta boyalı alandan toplamda 356 sayı potalarında gördüler. Özellikle Indiana oyun anlayışına çok çok yakın olan Memphis'den 86 sayı yediler ve bu 86 sayının 77'si boyalı alan ve serbest atış çizgisinden geldi. Bu rakamlar sezon başı olsa normal gelebilir fakat şampiyonluk hedefleyen bir takımın ve sezonun sonuna yaklaşılırken bir inanmışlık örneği gösterip bu rakamları çok çok aşağılarda tutması gerekiyor diye düşünüyorum.

       Maçla alakalı şuursuz Miami'nin üstünlük kurma çırpınışları ilk yarıyı önde kapatmalarına yetebilir fakat maç sonu kesinlikle gülen tarafın Indiana olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda Miami'nin maçın temposunu yukarıda tutmaya calışacağını nitekim bunda başarılı da olacağını düşünüyorum. Öncelikli tercihlerim maç boyu filelerin sallanacağını düşünerek toplam sayıdan ÜST, bir uyanışa ihtiyacı olan Miami'nin Indiana tarafından dürtüleceğini ve maçı Indiana'nın kazanacağını düşünüyorum. Sürpriz olarak da iki gündür başarılı olan İY2 MS1 seçimini sizlere öneriyorum. Güzel bir basketbol gecesi olacaktır. Bol şanslar diliyorum.

Hazırlayan: Hakan GERİN

Çarşamba İddaa kuponu

25 Mart 2014 Salı

26.03.2014 İddaa Tahminleri

Madeni Kupa

       Türkiye Kupası'nda yarı final heyecanı bugün oynanacak Galatasaray-Bursaspor karşılaşmasıyla başlıyor. Yarın da Antalyaspor ile Eskişehirspor, diğer yarı final mücadelesinde kozlarını paylaşacak. Yalnızca ülkemizde değil; Hollanda, Rusya, Romanya, Macaristan, Danimarka, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Portekiz, Hırvatistan ve Ukrayna'da da kupa heyecanı yaşanacak.Peki, yaklaşık yarım asırlık geçmişi bulunan federasyon kupamızın ilk yıllarında, takımların kupadaki kaderini kâğıt paraların değil de madeni paraların belirlediğini biliyor muydunuz?

       Özellikle 1960'lı yıllarda Avrupa kupalarında bile taraflar birbirine üstünlük sağlayamazsa para atışına gidilirdi; hattâ iki sarı-kırmızılı temsilcimiz, Galatasaray ve Göztepe'nin rakiplerini kura ile geçtiğini görebiliriz. Sizler için arşivlerin sararmış sayfalarına dalıp normal hayatta pek de değeri olmayan ama Türkiye Kupası gibi bir organizasyonda takımların kaderini belirleyen madeni paraların öykülerini aktaralım dedik. İşte derlediklerim:

Beylerbeyi - İzmirspor
       10 Ekim 1962 tarihinde saat 17:30'da bu iki takım -o zamanki adıyla- Mithatpaşa Stadı çimlerine Türkiye Kupası'nda 2.tur mücadelesine çıkıyordu. Mücadeleye iyi başlayan evsahibi takım, 7.dakikada Gündoğan'ın golüyle ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı. İkinci yarıda ise kontrolü ele geçiren Ege ekibi, Cengiz'in 74.dakikadaki golüyle karşılaşmayı uzatmaya götürür; ancak 30 dakikalık uzatmada da sonuç değişmeyince - o zamanın kuralları gereği - iki takım ertesi gün aynı stadta, saat 14:00'da yeniden karşılaşır. Bu sefer lacivert-beyazlılar Bülent'in 25.dakikadaki golü ile ilk yarıyı 1-0 önde tamamlayan ekip olur; fakat bitime 6 dakika kala evsahibi yeşil-kırmızılılar, Benan ile berabereliği yakalar ve karşılaşma yine uzatmaya gider ve yine eşitlik bozulmaz. Ve artık kura atışına geçilir; hakem Rafet Ayaydın'ın yaptığı para atışı sonucu -o dönem yerel ligde mücadele eden- Beylerbeyi, 1.Lig -şimdiki Süper Lig- temsilcisi İzmirspor'u kupanın dışına iter.

