1 2 3 4 5 6 7 8
Oğuzhan Arslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oğuzhan Arslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2014 Perşembe

Röportaj: Recep Niyaz

       Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu Fenerbahçe'nin genç yıldız adayı Recep Niyaz. Bu sezon Samsunspor'da kiralık olarak forma giyecek olan Recep, geçtiğimiz sezon da Bucaspor'da kiralık oynamıştı. Milli takımın tüm alt yaş kategorilerinde başarıyla mücadele eden genç oyuncu ile geçmişini, Fenerbahçe kariyeri ve Samsunspor'a transferiyle birlikte gelecek planlarını da konuştuk.

Merhabalar Recep Niyaz, futbola olan sevgin çok küşük yaşlarda başlamış. Futbolcu olmayı seçmenin nedeni neydi? Ailende futbol oynayan başka biri var mı?
       Çocukluğumda futbola çok düşkündüm. Her anımda futbol oynamak istiyordum. Tabi ki çoğu zaman futbol topum olmuyordu ama hep çok meraklıydım. Sabah kahvaltı etmeden çıkardım evden, akşam yemeğine gelirdim, açlık susuzluk hiç umrumuzda olmuyordu o zamanlar. Futbolcuların devamlı deplasmanlar için o şehirden o şehire gitmeleri, yurt dışına çıkmaları da bana çok cazip geliyordu. Ailede babam 8 sene futbol oynamış. Sagolsunlar annem de babam da çok fazla destek verdiler. Yokluk içindeydik gerçekten, o yokluğu bilenlerden biriyim. Yok kelimesini çok iyi bilenlerdenim. Babamın desteği tabi ki daha da heveslendiriyordu.

Memleketinin takımı Denizlispor’da başlayan futbol yaşamın, 2010 senesinde Türkiye’nin en büyük takımlarından Fenerbahçe’ye transfer olarak bir anda değişti. Bu transfer nasıl gerçekleşti?
       Benim transferimde çok karışıklıklar oldu, çok uzadı. Bir takım sorunlar oldu ama sonra nihayetinde anlaşma sağlandı ve transferim gerçekleşti. İstedigimiz şekilde, istediğimiz renklere transfer olmuş olduk.

Genç yaşlarda ailenden uzak olmak seni nasıl etkiledi peki?
       Aslında bunun sıkınıtısını benden çok annem ve babam çekti. Çünkü benim abim ve kardeşim de futbol oynuyor. Çok küçük yaşlarda uzak kaldık ve abimle beraber turnuvalar, maçlar, kamplar derken hep uzaktık. Ancak bir yandan da şanslıyım çünkü abim Bilal Niyaz hep yanımdaydı ve bana destek oldu.

Denizli'de yaşadığın ilginç bir olay var, ona da değinelim. Denizlispor alt yapısında forma giyerken, 14 Mayıs 2006'daki Denizlispor- Fenerbahçe maçında top toplayacı olarak görev yapmışsın. Kenardan izlediğin o oyuncuların ileride takım arkadaşı olabileceğin hiç aklına gelmiş miydi?
       Evet, o maç hem benim hem Türkiye’nin unutamayacağı bir maçtı. Türkiye için en kritik maçlardan biriydi ve ben de o anların canlı şahitlerinden biriydim. Kendi adıma bambaşka bir ortam, bambaşka bir heyecandı. Fenerbahçeli'ydim ama aynı zamanda Denizlisporlu'ydum. Biri şampiyon olacak diğeri ise kümede kalacaktı . Küçüktüm ama o karışık duyguları gerçekten yaşadım. Tabi ki sahada canlı izlediğim o yıldızların takım arkadaşlarım olmasını hayal etmiştim tabi ki. Hep keşke diyordum kendi kendime. Sonrasında bu hedefe ulaşmak tabi ki tarif edilemez bir duygu benim için.

Fenerbahçe formasıyla ilk profesyonel maçına 16 Ocak 2012 tarihinde Manisa’da Manisaspor karşısında çıktın. Bizlere öncelikle o anları anlatır mısın?
       Aslında anlatılacak çok şey var ama o duyguları kelimelerle ifade etmek zor. O duygular, o heyecan, o anlar tarif edilemez. İlk forma giydiğim, ilk kadroya girdiğim maçtı. Ayrıca o maçı 90+5'te attığımız golle kazanmıştık, o an yaşadığım duygular tarif edilemez.

Ertesi sezon Fenerbahçe formasıyla daha fazla sahada kalmaya başladın ve bir anda Avrupa futbolunda dikkatleri üstüne çekmeyi başardın. UEFA'nın resmi internet sitesi uefa.com'da, turnuvanın izlenmesi gereken en iyi 10 oyuncusundan biri listesinde yer aldın. O dönemki çıkışını, yükselen grafiğini ve şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsun?
       Evet, sağolsun Aykut hocam daha fazla şans verdi bana ama ben o anlarda bekleneni veremediğimin farkındaydım. Bunun üzüntüsünü tabi ki yaşıyorum. Çok fazla tecrübesizdim. Bence en büyük nedeni bu. Çünkü bunu gerçekten yaşamayan anlıyamaz, o sahaya çıkmayan anlayamaz ama dışardan konuşmak, yorum yapmak çok kolay. UEFA'nın sitesinde yer aldığım zaman bu çıkışı milli takımla Avrupa Şampiyonası'nda yapmıştım. Sürekli yükselen bir form grafiğim yoktu aslında ama bundan sonra olacak. Geçen sene Bucaspor’da gösterdiğim performans ortada. Çok daha iyisini yapmak içinde Samsunspor’dayım ve daha fazla üzerine koyacağıma kimsenin şüphesi olmasın. Bundan fazlasıyla eminim.

Sana ilk kez profesyonel anlamda forma şansı veren Fenerbahçe kulübünün efsane isimlerinden Aykut Kocaman ile ilişkinizden bahsedebilir misin?
       Tabi ki çok iyiydi Aykut hocayla ilişkilerim. Çünkü benim profesyonel düzeydeki ilk hocamdı, ilk adımı onunla attım. Bendeki yeri çok farklı ve öyle olmaya da devam edecek. Çok emeği var bende. Onunla tekrar çalışmayı gerçekten çok isterim.

Ülkemiz de 9 sezon başarıyla forma giymiş önemli bir isme gelmek istiyorum Recep. Alex De Souza. 2 sezon birlikte forma giydiğin Brezilyalı yıldızı senin gözünden okuyucularımıza anlatır mısın?
       Alex’in kişiliğini, karakterini, futbol zekasını, kariyerini tartışmaya, anlatmaya gerek bile yok. Benim gözümde bambaşka biri o. Çok şükür ki onun gibi bir yıldızla oynama fırsatı buldum. Çok fazla sey öğrendim Alex’den. O konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Milli takımlarda sürekli yükselen başarılı performansını 2013 Mersin Akdeniz Oyuncları'nda da gösterdin. Takım olarak genç bir ekiptik ve ikinci olma başarısını göstermiştik. Bu genç takımın kaptanı olarak kısa bir Akdeniz oyunları değerlendirmesi istiyoruz senden?
       Akdeniz oyunları benim hafızamda hep yerini koruyacak, çok yeni bir ekiptik. Dünya Kupası'yla aynı ana denk geldiği için çoğu arkadaşım Dünya Kupası'nda forma giydiler. O yüzden yeni arkadaşlar geldi milli takıma ama sanırsınız ki yıllardır beraberiz. Sımsıkı kenetlenmiştik, birlik olmuştuk. Şampiyonluk için mücadele ettik ama 2.olmakla yetindik. İyisiyle kötüyle harika bir deneyimdi benim için.