Yeşildirek - Feriköy
       O dönem 1.Lig'de mücadele eden iki İstanbul takımı 24 Ekim 1962'de 3.tur mücadelesi için karşı karşıya geliyordu. Yine İnönü Stadı'nda oynanan ve 18:00'da başlayan mücadeledenin ilk randevusu 14.dakikada Küçük Rıdvan (Feriköy) ve 64.dakikada Ceyhun (Yeşildirek) karşılıklı golleriyle sona eriyordu.
İki takım bir sonraki gün 17:30'da aynı stadta eşitliği bozabilmek için mücadele edecekti. Karşılaşmanın ilk golünü 21.dakikada Yeşildirekli Kemal atar; Feriköy ise bu gole 56.dakikada Münacettin ile yanıt verir ve mücadele yine kuraya kalır. Tam 240 dakikalık mücadele sonucu Eminönü'nün yeşil-sarılı ekibi Yeşildirek, Şişli'nin kırmızı-beyazlılarını kupadan eler.

Beşiktaş - Göztepe
       İnönü Stadı'nda yine para atışıyla belli olan bir Türkiye Kupası karşılaşması daha. İlk karşılaşma 30 Ekim 1962'de 15:30'da başlar; başa baş geçen mücadelenin 120 dakikasında gol sesi çıkmaz ve karşılaşma ertesi gün 17:30'da tekrarlanır. İkinci mücadeleye Coşkun'un 11.dakikadaki golüyle öne geçen siyah-beyazlıların üstünlüğü 20 dakika sürer ve sarı-kırmızılılar Kâmil ile beraberliği yakalar. Artık iki takımın kaderi yine madeni paranın ellerindedir. Beşiktaş kaptanı Ahmet ve Göztepe kaptanı Seracettin, hakem Nejat Şener ile birlikte soyunma odasına gider. Soyunma odasından sevinçle çıkan kişi Seracettin olur ve sarı-kırmızılılar, 4.tur biletini kapıp İzmir'e sevinçli dönerler.

Diyarbakır YıldızsporAdana Demirspor
       O dönem 2.Lig’te mücadele eden Mavi Şimşekler; 1968’de ezeli rakibi Diclespor ile birleşip Diyarbakırspor’un kurulmasına ön ayak olacak olan, Diyarbakır’ın o dönem en gözde takımlarından Yıldızspor ile 1963’ün 24 Kasımı’nda 2.tur mücadelesine çıkar. Diyarbakır Atatürk Stadı’ndaki ilk 120 dakika 0-0, ikincisiyse 1-1 biter. Kura atışını galibi ise mavi-lâcivertliler olur.

BandırmasporMuhafızgücü
       1920 yılında Ulu Önderimizin emriyle kurulan ve o dönem Ankara’nın en önemli spor kulüplerinden biri olan Muhafızgücü’nün futbol takımı, 1965-66 senesinin 2. kademesinde renktaşı Bandırmaspor’un konuğu olur. 120 dakikasında gol sesi çıkmayan mücadele bu sefer tekrarlanmayıp kuraya kalırken, Ankara’nın bordo-beyazlıları gülen taraf oluyordu. Bu karşılaşmanın bir başka önemi, Bandırmaspor’un tarihteki ilk Türkiye Kupası karşılaşması olmasıydı.

Edirnespor – Karagümrük
       O dönem 2.Lig’de yer alan iki Marmara takımı 9 Ekim 1966 tarihinde 2.Kademe 2.Ön Eleme’de Edirne 25 Kasım Stadı’nın çimlerine ayak basar. Normal süresi 1-1 biten mücadelenin uzatmalarında taraflar birer gol daha bulur ve iş kuraya kalır. Evsahibi sarı-kırmızılılar kurayı kazanırken, kırmızı-siyahlılar İstanbul’a eli boş döner.

FenerbahçeAltınordu
       8 Mart 1967’de Ali Sami Yen Stadı’nda iki takım çeyrek finale çıkabilmek için kozlarını paylaşır. Karşılaşma boyunca İzmir takımının savunmasını aşamayan Kadıköy’ün sarı-lâcivertlilerinin kaderini “10 kuruş” belirleyecekti. Fenerbahçe kaptanı Selim Soydan yerine Ercan Aktuna (vekâletname karşılığında) ve İzmir’in kırmızı-lacivertlilerinin kaptanı Melih, kuraya katılan futbolcular olur. Hakem Necdet Oralalp 10 kuruşu havaya atar ve “yazı” gelir, Kadıköy takımı son 8’e adını yazdırır.