Sezon başında PTT 1.Lig'de şampiyonluğun güçlü adaylarından Samsunspor’a 1 yıllığına kiralandın. Bu sezon itibariyle kendi adına ve takım olarak hedefleriniz neler?
       Evet, Samsunspor’a geldim ve benim için en doğru yer olduğuna inanıyorum. Bu sene kesinlikle şampiyonluk hedefimiz var. Geçen sene çok yaklaşılmıştı ama inşallah bu sene nasip olacak, ben inanıyorum. Benim hedefim ise Süper Lig yolunda Samsunspor’a çok faydalı olmak. Beklentileri fazlasıyla karşılamak, üzerine koyarak kendimi geliştirmek öncelikle hedeflerim. Her geçen gün kendimi geliştiriyorum, bu Samsunspor’da da devam edecek.

Samsun şehri için neler düşüyorsun? Ülkemizin ticari ve sosyal açıdan önemli bir şehri. Taraftarla olan ilişkilerinden okuyucularımıza bahsedebilir misin?
       Samsun’u çok beğendim gerçekten. Sahili kumsal olan şehirler çok azdır. Burası tam tatil yeri bana göre. Sakin ve çok keyifli bir yer. İnsanları çok sıcakkanlı. Taraflarla aramda sağlam bir bağ olmasını istiyorum, tabi ki bu da zamanla olacak.

Fenerbahçe Kulübü'nün senden ve eski takım arkadaşın Salih Uçan'dan büyük beklentileri var. Bu sezon ikiniz de kiralık olarak farklı takımlarda oynayacaksınız. Kendi adına, Fenerbahçe’ye geri dönüşün ve geleceğinle ilgili planların neler?
       Benim illa ki geri dönüş planlarım var. Belki 2. kez uzaklaşıyorum Fenerbahçe’den ama böylesi nasipmiş. Bazen görüyorum forumlarda, twittırda, sokakta beni göre insanlar "bu fizikle olmaz, şunla olmaz" diye anlatıp duruyorlar. Ben her geçen gün daha çok çalışıyorum. Benim hedeflerim ve hayallerim var. Ben para düşkünü biri değilim. Ben kariyer ve başarı düşkünüyüm. Ben hayallerime düşkünüm. Bunun içinde çok çalışıyorum ve çalışmaya devam edeceğim. Bunlardan biri de Fenerbahçe’ye geri dönmek ve kalıcı olmak. O formayı sonuna kadar terletmek. Bunu yapacağıma da kesinlikle inanıyorum. Sadece bu hayallerimi birkaç sene ertelemek zorunda kaldım. Ben öyle düşünüyorum. Ama Salih için inşallah böyle olmaz, çünkü ben isterim ki Salih Roma’da kalsın. Roma o parayı ödeyerek Salih'i satın alsın, o da kariyerini daha da başarılı bir şekilde sürdürsün.

Futbolun dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
       Çoğu zaman evde geçiriyorum boş vakitlerimi. Samsun'da ise tesiste geçiriyorum bu boş zamanlarımı. Çok güzel, üst düzey tesislere sahip Samsunspor. Denize yakın bir yer, canımız sıkıldığı zaman balık tutuyoruz göle giriyoruz, çok keyifli oluyor.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Ben çok teşekkür ederim asıl size derginizde yer verdiğiniz için. Söylenecek pek bir şey kalmadı. Yavaş yavaş ama sağlam ve emin adımlarla geliyorum. Taraftarımızdan desteklerini esirgememelerini diliyorum. Sizlere de iyi yayınlar.

Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

5 Eylül 2014 Cuma

Unutulmayacaksın Ediz!

       Ölüm… Bu topu topu dört harfli kelime ne kadar ağır, soğuk ve acı veren bir şey. Hele bir de vefat eden insanların genç yaşta aramızdan ayrılması üzüntüyü daha çok arttırıyor. Güzel futbolumuzda bazen acı dolu haberler alıyoruz. 5 Eylül 2012 sabahı da öyle bir haber almıştık. Eskişehirspor’un stoperi Ediz evinde kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştu. Türk futbolu, futbolcusu, futbol severi, kısacası kim varsa yastaydı. Geleceğe dair umutları olan bir genç daha hayata gözlerini yummuştu. Tıpkı, Gürsel Yaprakçı, Doğan Seyfi Atlı, Ergün Bedir, Gökmen Yıldıran ve diğerleri gibi. Ve bugün bu vefatın üstünden 2 sene geçti. Akıllara yine geldi o acı gün. Futbolcu kardeşleri, arkadaşları, ailesi bir daha yaşadı o acıyı. Bize de Ediz’i anlatmak, hatırlatmak düştü.

       Ediz, 1986 yılında Boşnak asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası tarafından anlatılanlara göre, okula başladı ama derslere ilgisi sıfır. Komşuların sürekli şikayet ettiği, top peşinde yaz kış demeden sabahtan akşama kadar koşan bir çocuk Ediz. Akşamları terlemiş bir vaziyette eve geliyor, kardeşleri ders çalışırken o kitapların yüzünü açmıyor.

       Annesi Ediz’i Bursaspor’un seçmelerine götürüyor, binlerce çocuğun içerisinde Ediz seçiliyor. Türkiye’de alt yapı sıkıntı tabi. Alt yapıda tüm maddi külfet ailenin üstünde. Ediz’in ailesi de çok varlıklı değil ama destekliyorlar, kıramıyorlar Ediz’i. Ediz’in ağzından çıkan söz ise hep şu ‘’Anneciğim söz veriyorum, seni saraylarda yaşatacağım.’’

       Antrenman sahası ile evin arası 10 km. Her gün yürüyerek gidip gelebilecek kadar futbol aşığı Ediz. 5 sene boyunca yaz kış bu sıkıntıları çekiyor. Annesi de onunla birlikte sıkıntıları çekmeye devam. Ediz’in ıslanan eşyalarını kurutuyor, çamurlanmış ayakkabılarını yıkıyor. Ama Ediz’e ses çıkarmıyor, onun sevindiğini görünce bir katta annesi seviniyor.

       Aradan zaman geçiyor, Ediz ilk parasını kazanıyor. Paranın çoğunu annesine veriyor, azıcık da kendisine harçlık yapıyor. Annesi o parayı, ‘’oğlum büyüsün, güçlensin.’’ düşüncesiyle et, tavuk, meyve-sebze ne buluyorsa alıyor. Sonra Ankaraspor’dan teklif geliyor. 3 arkadaşıyla birlikte gidiyor Ankaraspor’a. Daha 16 yaşında Ediz. Küçük bir çocuk, yorganın altında ağlıyor, sızlıyor ama bir tarafta da annesine verdiği söz var. Annesini saraylarda yaşatmak için, evden uzak kalacak ve para kazanacak. 25-26 yaşına geliyor, annesine verdiği sözü tutuyor. Porsche araba alıyor, ev alıyor annesinin üstüne yapıyor. Gurur duyulacak bir çocuk oluyor anne babasına. Amacı da o değil miydi zaten. Dediği bir lafı hatırlatalım Ediz’in ‘’Benim tek hayalim ailemin benimle gurur duyması. Gerisi çok önemli değil.’’ Ediz ailesine hayırlı bir evlat oldu ve hiç hatırlamak istemediğimiz o günde, transferin son gününde yeşil sahalardan cennete transfer oldu. Eskişehirspor taraftarı da en anlamlı pankartlardan birisine imza atmışlardı onu da hatırlayalım.
       Akıllarda kalan bir başka olay da Necati Ateş’in Eskişehirspor’a transfer olmasıydı. Basın toplantısına Ediz’in formasıyla katılan Necati’ye Ediz sosyal medya üzerinden ‘’Abi formamda gözün var galiba’’ yazarak takılmıştı.