Altay – Göztepe
       Tarihler 25 Haziran 1967’yi gösterdiğinde, iki İzmir takımı Türkiye Kupası’nın 5.finalinde Alsancak Stadı’nda kozlarını paylaşırken, kupa ilk defa İstanbul dışına çıkıyordu. Karşılaşmayı Alman hakem Walter Eschweiler yönetirken, Zeki Gürkan ve Özdemir Erentok yardımcılıklarını yapıyordu. Karşılaşmaya iyi başlayan sarı-kırmızılılar, 18.dakikada Fevzi Zemzem ve 58.dakikada Halil Kiraz’ın golleriyle 2-0 öne fırlıyor; ancak siyah-beyazlıların sol açığı Aydın Yelken, 64.dakikada kişisel çabalarıyla rakip savunmayı aşıp farkı 1’e indiriyor, Aytekin Erhanoğlu da 2 dakika sonra mücadeleyi uzatmalara taşıyacak golü atıyordu. 30 dakikalık uzatmada da sonuç değişmeyince yine madeni para sahneye çıkıyor ve galibi belirliyordu: 5.Türkiye Kupası’nın Şampiyonu Altay.

Hazırlayan: Erkan ADAY

Nostalji: Deplasmanlı Amatör Lig

       2010-2011 sezonundan beri düzenlenen, statüsü bile tartışma konusu olan Bölgesel Amatör Lig'in selefi olduğunu biliyor muydunuz? 1980'lerin sonlarında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, kendi bünyesinde faaliyet gösteren amatör futbolun yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi amacıyla TFF ile ortak bir çalışma yaptı: Amaç, 3.Lig'in alternatifi bir lig oluşturmaktı; böylece Deplasmanlı Amatör Lig (DAL) uygulamaya konuldu.

İlk Deneme 1988-1989 Sezonunda Yapıldı
       1988-1989 sezonundaki Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası 2. ve 3.turunda denenen çift devreli lig usülü şeklinde oynanan ve 3.lige çıkacak 4 takımı belirleyecek uygulama 2 sezon sonra bu sefer tamamıyla uygulama alanı bulacaktı.

       TFF ,1989-1990 sezonunu sonunda bu sezona mahsus olmak üzere 3. Lig'den küme düşmeyi kaldırdı ve küme düşen takımları lige tekrar aldı. 1989-1990 sezonunda illerinde şampiyonluk alarak Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası'na katılan ve 3.Lig'e terfi etmeyi amaçlayan fakat bu hedeflerine ulaşamayan 168 takımdan kriterlere uyan takımların hemen hemen tamamı yeni kurulan lige alındı. (Profesyonel şubeleri olduğu için Kartalspor, Düzcespor ve Tekirdağspor gibi takımların amatör takımları ise yeni kurulan lige alınmadı.)

       Lige girmek için başvuru yapan 50’ye yakın takımın müracaatlarının tamamına yakını ise kabul edilmezken bu takımlara 3.Lig yolunun kapatılması lige alınmayan takımlarca büyük bir tepki ile karşılandı.

       Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı Amatör Futbol Kurulu ve TFF’nin ortaklaşa düzenlediği lig 19-20 Ekim 1990 tarihinde 18 grupta toplam 169 takımın katılımıyla başladı. Lig 2 tur üzerinden yapıldı. Çift devreli lig usulüne göre oynanan 1.tur sonunda 1.grupta Trabzon Kurtuluş, 2.grupta Erzurum Yol, 3.grupta Van DSİ, 4.grupta Çarşamba Şeker, 5.grupta Adana Köy Hizmetleri, 6.grupta Diyarbakır DSİ, 7.grupta Kayseri Belediye, 8.grupta Konya Yol, 9.grupta Ankara Gazi Tıp, 10.grupta Yeni Bornova, 11.grupta Kestel, 12.grupta Ankara Köy Hizmetleri, 13.grupta Didim, 14.grupta Manisa Köy Hizmetleri, 15.grupta Sefaköy, 16.grupta İSKİ, 17.grupta Küçükpazar, 18.grupta Kozluspor gruplarını şampiyon olarak tamamlayarak 2.tura yükseldi.