       Ediz'i yakından tanıyan futbolcu abileri, kardeşleri, hocaları ile görüştük ve onlardan Ediz için düşüncelerini aktarmasını istedik.

ERMAN ÖZGÜR: Ankaraspor'da takım arkadaşım olan Ediz, çok sakar ama yüreği tertemiz bir kardeşimizdi. Onun kalbinin güzelliğini bildiğimizden dolayı hepimiz çok severdik Ediz'i. Adı her geçtiğinde boğazıma bir şeyler düğümleniyor. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

KORAY ÇÖLGEÇEN: Ediz benim Ankaragücü'nden ve Bucaspor'dan takım arkadaşımdı. Hatta oda arkadaşıydık. Ediz çok düzgün, karakterli bir kardeşimdi. Elinden geleni her zaman yapan, formanın hakkını veren bir futbolcuydu. Ediz'in ismi geçince sözün bittiği anlar başlıyor bizim için. Mekanı cennet olsun, onu unutmayacağız.

HAKAN KUTLU: Ediz Ankaragücü'nde benim öğrencimdi. Düzgün, karakterli çok efendi bir oyuncuydu. Herkesin sevdiği bir isimdi. Genç yaşta kariyeri açısından iyi bir çıkış yakalamıştı. Ankaragücü'nün o zor şartlarında gemiyi en son terk edenlerdendi. Sonuna kadar bekledi. O günün sabahında uyurken bir arkadaşım aradı. Bana bu durumu söyledi. İnanamadım.  Mekanı cennet olsun. Onu unutmayacağız.

BAYRAM OLGUN: Ediz abi, benim için çok önemli bir insandı. Ankara'da idmandan sonra birlikte kalırdık, çok neşeci, şakacı , hayat doluydu abim. O kadar güzel bir kalbi vardı ki, yeri bende hep çok farklı olacak. Onu unutamam, Allah rahmet eylesin.

MERT ERDOĞAN: Biz Ediz ile bir devre birlikte çalıştık. Sonra takımdan ayrılmıştı. Tanıdığım kadarıyla güler yüzlü, neşeli bir insandı. Hep pozitifti. Takım yemeklerinde Hürriyet abiyle ikisi karşıma otururdu, yemekleri birlikte yerdik. Sürekli gırgır, şamata eğlenirdik. Allah mekanını cennet etsin.

        Onun için öyle uzaklardan taziye mesajları gelmişti ki. Aklımda kalanlardan birisi de ünlü İtalyan futbolcu Alessandro Nesta'nın sosyal medyada yaptığı paylaşımdı.

        Ediz’i bugün Eskişehir takımı ve taraftarı Bursa'da kabrinde ziyaret edecek. Bundan sonra Eskişehirspor takımının kazandığı kupalar, madalyalar, başarılar Ediz’in yanına götürülecek. Ediz, Eskişehirspor’da sembol olacak. Ediz’in ruhu şad, mekanı cennet olsun. Unutulmayacaksın Ediz. http://www.youtube.com/watch?v=ngehPcu2ZPc

Yazar: Hüseyin KARABACAK
Röportajlar konusundaki katkılarından dolayı Oğuzhan Arslan'a teşekkürler.

3 Eylül 2014 Çarşamba

Röportaj: Tiago (Adanaspor)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu, Adanaspor'un Brezilyalı futbolcusu Tiago Bezerra. Daha önce Altay ve Karşıyaka formalarıyla ligimizde mücadele eden Tiago'nun ülkemizdeki 5. sezonu olacak. Tiago ile Türkiye'deki hayatını ve Adanaspor'un durumunu konuştuk. Bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Tiago Bezerra, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?
       Küçük yaşlarda Brezilya’da amatör olarak futbol oynuyordum. Profesyonel olmadan önce futsal ve plaj futbolu oynadım. 17 yaşındayken Brezilya’da oynarken bir menajer bizleri izlemeye geldi. Takımımdan 3 kişiyi menajer Belçika’ya AA La Louviere takımına denemeye götürdü. Diğer arkadaşlarım Fransa’ya gitti, ben Louviere’de kaldım. 2 senelik profesyonel sözleşme imzaladım.

Tiago neden peki futbolcu olmak istedin, ailende oynayan insanlar var mıydı?
       Küçükken futbol oynamayı çok seviyordum, futbolcu olmayı çok istemiştim. Ailemden kimse futbol oynamıyor. Hatta babam ve kardeşlerim çok kötü futbol oynarlar.

Ülkemizde ilk olarak İzmir’in önemli kulüplerinden Altay’da forma giydin. Türkiye'ye transferin nasıl gerçekleşti peki?
       Belçika’da 2 sezon Louviere forması giydikten sonra yarım sezon Fransa’da Metz forması giydim. Daha sonra SE Gama formasıyla Brezilya’ya geri döndüm. Gama’da oynarken Feyyaz Uçar ve Eren Mert, birkaç maçımı takip etme fırsatı bulmuş. Feyyaz Uçar beni Altay’a istedi ve uzun uğraşlar sonra Altay’a transfer oldum.

Altay kariyerin hakkında ne düşünüyorsun? Kendini kanıtladığın ve iyi bir grafik yakaladığın sezonları Altay’da gerçekleştirdin. Senin Altay'la ilgili düşüncelerin neler?
       Altay’da çok güzel iki sene geçirdim. Hem kulüp olarak, hem orada yaşayan insanları olarak hem de taraftarı açısından harika bir takım. 2 kere şansızlıktan dolayı play-off ‘ta Süper Lig'e çıkmayı başaramadık maalesef. Tanrının takdiri demekten başka bir şey birşey gelmiyor elimizden.

Altay’dan İzmir’in bir başka köklü kulübü Karşıyaka’ya transfer oldun. Altay taraftarının sevgilisi haline gelmişken ezeli rakiplerine transferin gerçekleşti, bu o dönem büyük tepki çekmişti. Karşıyaka transferinin öncesi ve sonrası, yeşil kırmızılı takımdaki dönemin hakkında neler düşünüyorsun?
       Altay’da sözleşmem bitmişti ve Brezilya’ya dönüp tatıl yapıyordum. Şu anki hocam Levent Eriş o zaman Boluspor'u çalıştırıyordu, o dönemde de beni transfer etmek istemiş ancak transferim gerçekleşmemişti. İlerleyen günlerde menajerim Karşıyaka ile anlaştı ve ben de sözleşme imzaladım. Karşıyaka’da da güzel günlerim geçti ve başarılı da olmuştum fakat Karşıyaka’ya uyum sağlayamadım. Sezon sonunda ayrılmak zorunda kalmıştım.

Ezeli rakipler Altay ve Karşıyaka takımlarında forma şansı yakalamış bir futbolcu olarak, iki takım taraftarını nasıl karşılaştırırsın? Hangi taraftar gurubunu kendine daha yakın görüyorsun?
       Altay’ı kendime her zaman daha yakın gördüm. Aile ortamı vardı ve taraftarı fazla baskı yapmazdı. Altay taraftarından fazla küfür duymadım. Taraftar bazında çok kalabalık değiller ama var olan taraftarı da her zaman desteklerini esirgemiyorlar. Futbolcularına saygılı taraftar grubu diyebilirim . Karşıyaka taraftarında da biraz önce saydıklarım mevcut fakat Karşıyaka taraftarı oldukça kalabalık ve eski bir camia. Taraftar baskısı Altay’a göre çok daha fazla.

Altay ve Karşıyaka’da başarılı sezonlar geçirdikten sonra ülken Brezilya’ya geri döndün. Türkiye’den ayrılma nedenlerin nelerdi?
       Brezilya’da profesyonel olarak sadece Gama’da forma giymiştim. Brezilya’da şansımı denemek istedim. Ülkemde birçok önemli profesyonel oyuncuyla oynama şansı yakaladım. Brezilya’da futbol oynamanın dezavantajı ise ülkede çok yetenekli futbolcu olması. Kendini insanlara ispatlaman çok zor. Brezilya’dan tekrar ayrılarak Türkiye’ye, Adanaspor’a transfer oldum.

Adanaspor’a transferin nasıl gerçekleşti peki?
       Ben Brezilya’da Ituano takımında forma giyerken, Altay’dan tercümanım Bülent Mert, Adanaspor’da İdari Menajer olmuştu ve beni arayarak Adanaspor’a gelmem konusunda teklifte bulundu. İlk başta gelmek istememiştim çünkü Brezilya’ya tekrardan alışmıştım, ailem yanıbaşımdaydı. Sonradan düşünerek birkez daha Türkiye’yi denemek istedim ve transferim gerçekleşti.

Geçen sezon Adanaspor olarak zor günler geçirdiniz ve son haflarda ligde kalmayı başardınız. Kendi adına geçen seneyi nasıl yorumluyorsun? Bu sezon  için kendi adına ve takımın adına hedefleriniz neler?
       Türkiye’de ilk kez böyle bir şey yaşadım. Altay’da ve Karşıyaka’da takımlarım çok başarılıydı. Maçlara çıkarken çok stresliydik, haftalar ilerledikçe takım olarak ligde kalacağımıza inandık. Her maç taraftarımızın baskısıyla oynuyorduk. Allaha çok şükür Adanaspor’u ligde bıraktık ve inşallah bu sezon daha farklı olacak.

Brezilya liglerinde oynanan futbol ile ülkemizdeki futbol arasındaki benzerlikler ve farklılıklar neler sence?
        Brezilya’da oyuncular çok teknik ve Brezilyalı oyuncular çoğunlukla pas oyununu tercih ediyorlar. Türkiye’de futbol biraz yavaş oynanıyor. Özellikle PTT 1. Lig de pas futboluna çok yer verilmiyor çünkü baskıcı ve mücadelici bir lig. Benzerlikler ise her iki ülkeninde tarafları ateşli diyebilirim.

Bundan sonraki kariyerin için planların neler? Ülkemizde oynamaya devam mı edeceksin yoksa Brezilya’ya dönmeyi düşünüyor musun?
       4-5 sene daha Türkiye’de futbol oynamak istiyorum. Küçük çocuklarım var, onlar büyüyünce okulları için tekrardan Brezilya’ya dönmeyi düşünüyorum. Her zaman söylüyorum, Türkiye’de çok mutluyum ve futbol oynamaktan zevk alıyorum.

Türkiye’de Süper Lig takımlardan sana ve menajerini ulaşan teklifler var mıydı? Varsa tekliflere karşı tutumun nasıl oldu?
       Süper Lig de önemli takımlardan teklifler geldi ama burada 1 yıl daha sözleşmem var. Başkanımız çok iyi bir insan, Adanaspor kulübünden çok memnunum. Süper Lig’de oynamayı her oyuncu gibi ben de isterim. Sözleşmem bittikten sonra Süper Lig neden olmasın

Adana şehri için neler düşüyorsun? Ülkemizin maddi ve sosyal açıdan önemli bir şehri. Taraftarla olan ilişkilerinden okuyucularımıza bahsedebilir misin?
       Adana çok güzel bir şehir, Adana’da yaşamaktan memnunum fakat futbol oynamak için çok zor bir şehir. Adana’da hava çok sıcak, bunun dışında her konuda memnunum. Geçen sezon geldiğim zaman içerde oynadığımız ilk maçta Ordusporla karşılaşmıştık ve 4-0 mağlup olmuştuk. Maç içinde ve maçtan sonra taraftarımızın çok büyük baskısı oldu. İlk geldiğimde korkmuştum ve şaşkınlığımı saklayamadım. Maçtan sonra hocamız ayrılmıştı hatta. Dünyanın neresinde olursa olsun böyle sonuçlardan sonra tepkiler oluşuyor. Onları da doğal karşılıyorum. Adana taraftarı beni seviyor, ben de onları seviyorum. Gollerden sonra onların yanına koşarak sevincimi paylaşıyorum. İnşallah bu sezon da gollerimle taraftarımla sevincimi paylaşırım.

Adana'da yaşanan bir başka ezeli rekabet Adanaspor-Adana Demirspor maçlarına değinmek istiyorum. Bu önemli derbi hakkında neler düşünüyorsun?
       Genel olarak Türkiye’de derbiler harika. Karşıyaka’da oynarken Karşıyaka-Göztepe derbisi oynayamamıştım. Göztepe o senelerde alt liglerde mücadele ediyordu. Altay-Karşıyaka derbileri de çok ateşli ve atmosfer bakımından muazzamdı. Adana derbisi daha farklı. Oynayacağımız hafta taraftarının büyük beklentisi var. Geçen sezon hatta küme düşmeye yakınken taraftar , "Düşün ama bu maçı ne olursa olsun kazanın" diyordu. Geçtiğimiz sezon bu önemli derbide gol de atmıştım. Bu sene tekrardan bu derbi atmosferini yaşayacağım için çok mutluyum.

Genel olarak Türkiye liglerini takip ediyor musun? Dikkatini çeken ve beğendiğin önemli Türk oyuncular var mı?
       Tabi ki takip ediyorum. Süper Lig, PTT 1. Lig ve 2. Lig'i takip ediyorum. Hatta beğendiğim arkadaşlarımdan biri Fatih Baydemir, Gümüşhanespor’a transfer oldu. Zaman zaman eski takımım Altay’ı takip ediyorum. Her zaman söylüyorum Türkiye’de her şey var. Avrupa kupalarında fazla Türk takımı yok. Ben her zaman düşünüyorum Türkiye’de neden çok başarılı takımlar yok. Para var, tesis var, oyuncular da var ama neden başarı gelmiyor bilmiyorum. Arda Turan ve Emre Belezoğlu Avrupa’da önemli işler yaptı, takımlarda yapabilir. Şampiyonlar Ligi'ne hep aynı takımlar katılıyor. Galatasaray UEFA kupasını aldıktan sonra önemli bir başarı yok. Bence Türkiye’de mentalite sorunu var. Örnek vermem gerekirse ben Adanaspor’da çok mutluyum, Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş’a transferim için hiç düşünmüyorum. Başarılıysan transferin zaten gerçekleşir, önemli olan senin işini iyi yapmandır. İlla şu takıma transfer olayım diye çaba sarfetmek ve beklenti içinde olmak yanlış. Türkiye’de bu düşünce yapısı en büyük hata.

Futbolun dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
       Küçük çocuklarım var, onlarla ilgilenmeye çalışıyorum. İzin günlerimde onlarla dışarda zaman geçiriyorum. Brezilya'dayken balık tutmayı çok severim ama burda henüz balık tutmadım. Paintball oynamaktan hoşlarınım, futbol dışında da kendime göre ilgi alanlarım var diyebilirim.

Türkiye’de 5 sezondur forma giyiyorsun ve önemli başarılara da imza attın. Oynadığın takımlarda unutamadığın maç var mı?
       Sakaryaspor-Altayspor maçını asla unutamam. Deplasmanda Sakaryaspor karşısında 4-3 galip gelmiştik ve son galibiyet golünü ben atmıştım. Maçtan sonra büyük sevinç yaşamıştık. Asla unutamıyorum.