       Gruplardaki takım sayısına göre son 3 veya 4’te kalan toplam 65 takım ise doğrudan illerinde bulunan mahalli liglere düştü.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor 3.Lig'de
       2.tura yükselen 18 takımın 4 farklı gruba ayrılarak oynadığı çift devreli lig sonunda gruplarını şampiyon olarak tamamlayan İSKİ (İstanbul Büyükşehir Belediyespor), Ankara Köy Hizmetleri, Konya Yol ve Van DSİ takımları 3.lige yükselmeyi başardı.

Lig Statüsü Çok Katı ve Aceleye Getirildi
       Yeni kurulan ligin statüsü o kadar katıydı ki takımlar normal sezonu lig ikincisi bitirse dahi ertesi sezon lige devam edebilmek için mahalli ligde derece yapan takımla çift maç eleme usulü play out maçı yapmak zorunda kaldı. Ayrıca 12.grupta ligi aynı puan ve averajla tamamlayan Ankara Köy Hizmetleri ve Ankara DSİ takımlarının şampiyonluğunu kura atışının belirlemesi statü hazırlanırken aceleci davranıldığının en büyük göstergesi oldu.

       Ayrıca Sarıkamışspor, Pazarspor, Vezirköprüspor, Kırıkhanspor, Antalya Ormanspor, Samsun Kadıköy, Silifkespor ve Ardeşenspor gibi takımların hükümetin isteği ile 3.Lig'e alınması 1990-1991 sezonunda Deplasmanlı Amatör Lig’de yer alan diğer takımlarca büyük tepkiyle karşılandı. Kaldı ki Deplasmanlı Amatör Lig 5.grupta oynayan Silifkespor ligde son 4 sırada kaldığı için Mersin 1.amatör kümeye düşmesi gerekirken 3.Lig'e alınması tepkileri daha da arttırdı.

Maddi Sıkıntılar Ligin Ömrünü Kısalttı
       1990-1991 sezonunda başlatılan Deplasmanlı Amatör Ligin ilk sezonu adaletle bağdaşmayacak bazı kararlar dışında sorunsuz sayılabilecek bir şekilde kapandı. Fakat 1991-1992 sezonunun 1.tur 2.devre maçları ligin maddi tüm ihtiyaçlarını karşılayan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün lige ayıracak ödenek konusunda büyük bir sıkıntıya düşmesi sonucu uzun bir süre başlatılamadı. 1992-1993 sezonunda ise maddi kriz derinleşerek devam etti. Ligin masraflarını karşılayan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı Amatör Futbol Kurulu ile TFF arasındaki anlaşmazlıklar had safhaya vardı. Maddi krizin yanında yeni futbol kanunu ile amatörlerin TFF’ye bağlanması sonrasında çıkan yetki tartışması ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün harcamalar için para vermemeyi kararlaştırması lige büyük bir darbe vurdu. Güç de olsa aşılan sıkıntılar sonrası 2 tur üzerinden oynanan ve 7 takımın 3.Lig'e yükseldiği sezon büyük bir sıkıntı içinde tamamlandı.

       14 grupta çift devreli lig usülü ile tek tur ile oynanan 1993-1994 sezonunda ise gruplarında ilk 2 sırayı alan toplam 28 takım 3.Lig'e yükseldi. TFF 1993-1994 sezonunun sonunda yaptığı açıklamada maddi sorunlar nedeniyle bu ligin kaldırıldığını bildirdi. TFF, aynı sezon içinde bir ilke imza atarak maduriyetin giderilmesi adına DAL dışında illerinde amatör kümelerde derece alan takımlar arasında 3. Lig'e terfi maçları düzenledi ve burada başarılı olan takımlarıda 3. Lig'e aldı.
Hazırlayan: Benan DİKER
Fotoğraflar Fotospor ve Milliyet gazetesinden alınmıştır.

NBA Maç Analizi: Dallas Mavericks-Oklahoma City

       Dallas son dönemde şanssız 3-4 maç çıkartsa da parke üzerinde tam anlamıyla onur mücadelesi veriyor. Özellikle uzatmalarda kaybettikleri Minnesota ve Brooklyn Nets mücadelelerinden alınacak galibiyetler ile çok rahat bir ruh haline bürünebilirlerdi. Dallas psikolojisi sağlıklı bir takım olduğunda ciddi anlamda dolu dolu bir basketbol sergiliyor. Buna en büyük örnek olarak 2010-11 sezonunda ortaya koydukları mücadele anlayışını gösterebilirim. Oklahoma ise batı konferansının yaramaz çocuğu olarak anılmaya başladı. Kevin Durant ve arkadaşları bu sezon şampiyonluk ateşiyle yanıp kavruluyorlar ki bunu başaracak güce fazlasıyla sahipler. En azından son şampiyon Miami kadar karaktersiz ve lakayıt bir takım değiller. Bu sezon ne yapacaklar diye sorarsanız Oklahoma City Tunder - Indiana Pacers finali izletecekler diyebilirim.

       Karşılaşmayla alakalı ise bu mücadele dün yazısını paylaşmış olduğum Chicago Bulls ve Indiana Pacers karşılaşmasıyla aynı oyun düzeninde ve psikolojisinde oynanacaktır. Özellikle Oklahoma'nın vites düşürdüğünü düşünürsek onlar adına play-off savaşı veren Dallas'ı 1 adım önde görmek abes olmaz. Monta Ellis, Shawn Marion, Vince Carter ve Dirk Nowitzki büyük bir inanmışlık sergiliyor. Özellikle Ellis liderlik özellikleriyle takım arkadaşlarını çok bambaşka bir hava taşıdı. Şu an tek sıkıntıları boyalı alanda bırakmış oldukları boş koridorlar. Son 3 maçta potalarında gördükleri 336 sayının 234'nü boyalı alandan gelen şutlarla yediler. Playoff mücadelesi veren bir takım için bu yüzde oldukça fazla diyebilirim. Evet büyük bir enerjiyle oynadıkları doğru, çok kolay sayı ürettikleri de doğru fakat savunma anlamında hiçbir çabaları yok. Oklahoma karşısında alacakları galibiyet onlar için özgüven patlaması yaşatacaktır. Bu konuyla alakalı dün Chicago'yu örnek göstermiştim ve onlar da eminim geri kalan 11 maçından 7 galibiyet çıkartıp hedefleri olan 3'lük potasıyla giriş yapacaklardır. Bugün ise Dallas'a duyduğum güven oldukça fazla! Koç Rick Carlisle ciddi rakiplere karşı gerektiğinde uyguladığı alan savunması ile maç içinde bir kaos ortamı yaratabiliyor. Özellikle Devin Harris'i bu noktada oldukça aktif bir şekilde kullanıyor.

       Oklahoma'dan bahsetmeye gerek olmadığı düşünüyorum. Eminim ki çıkıp en iyi şekilde oyunlarını ortaya koymaya çalışacaklardır fakat karşılarında fazlasıyla çirkef bir Dallas göreceklerini düşünüyorum. Güzel ve zevkli bir mücadele olacaktır. Basketbol severlere önerim bu mücadeleyi izlemeden yeni bir güne merhaba demeyin! Potadan çok top döner toplam sayıdan ALT olur. Dallas mücadeleden galip ayrılır. Yine iki yönlü bir oyun oynancağını düşünerek İY2 MS1 4 oran tercihi de şimdiden hayırlı olsun diyorum. Bol şanslar diliyorum.

Hazırlayan: Hakan GERİN

24 Mart 2014 Pazartesi

25.03.2014 İddaa Tahminleri

Batman, Petrol Çıkardı!

       3. Lig’de ikinci devrenin başlamasıyla yükselişe geçen ender ekiplerden birisi olan kırmızı beyazlı Batman Petrolspor’un iyi gidişatının ardında yatan isim, 21 gol atan 1992 doğumlu bir forvet!

       Kısaca kulübün yükselişini irdeleyelim: Geçtiğimiz yıl play off’ta elendikten  sonra bu sezon kötü bir ilk devre geçiren ve küme düşmeye aday takımlar arasında dillendirilmeye başlayan Batman Petrol, ikinci devrenin ilk sekiz haftasında beş galibiyet, iki beraberlik alınca tekrardan play off ihtimali gündeme taşınmıştı. Geçtiğimiz hafta mağlup olarak namağlup süreci sekteye uğrayan Batman temsilcisi, bu hafta kazanarak “yola devam” dedi. Bu hafta 2-0 kazanılan Aksaray maçında maçın skorunu belirleyen iki penaltı golünün de ardında aynı isim vardı: Hasan Ahmet Sarı.