Brezilyalı bir futbolcu olarak Brezilya’nın ev sahipliğini yaptığı Dünya Kupası hakkında neler düşünüyorsun? Ev sahibi olarak turnuvaya iyi başlasanız da sonunu getiremediniz ve dördüncü olabildiniz.
       Bu kadar kötü olacağını hiç beklememiştik. Ülke olarak tek beklentimiz şampiyonluktu ama olmadı. Brezilya çok kaliteli bir takımdı ve Almanya’ya karşı kötü bir sonuç aldı. Almanya, çok sistematik bir takım ama bu kadar kötü bir sonuç kimse beklemiyordu. Neymar ve Tiago Silva da oynamayınca kötü sonuçlar aldık. Tabi ki sadece bunlara bağlamak yanlış ama futbolun içinde olanlar durumlar bunlar. Almanya sonuna kadar haketti.

Tiago, tüm dünyada tartışma konusu olaran Cristiano Ronaldo mu Lionel Messi mi sorusunu sana da sormak istiyoruz. Sence hangisi daha başarılı, neden?
       Ben bir futbolcu gözüyle Messi'yi seviyorum. Ronaldo da çok iyi bir oyuncu ama Ronaldo’nun ne yapacağını hemen hemen tahmin edebiliyoruz ama Messi her zaman izleyenlere sürprizler yaşatıyor.

Son olarak Türkiye’de oynamak istediğin, gönlünden geçen bir takım var mı?
       Brezilya’da Fenerbahçe, Alex’den dolayı ilgi görüyor. Galatasaray veBeşiktaş da biliniyor tabi ama Fenerbahçe’de forma giymiş çok Brezilyalı futbolcu oldu. O yüzden Fenerbahçe'yi seviyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Asıl ben sizlere teşekkür ederim. Son olarak Adanaspor taraftarının bizleri ne olursa olsun desteklemelerini istiyorum. Bizler şampiyonluğa inanıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz ve yapacağız. Bu sene zor takımlar var ve biz de önemli bir takımız. Taraftarımızın desteğiyle şampiyonluğa ulaşacağımıza inanıyorum.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Röportaj: Oğulcan Çağlayan (Gaziantepspor)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Gaziantepspor'un genç golcüsü Oğulcan Çağlayan. Bursaspor alt yapısında gösterdiği müthiş performansla herkesin dikkatini çekip Galatasaray'ın kapısından döndükten sonra Gaziantepspor'a transfer olan 1996 doğumlu U19 milli golcüyle gelecek hedeflerini konuştuk.

Merhabalar Oğulcan Çağlayan. Bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?
       Merhabalar. Futbola Ankara'daki evimizin koridorunda oynayarak başladım. Fakat evde birçok eşya kırılmaya başlayınca kariyerimi mahallemizin sokaklarında sürdürmeye karar verdim. İlkokulda hiperaktif ve fazlasıyla hareketli bir çocuk olduğum için enerjimi harcayacak bir şeyler aradım. İlkokul öğretmenlerim de bu enerjimden hep şikayetçi oluyordu. Bir gün okulun kantinin kapısında asılı Ankara Bahçelerüstü Spor Kulübü'nün ilanını gördüm. Okuldan sonra eve giderek aileme ilandan bahsettim ve beraberce ertesi gün kulüp binasına gittik. Yolda giderken hayalimde kocaman bir kulüp binası ve bir sürü çim saha hayal ediyordum. Kulübün adresine ulaştığımızda gecekonduya benzeyen küçük bir bina gördük. Ailem önce beni buraya teslim etmekte tereddüt etti. Ben çok fazla ısrar edince dayanamayıp kabul ettiler. O küçük gecekonduya benzeyen binada modern kulüplerdeki olanaklar bulamadım belki ama insan olmayı , elimdekini takım arkadaşlarımla paylaşmayı, yağmurlu bir maçtan sonra daracık bir odada ısınmayı ve en önemlisi küçük şeylerle mutlu olmayı ögrendim. Benim hayatımda çok özel bir yere sahip Bahcelerüstü Spor Kulübü. Buradan sizin aracılığınızla rahmetli Kulüp Başkanımız Selami hocayı saygıyla anıyorum. Mekanı cennet olur umarım.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?
       Öncelikle hala yolun başında olduğumu ve kariyerimde geldiğim bu noktanın ulaşmak istediğim hedeflerim için ilk durak olduğunu düşünüyorum. Herşeyden ve herkesten önce en büyük katkı ailemindir. Babama, anneme ve canım kardeşim Mert'e minnettarım. Profesyonel olarak baktığımda birçok hocanın katkısı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de alt yapıların futbolcu yetiştirme konusunda yeterli planlamaya sahip olmadığından ve başarıya odaklı çalışıldığından antrenörlerim sürekli değişti. Ben hep pozitif tarafından baktım ve her çalıştığım antrenörden bir şeyler öğrenmek için çaba sarf ettim. Bana emeği geçen tüm hocalarıma teşekkür ederim. Bunların arasında bana gerçekten çok fazla katkısı olan değerli birkaç hocamdan minnettarlıkla bahsetmek isterim. Ankaraspor alt yapısında Hasan Yüce hocam ve Bursaspor'da Ayvaz Öztürk' un bana emekleri çok fazladır. Özellikle Ayvaz hoca ile hala görüşür, derdimi paylaşırım. Kendisi dürüst, açık sözlü adam gibi adamdır. Ve son olarak Tan Kesler! Ona çok şey borçluyum. Tüm hocalarımın bendeki emeği fazladır. Hepsine teşekkür ediyorum.

Bursaspor'un altyapısından bahsedelim biraz. Bursaspor, her yaş grubundan millî takımlara futbolcu gönderiyor. Bu anlamda ciddi bir futbolcu fabrikası denilebilir. Diğer takımlardan farkı ne sence Bursaspor'un?
       Türkiye'de alt yapılara yeterli yatırım yapılmıyor. Bu sene Fatih Hocanın çabalarıyla biraz biraz yatırıma başlandığını düşünüyorum. Birçok kulüpte kaliteli oyuncu yetiştirmek için yeterli tesis olmaması ve genç oyuncu gelişimi konusunda bilgili antrenörlerin sayısının az olması Bursaspor gibi üst düzey tesislere ve bilgili alt yapı hocalarına sahip olan bir kulübü oyuncu fabrikası haline getiriyor. Bence en önemli fark bu...

Bursaspor’da forvet mevkiinde Enes Ünal'la birlikte alt yapıda iyi bir ikili oldunuz ve harika performans sergileyerek A takıma kadar yükselme başarısı gösterdiniz. Fakat beklenmedik bir şekilde Bursaspor’dan Galatasaray’a transferin gerçekleşti. Galatasaray’da idmanlara başlamışken kısa bir süre içinde takımdan ayrıldın. Ayrılığın sebeplerini okuyucularımıza aktarır mısın?
       Enes gerçekten çok kaliteli bir futbolcu ve iyi bir insan. Enes ile iyi arkadaşız ve zaman zaman hedeflerimizle ilgili konuşuruz. Enes'in de Türk futboluna önemli hizmette bulunmasını ve çok iyi yerlere gelmesini temenni ediyorum. Ben bir senede altyapılarda 45 den fazla gol attım fakat Bursaspor'da hak ettiğim değeri görmediğimi düşündüm ve hissettim. O noktada herkesle iyi bir şekilde vedalaşarak ayrıldım. Güzel anılar biriktirdim Bursaspor'da. Futbolda hiç bir zaman kötü ayrılmamak gerektiğini bildiğim için tüm Bursaspor camiasının iyi dileklerini alarak ayrıldım. Herkese de teşekkür ettim. Bugün bile Bursaspor camiasına saygım sonsuzdur. Galatasaray serüvenim ise bir süreliğine kapandı. Bundan tekrar bahsetmek istemiyorum. Olabilirdi fakat olmadı. Futbolda dün yok biliyorsunuz . Bu günü konuşmayı tercih ediyorum.

Galatasaray serüveninden sonra profesyonel futbol hayatının başladığı Güney ekibi Gaziantepspor’a transfer oldun. Gaziantepspor’a transferin nasıl gerçekleşti?
       Gaziantepspor benimle başından beri ilgileniyordu. Genç ve yetenekli oyunculara şans veren bir kulüp olduğunu biliyorduk. Biz Galatasaray'a söz verdiğimiz için bekledik fakat transferim gerçekleşmeyince bana bu kadar çaba sarf eden değer veren Gaziantepspor ile anlaştık. Çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Muhammed Demir, Cenk Tosun gibi çok önemli oyuncular kendilerini bu forma altında gösterme imkan buldu. Başkanımız ve diğer yönetim kurulu üyelerine de buradan tekrar transferimde gösterdikleri çabalardan dolayı teşekkür ediyorum. Burada çok mutluyum.

Profesyonel futbol kariyerine Çaykur Rizespor-Gaziantepspor maçında  forma giyerek adım attın ve devamında da genç yaşında Süper Lig' de forma giymeye devam ettin. Süper Lig'de ilk kez forma giydikten sonraki duygularını bize aktarır mısın?
       Çok güzel ve özel duygular tarif etmesi çok zor. Alt yapıda yıllarca bu anı bekleyip hayal ettim. Süper Ligde bir gün oynamak için durmadan antrenman yaptım  Hayalim öncelikle Süper Ligde güzel başarılara imza atmak ve sonrasında Premier Lig' de forma giymek. Şimdi bu hayalin ilk adımını yaşıyorum. Daha önce de belirttiğim gibi daha çok çalışıp kendimi geliştirmem gerektiğine inanıyorum. Asla vardığım nokta ile yetinmemem gerekiyor.

Sana ilk kez forma şansı veren Sergen Yalçın'la ilişkilerin nasıldı?
       Sergen Hoca gerçekten çok farklı ve sıra dışı bir futbol adamı. Onunla çalışma fırsatına sahip olmak ve bana hocalık yapması çok farklı bir duyguydu. Hayat sürprizlerle dolu, rüyamda görsem Sergen Hoca ile aynı sahada çalışma fırsatı bulacağımı düşünmezdim.

Takımın Gaziantepspor bu sezon Okan Buruk önderliğinde ligde iyi işler yapmak amacında. Kendi adına ve takım olarak hedeflerinizi okuyucularımıza aktarır mısın?
       Bu sene Okan hoca önderliğinde çok iyi bir hazırlık donemi geçiriyoruz. Takım olarak yeni bir yapılanmaya gittik diyebiliriz. Bir çok yeni oyuncu geldi ve hazırlık kampında takım ve ekip olma adına çok güzel çalışmalar yaptık. Genç ve atletik bir ekibiz. Koşan, rakibe önde basan ve hep golü arayan bir takım kimliğine bürünmek için çalışıyoruz. Bu sene taraftarımızda tribünde zevk alacakları maçlar izleyecek. Hedefimiz ligi ilk 8 içinde bitirmek. Kendi hedefim ise bu sezon daha fazla sure almak ve 7 ile 10 aralığında gol atmak.

Milli Takımlardan aldığın ilk daveti hatırlıyor musun? Seni seçen futbol adamlarımız kimlerdi, o gün neler hissetmiştin? Milli takım oyuncusu olmanın sana neler kattığını düşünüyorsun?
       Milli takımın benim için bambaşka bir anlamı var. Ülkemin formasını taşımak ve temsil etmek gurur verici. Ayrıca milli olmak bir oyuncu için farklı bir statü. Milyonlarca genç yetenekli futbolcu arasından sadece 18 kişi çağrılıyor. Özel bir platform ve bu formayı taşımak herkese nasip olmuyor. Milli formayla oynadığım her maç bana ayrı bir özgüven verdi. Beni Fenerbahçe’ye hat-trick yaptığım maçtan sonra ilk olarak Hakan Tecimer Milli takıma çağırmıştı. Buradan U-19 Milli tahkiminin teknik direktörü Vedat Hocama da teşekkür etmek istiyorum. Kendisi Bursaspor’dan ayrıldıktan sonra maç eksiğim olmasına rağmen bana sonuna kadar inandı ve milli takıma davet etti.

Futbolun dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
       Hep ailem var hayatımda. Kardeşim Mert ile sezon aralarında play-station'da kıyasıya FIFA oynamayı çok seviyorum. Boş zamanlarımda İngilizce öğreniyorum. İleride bir gün işime yarayacağına inanıyorum Kitap okumayı çok severim, çok kitap okuyorum. Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Öncelikle bu güzel sohbet imkanını bana verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederim. Buradan Beşiktaş kulübünün unutulmaz başkanı Sn. Süleyman Seba'ya Allahtan rahmet diliyorum. Son olarak Türk futbolseverler futbolun sadece bir oyun olduğunu unutmamalı. Ülkemizde kaybedenlerin kazananları centilmenlikle alkışlama erdemini göstermesi gerekiyor. Milli takımla yurt dışına maç yapmaya gittiğimizde görüyoruz, bizleri izlemeye gelen binlerce insan şiddetten uzak bir şekilde destek verip maçımızı izliyor. Ülkemizde maalesef tribünlerde şiddet olayları var. Ben bu sene bunların azalmasını hatta son bulmasını ümit ediyorum. Sahada biz futbolcular kıyasıya mücadele etmemize rağmen, maç bitiminde birbirimizi tebrik ediyoruz. Aynısını taraftarlarımız da yapmalı. Teşekkürler.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılama

14 Ağustos 2014 Perşembe

Röportaj: Şehmus Özer (Diyarbakır BBSK)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu alt liglerin ünlü golcüsü Şehmus Özer. Bu sezon memleketinin takımı Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a transfer olan tecrübeli golcüyle yaptığımız bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Şehmus Özer, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?
       Transfer Merkezi dergisi okuyucularına merhabalar. Futbola genç yaşlarda memleketimin takımı Erganispor’da başladım. Ergani’den sonra Malatya Belediyespor, Malatyaspor, Gümüşhanespor, 3 sezon arka arkaya Mardinspor, sonraki sezonlarda İzmir’de Altay ve Karşıyaka forması giydim. Kariyerimin en parlak dönemlerinden Mersin İdmanyurdu ve AkhisarBelediyespor’da üst üste 2 sezon şampiyonluk yaşadım. Devamında yarım sezon Şanlıurfaspor 'da forma giydim. Şanlıurfaspor’dan devre arası ayrılarak Karşıyaka’ya transferim gerçekleşti. Son olarak’da geçen sezon Altay forması giydim. Bu sezon itibariyle memleketimin takımı Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor’da forma giyeceğim.

Alt yapılardan profosyonel hayatına uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?       Az, nadir insanın bana katkıları olmuştur. Her zaman kendi çabalarım ve isteğimle bu yerlere geldim diyebilirim.