       Hasan’ın adını Türkiye Kupası’nda Boluspor’a 3-2 yenilen Batman Petrolspor’un iki golünü de kaydettiğinde ciddi manada duydu spor camiası. Tek başına skoru uzatmalara taşıyan Hasan’ın mücadelesi yetmemiş; uzatmalarda Alican Karadağ ve Gökhan Emreciksin’in gollerine karşılık üçüncü bir golü bulamayan Batman Petrolspor kupadan elenmişti.

       Hasan Ahmet Sarı, Trabzonspor’dan kiralık olarak Batman Petrolspor’a geldi. Kariyerine Trabzonspor’da başlayan Hasan; 1461 Trabzon, Giresunspor ve Fethiyespor formaları giydi. Tüm gittiği takımlara kiralık olarak giden Hasan Ahmet Sarı için sanıyorum ki Trabzonspor’un planları ciddi.

       2009-2010’da A2 Ligi’nde 7 gol atınca dikkatleri üstüne çekiyor. Sonraki sezon ilk devresine 13 gol sığdırdığı A2 kariyerine son veriliyor ve 2. Lig’deki 1461 Trabzon’a kiralanıyor. 7 kez fileleri havalandırmayı başarıyor, bu yedi golü sayesinde 1461 Trabzon’un sadece Hasan Ahmet’ten kazandığı puan sayısı ise 7. Yani, her golü altın değerinde! O sezon sadece bir puan farkla kümede kalabilen 1461 Trabzonspor’un tarihinde Hasan Ahmet Sarı’nın yeri ‘biraz’ farklı olmalı…

       2011-2012’de gene aynı adrestedir: 1461 Trabzon. Ancak bu kez sadece üç kez gol şansı bulur, yine de bir gelenek bozulmaz. Sırf onun attığı gollerle toplam 3 puan kazanır 1461 Trabzonspor.

       2012-2013’te terfi kazanan Fethiyespor formasını terletir, dört kez gol kaydeder; onun gol attığı maçlarda sadece bir kez yenilir Fethiyespor. Derken, ilginç bir kararla 1. Lig’e yükselen Fethiyespor veya halihazırda 1. Lig’deki 1461 Trabzonspor varken 3. Lig’de mücadele eden Batman Petrolspor’a kiralanır. Sezona Sancaktepe Belediyespor’a attığı golle başlar, Hacettepe ve Boluspor (2) maçlarıyla devam eder.
Maltepespor’u 5-1 yenen Batman’ın dört golünün birden altında imzası bulunan Hasan, kariyerinin en sükseli maçını çıkarmıştır: Fethiyespor’da bir sezonda attığı gol sayısı kadar gol kaydetmiştir!

       44 puanla play off hattının bir puan gerisinde yer alan Batman Petrolspor’un yedi maçı kaldı. Şimdiye değin 27 maçın 13’ünde gol atmayı başaran Hasan, kalan maçlarda da benzeri bir performans sergilerse play off hayalden öteye geçecek Batman temsilcisi için. Halihazırda, toplanan 44 puanın 14’ünü sadece Hasan’ın golleriyle aldığını da düşünürsek, Batman’ın petrol bulduğunu iddia edebiliriz rahatça.

Hazırlayan: Alper KAYA

22 Mart 2014 Cumartesi

Dünden Bugüne: Arsene Wenger

       İnanın yazımın girişini yazmakta o kadar zorlandım ki kaç defa yazıp sildiğimi hatırlamıyorum bile. Bu adama o kadar değer veriyorum ki bu nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemedim açıkçası. Futbolu bilen ve seven herkes elbette tanıyordur Wenger'i ama ben de kendimce anlatmaya çalışacağım sizlere.