Diyarbakırlı 5 kardeş olarak profesyonel liglerde forma giyerek dünya futbolunda önemli bir ilke imza attınız. Kardeşlerin en büyüğü olarak bu başarının gizli anahtarı ne oldu sence?       Kardeşlerimin en büyüğü olarak her zaman onlara örnek olmaya çalıştım. Kardeşler olarak hepimizde futbolcu olma isteği vardı. İsteğimiz alt yapılarda oynarken o kadar güçlüydü ki sonunda hepimiz profesyonel futbolcular olduk. Annem ve babamın aslında futbolla alakaları yoktur. 5 kardeş olarak hevesimizle, isteğimizle, yeteneğimizle şu an buralarda olduğumuzu söyleyebilirim.

Kariyeriniz boyunca ondan fazla kulüpte forma giyme fırsatı yakaladın. Futbolseverler seni ‘’Anadolu Gezgini’’ olarak tanımlanıyor. Birçok farklı takımda aynı başarılı performansı sergilemeni nasıl yorumluyorsun?
       İşini seversen ve aşıksan hangi iş alanında olursa olsun başarılı olursun ve insanların sana karşı tutumu ayrı olur. Her zaman bana verilen şansı iyi kullanmaya çalıştım ve çok çalıştım, çalışmaya da devam edeceğim.

İzmirli köklü takımlarından Karşıyaka’da forma giyerken Türkiye’nin önemli derbilerinden sayılan Karşıyaka-Göztepe karşılaşmasında hakem Hüseyin Sabancıyla tatsız bir olay yaşamış ve ardından 14 maçlık bir ceza gelmişti. Bu olayın perde arkasını okuyucularımıza aktarır mısın?
       Olayın gerçek yüzü aslında çok karışık oldu . Maç bittiği zaman her şey çok net anlaşılmıştı. Şanlıurfaspor’dan devre arası Karşıyaka’ya transferim gerçekleşmişti. Maç eksiğim olduğu için maça yedek başladım ve sonradan oyuna dahil oldum. Derbi atmosferine rağmen kendi adıma çok sakindim. Kendi lehimize hakem Hüseyin Sabancı yanlış kararlar veriyordu. Yanına giderek yardımcı olmak istedim ve sakin olmasını söyledim. Her insan gibi hata yapabilir. Takım kaptanımız Adnan Güngör hakeme doğru koşarken bana çarptı ve ben de hakeme çarptım. Hoca da benim kasti yaptığımı düşünerek kırmızı kartını gösterdi ve ben de devamında sinirlerime hakim olamadım. Kesinlikle böyle bir olay yaşamak istemezdim.

Futbol kariyerinize baktığımız zaman 100 gol barajını aşan nadir futbolculardan birisin. Malatya’da genç yaşlarda şampiyonluk yaşadın, Mersin İdmanyurdu ve Akhisar Belediyespor'la arka arkaya Süper Lig’e çıkma başarısı yakaladın. Şehmus Özer gibi bir ismi Süper Lig platformunda neden daha fazla duyamadık?
        Her zaman gittiğim yerde başarılı olmaya çalışırım, hocalarım bana güvenir ve ben de güvenlerini boşa çıkarmamaya çalışırım. Mersin İdmanyurdu’nda oynarken 29 yıl aradan sonra Süper Lig'e çıkma başarısını gerçekleştirdik ve bu başarıda payımın olduğunu düşünüyorum. Nurullah Sağlam hocamız bir sezon sonra beni takımda düşünmemişti. Ben de kararını saygı göstermek zorundaydım. Ertesi sezon Akhisar Belediyespor'da da şampiyonluk yaşamıştım. Takımda en çok gol atan 2. oyuncuydum ve kendi adıma başarılı bir ivme yakalamıştım. Süper Lig’e çıktığımız zaman Hamza Hamzaoğlu hocamız beni takımda düşünmedi ve geçen sezondan benim 3 tane yedeğimle devam etme kararı aldı. Neden kadroda düşünmediğine dair açıklamada da bulunmadı. Aslında bu ayrılıklarda yerel basının da payı var diyebiliriz. Ayrıldığım zaman neden ayrıldığıma dair hiçbir soru sormadılar, kalmam yönünde bir destek görmedim. Ben de istenmediğim yerde kalmayarak Akhisar’dan ayrılmıştım.

Bu sezon itibariyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor’da forma giyeceksin. Kendi adını ve takım olarak hedefiniz neler?
       Bir Diyarbakırlı olarak memleketinin formasını terletmek heyecanlandırıyor elbette. 16-17 sezondur dışarıda forma giyiyordum. Artık Diyarbakır şehri için, memleketim için formamı terleteceğim. Tabii ki hedefimiz şampiyonluk. Takım olarak iyi yoldayız. Bu sezon itibariyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'un başarısı için kendi adıma elimden geleni yapacağım.

Bize futbol dışındaki hayatından söz eder misin? Hobilerin var mı, nelerden hoşlanırsın?       Futbol dışında gezmeyi çok seven bir insanım. Boş zamanlarımda alışveriş yaparım. Yemek yeme konusunda seçici bir yapıya sahibim farklı tatlara bakmaktan hoşlanırım.

Bu keyifli sohbet ve bize ayırdığınız zaman için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Ben bu keyifli sohbet için sizlere teşekkür ederim. Son olarak bu sezon taraftarlarımızı maçlarımıza bekliyorum. Taraftar desteği futbolda önemli bir unsur. Hep beraber Diyarbakır şehrini başarıya ulaştıralım.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılama

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Röportaj: Murat Gürbüzerol (Balıkesirspor)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Balıkesirspor'un Manisaspor'dan transfer ettiği başarılı sağ kanat oyuncusu Murat Gürbüzerol. Oğuzhan Arslan'ın yaptığı bu keyifli röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar Murat Gürbüzerol, bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?
       Futbola ilkokulda beden egitimi ögretmenimin beni kendi çalistirdiği Aydin Belediyespor’un yildiz takımına götürmesiyle başladım. Daha sonraki senelerde kendimden yasça büyük yaş gruplarında oynadım, iyi bir takımımız vardı. Yaş grubumuzda gruplara kalarak dereceler elde ederek adımızdan o yaşlarda bahsettiriyorduk. 2005 yılından Manisaspor’un alt yapısına transfer oldum. Manisaspor'daki futbol yaşantımda dönemimizin alt yapı hocası olan Hakan Şapçı'nın hakkını hiçbir zaman unutamam. Benim üstümde emeği çoktur. Transfer olduğum sene profosyonel oldum ve A takımla çalışmalara başladım. Çesitli kulüplerde kiralık oynadım. Şimdi de Balıkesirspor’da futbol hayatıma devam edeceğim.

Hocalarının içinde Hakan Şapçı'nın sana olan katkılarından bahsettin. Peki, buralara gelmende onun dışında hangi hocalarının daha çok rolü var sence?
       Evet, ilk olarak altyapıda benimle ilgilenen buralara kadar gelmemde emeği olan Hakan Şapçı hocamdır., ona buradan tekrar teşekkür ediyorum. Onun dışında Levent Eriş hocamın da Manisaspor’da şampiyon olduğumuz sene bana şans vermesi, o kadroda tutması benim açımdan iyi bir tecrübe olmuştu. Yine Manisaspor’da final oynadiğımız sene Reha Erginer hocamın da hakkını ödeyemem, bana katkısı çok fazla olmuştur. Her zaman bana güvenmişti. Kemal Özdeş hocamızı söyleyebilirim, onunla beraber çalıştığmız senede çok şeyler öğrendim ve tecrübe edindim. Son olarak da Mehmet Altıparmak hocamı söyleyebilirim. Onunla da bol gollü iyi bir sene geçirmiş ve çok şey öğrenmiştim.