       Arsene Wenger’i tanımak için ondan öncesine de değinmek gerek. Genç kuşaktan arkadaşlarımız belki bu dönemleri hatırlamıyor olabilir ben de hatırlamıyorum ama merak edip araştırdıktan sonra Wenger’e olan saygım bir o kadar daha arttı. Sene 1986 ve takımın başında takımın eski oyuncularından George Graham var. George Graham dönemine kadar Arsenal, sürekli belirli dönemlerde başarılar elde edip sonra tekrar arka plana çekiliyordu. Graham’ın takımın başına geçmesiyle kupasal olarak başarılar yakalansa da oyunsal başarının yakalandığını söylemek zor. Graham’ın oyun taktiği o kadar berbattı ki izlemek işkence gibiydi, "bir gol at üzerine yat" taktiği ile başarılı olmayı amaçlamıştı. Graham’ın kovulduğu 1995 yılına kadar Graham ile lig kupaları ve lig şampiyonlukları kazanıldı. 1995 yılında Graham’ın oyuncuların sözleşme imzalamaları karşılığında bu sözleşmelerden komisyon aldığının ortaya çıkmasıyla takımdan kovulmasıyla Arsenal’ın yeni teknik direktörü Bruce Rioch getirildi. Bruce’un bir yıllık teknik direktörlük macerasının ardından takımdan kovulmasıyla teknik direktörlük koltuğu için birçok önemli isim aday gösterildi. Bu adaylar arasından en güçlü isim Johan Cruyff’tu ve herkes onun takımın başına geçeceğini düşünüyordu. Arsenal’ın eski Asbaşkanı David Dean sürpriz bir kararla kimsenin adını duymadığı Arsene Wenger’i takımın başına getirmesiyle herkes şaşkına dönmüştü. Peki David Dean nereden tanıyordu bu adamı? David Dean Wenger’in Monaco’nun hocalığını yaptığı dönemde kendisiyle Monaco’da tanışmış ve ona o zaman Graham’ın teknik direktörlük yaptığı dönemde teklif götürmüş fakat Wenger bu teklifi kabul etmemişti. Aradan bir sürenin geçmesinin ardından David Dean yeni bir teklifle Wenger’in kapısına gitmiş ve bu kez kabul ettirmişti Arsene Wenger’in Monaco ve Japonya macerasının başarılı geçmesine rağmen hiç isminin duyulmamış olması nedeniyle Arsenal için soru işaretleri barındırıyordu. Arsenal’ın eski oyuncularından Nigel Winterburn antrenmanda gördüğü Wenger için "Kim bu adam, burada ne işi var" diye takım arkadaşlarına sormuştu.

       1996 yılında takımın başına getirilen Arsene Wenger ile Arsenal’in başarılar dönemi başlayacak,  Arsene Wenger’in takımın başına gelmesiyle Arsenal ve İngiliz futbolunun tüm çehresi tamamen değişecekti. Wenger “İngilizler beslenmeyi ve yaşamayı bilmiyor” diyerek İngiliz futboluna eleştirilerde bulunuyordu. Takıma geldiği ilk dönemlerde antrenman, beslenme ve sağlık departmanlarında isimsel ve yapısal değişikliklere giderek takımın yapısını değiştirmişti. Bu değişime takım hemen adapte olamasa da ilk meyvesini 1998 yılında kazanılan lig şampiyonluğu ve FA Cup şampiyonluğu ile verecekti. Daha sonraki yıllarda ise 2002, 2004 yıllarında Premier Lig şampiyonlukları, 2002, 2003 yıllarında FA Cup şampiyonlukları ve 1998, 1999, 2002 ve 2004 yıllarında ise Comunity Shield şampiyonlukları yaşamıştı. Arsene Wenger’in bu başarılarıyla doğru orantıda oynattığı harika futbol da takdir toplamıştı. Kupasız geçirdiği yıllarda lig ikincilikleri ve Avrupa kupalarında başarılar elde eden Arsenal, özelikle 2000 UEFA Kupası finalinde temsilcimiz Galatasaray’a kupayı kaptırmasıyla da hatırlanıyor. 2006 yılında Şampiyonlar Ligi finalinde 17. dakikada Jens Lehmann’ın kırmızı kart yemesiyle 10 kişi kalmamış olsalardı Londra’nın ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş takımı olabilirlerdi.

       Wenger, futbol başarıları dışında antrenman teknikleri, genç oyunculara yatırım ve gelişimleriyle fark yaratmayı başarmış bir teknik adam. 2006 yılında kulübün simgelerinden olan Highbury stadından Emirates Stadı'na taşınmışlardı. Emirates Stadı'nın yapılmasıyla kulübe büyük bir ekonomik yük yüklenmiş ve bu yükü Arsene Wenger kulüp stratejisi ile başarıyla yönetti ve takımı sürekli ligde ilk 4 içinde tutarak sponsor ve transfer gelirleriyle bu borcun ödemesini sağladı. Bu sıkıntılara rağmen takımı 17 yıl boyunca sürekli Şampiyonlar Ligi ve ligde de ilk 4 içinde tutmayı başaran Wenger, rakiplerine göre elindeki kısıtlı kadroya rağmen büyük başarı örneği göstermiştir. 128 yıllık bir geçmişi olan Arsenal Kulübü'nün 13 kez lig şampiyonu yaşaması ve bu şampiyonlukların 3 tanesinin Wenger döneminde gelmesi basit bir matematikle Wenger’in çıtayı ne kadar yükselttiğini göstermektedir. Son 8 yılı kupasız geçirmesi genç kuşak Arsenal taraftarlarını üzse de şunu unutmamalılar ki Arsenal’i marka yapan ve bu gençlerin Arsenal taraftarı olmasını sağlayan kişi %99 Arsene Wenger’dir. Ligdeki en büyük rakibi olan Alex Ferguson kendisi için “Elindeki kadro başka bir menajerde olmuş olsaydı şuan bu takım orta sıraları zorlardı” demiştir. Arsenal Kadın futbol takımına katkıları ve desteklerini hiçbir zaman azaltmayan Wenger, David Dean’in takımdan ayrılmasıyla bir dönem yalnızlık hissetse de kulübe olan bağlılığını korumuştur. 2003-2004 sezonunda 49 maç kaybetmeyerek ve o sezon ligde oynanan 38 karşılaşmada hiç mağlup olmadan lig şampiyonluğuna ulaşan Arsenal, bunu lig tarihinde başaran tek takımdır. Büyük başarılar elde eden fakat son 8 yılı kupasız geçirmesiyle eleştirilen Arsene Wenger’in bu hafta sonunda takımla 1000. karşılaşmasına çıkıyor olması, söylerken kolayken ama başarması çok güç bir şey. Arsene Wenger modern futbolun gerekliliğine göre değişime ayak uydurabilmiş bir teknik adam. Wenger’in ligde ve Avrupa kupalarında Platini, Arap ve Rus sermayeleriyle mücadelesi süre gelmektedir. Kendisi ne kadar iyimser olsa da bu rakiplerin özellikle Platini tarafından desteklenmesi onun gibileri zorlamaktadır.


       Çok fazla ayrıntıya girerek siz okuyucuları sıkmak istemiyorum, onun için kısa ve öz yazarak önemli noktalara değinmeye çalıştım. Ne de olsa 17 yıllık bir kariyeri birkaç satıra sığdıramayız. Arsene Wenger benim için kimdir diye soracak olursanız; aşırı endüstriyel bir görünüm ve yapı kazanmış olan futbolda, başarı kriterinin sadece kupa olduğu bir dünyada bu gerçek karşısında durabilen yegene insandır Arsene Wenger. 1995 yılından günümüze en büyük rakibi Tottenham’ın gerisinde ligi hiçbir zaman tamamlaması ya da elde ettiği kupalardan daha çok şey ifade etmektedir. O öyle büyük bir antrenördür ki maç günü sahaya otobüsle gelinirken, futbolcuların kasları gevşesin ve sakatlanmasınlar diye otobüsün klimasının sıcaklığını kontrol edebilecek kadar öteye gitmiştir. Yazımın sonunda kendisi için söylenen birkaç sözü paylaşacağım.

Arsene’i tebrik ederim. Ben her zaman Arsenal’ın oyununu izlemekten zevk aldım. Arsenal ve kendisi adına bir miras niteliğinde.
Sir Alex Ferguson

1000. karşılaşmasına çıkıyor olması kulüp adına tarihi bir olay. Wenger dünyanın en teknik direktürü.
Thierry Henry

Ben sadece tebrik etmek istiyorum. Benim ve benim gibi birçok futbolcunun üzerinde çok emeği var. Her şeyimi sana borçluyum.
Cesc Fabregas

Ona ve Arsenal’a hayranım. Hepimizin onun gibi ayrıcılıklara sahip olmasını isterim.
Jose Mourinho
 
Aynı takımla 1000. karşılaşmaya çıkmak büyük başarı. Bu başarının Premier Lig'de tekrar edeceğine inanmıyorum.
Harry Redknapp

Hazırlayan: Serdar SOYLU