Geçmişine baktığımız zaman Aydın'da amatör olarak başlayan futbol serüvenin, Manisaspor'da profosyonel olmanla devam etmiş. Genç yaşlarda Zeytinburnu, Anadolu Selçukluspor, Akhisar Belediyespor gibi takımlarda kiralık oynadıktan sonra tekrar Manisaspor'a dönüyorsun ve bu sene Balıkesirspor ile Süper Lig'de forma giyeceksin. Kariyerini incelediğimizde başarıya emin adımlarla ilerleyen bir grafiğin var diyebiliriz. Senin bu konudaki düşüncelerin neler?
       Aydın Belediyespor’da başlayan futbol yaşantım sizin de saydığınız gibi çeşitli takımlarda devam etti. Çok keyifli zamanlar geçirdim gittiğim takımlarda, çok önemli tecrübeler yaşama fırsatım oldu. Çok güzel arkadaşlıklar kurdum ve hala devam eden çok sıkıntılar da çektim ama hiç bir zaman pes etmedim. Hep çok çalıştım  işime odaklandım. Yapabileceklerimi biliyordum; çünkü Allaha şükürler olsun kafama koyduğum her şeyi de sırasıyla yavaş yavaş elde ettim. Hiç bir pişmanlığım yok, aksine ileride eşime dostuma, aileme anlatacağım iyisiyle kötüsüyle çok güzel anılar yaşadım.

Manisasspor'da belki de kariyerinin en parlak dönemini yaşarken, Süper Lig'in yeni takımlarından Balıkesirspor'a transferin gerçekleşti. Balıkesirspor'a transferinin arka yüzünü okuyucularımıza aktarır mısın?
       Evet, Manisaspor benim evim, yuvam. Kariyerimin en güzel günlerini orada geçirdim. Manisa’nın benim kalbimdeki yeri bambaşka, öyle de kalacak .Balikesirspor’a transferim konusuna gelince de beni istediklerini duyduğumda çok gurur duydum. Çünkü bir futbolcu için istenen yere gitmek çok önemli bir olaydır. Manisaspor'da başkanımız Sayın Emre Hoşgör'ün görüşmeleri sonucunda transferim gerçekleşti. Beni arayıp "Transferin bitti Muratçım hayırlı uğurlu olsun" dediğinde de çok mutlu oldum. Benim için artık yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa açılıyordu. Yeni takım, yeni arkadaşlar, yeni bir şehir ve en önemlisi Süper Lig macerası.

Sence Balıkesirspor'un bu sezonki hedefleri neler olmalı?
       Öncelikli hedefimiz ligde kalıcı olabilmek, daha sonraki yıllarda hedef büyüterek daha üst sıraları zorlayan, adından sıkça söz ettiren takım olmak hedeflerimizin içinde olmalı diye düşünüyorum.

Yeni takımın Balıkesirspor'un başarılı teknik adamı İsmail Ertekin'in sana saha içinde vereceği rol ile, yeni sezondan beklentilerin ve düşüncelerin neler?
       İsmail hoca çok tecrübeli, deneyimli bir antrenör. Benden saha içinde ne isterse, ben de elimden geldiğince onu yapmaya çalışacağım. Verdiği rolün de pek önemi yok, ben görev adamıyım. Pozisyon çok da önemli değil, hepimiz profesyonel futbolcularız. Hocamızın kendimi geliştirme açısından bana katkı sağlayacağını düşünüyorum

Bugüne kadar hiç millî olmamış bir oyuncu olarak kendini ay-yıldızlı formaya ne kadar yakın görüyorsun?
       Her Türk futbolcunun olduğu gibi benim de en büyük hayalim ay-yıldızlı formayı giymek. Ne kadar yakın görüyorsun sorusuna gelince, bunu bu seneki performansım gösterecek diyebilirim. İnşallah her şey hayal ettiğim şekilde gerçekleşir ve ben de ay-yıldızlı formayı en kısa sürede giyerim.
  
Bize futbol dışındaki hayatından söz eder misin? Hobilerin var mı, nelerden hoşlanırsın?
       Eşimle beraber vakit geçirmekten çok keyif alıyorum. Bunun haricinde bir de arkadaşlarımız eklenince çok daha eğlenceli oluyor. Her futbolcunun ortak zevki olan konsol oyunlarından çok zevk alıyorum. Gezmeyi seviyorum, film izlemeyi seviyorum. Daha sayabileceğim çok fazla şey var ama yoğun çalışma temposunda fırsat bulabildiklerim bunlar ağırlıklı olarak.

Bu keyifli sohbet ve bize ayırdığınız zaman için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şey var mı?
       Beni seven, takip eden herkese selamlarımı yolluyorum. Size de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Benimle ilgili böyle bir röportaj hazırdığınız, zaman ayırdığınız için için teşekkür ediyorum. Yayın hayatınızda başarılar.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılama

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Röportaj: Turgay Genç (Düzyurtspor Asbaşkanı)

       Transfer Merkezi'nin bugünkü konuğu amatör liglerden gelip bu sezon TFF 2.Lig'e yükselme başarısı gösteren köy takımı Düzyurtspor'un asbaşkanı Turgay Genç. Asbaşkan ile Düzyurtspor'un buralara nasıl geldiğini ve hedeflerini konuştuk.

Merhabalar Turgay Genç. Öncelikle Transfer Merkezi Dergisi okuyucularına kendinizi tanıtır mısınız?
       Merhabalar. Ben Turgay Genç. Düzyurtspor asbaşkanıyım.

Öncelikle bu sezon yaşadığınız şampiyonluktan ötürü sizleri kutluyoruz. Amatör liglerden gelerek büyük bir yol katettiniz. Bu başarı öyküsünü anlatabilir misiniz?
       Teşekkürler. Düzyurtspor'un şampiyonluk öyküsü gerçekten çok ilginç. 2002 yılında kapanmak üzere olan kulübü mevcut hocamız ve 5-6 kişilik arkadaş grubumuzla birlikte kongrede devraldık. O senelerde Düzyurtspor sadece bir klasörden ibaret olan bir kulüp. Trabzon 2.Amatör'den başlayan bir mücadele ile 2006'da ilk şampiyonluğumuzu aldık. Bu şampiyonluk Düzyurtspor için önlenemez yükselişin başlangıcı oluyor. Bundan sonraki süreçte sürekli şampiyonluklar yaşanıyor. Bu süreçte ne bir tesisimiz, ne bir antrenman sahamız var. Kısacası hiç bir şeyimiz yok. 2011 yılında bizim için bir mucize oldu ve Bölgesel Amatör Lig'e yükseldik. Ondan sonra sırasıyla 3.Lig'e ve ardından çok şükür bugün bulunduğumuz lig olan 2.Lig'e yükseldik. Düzyurtspor 12 yılda sıfırdan başlayarak büyük bir yol katetti. Bu başarının sırrı aynı teknik ekip ile, aynı yönetim ile devam etmemiz oldu. Düzyurtspor Türk futbolu içinde örnek teşkil edecek bir kulüp oldu.

Düzyurtspor'un kamyon işiyle uğraşan insanların yardımlarıyla buralara geldiğini biliyoruz. Kamyoncular tarafından takıma olan desteği bize açıklayabilir misiniz?
       Düzyurtspor'un kamyoncuların takımı olarak adlandırılmasının nedeni, Düzyurt'un Trabzon'da merkez ilçeye bağlı bir köy olması ve bu köyün insanlarının ana geçim kaynağının kamyonculuk ve nakliye olması. Haliyle Düzyurtspor'un taraftarının büyük kısmı bu insanlar. Kulübün kurucuları da destekleyicileri de bu köyün insanları. Kamyoncuların kurmuş olduğu kulüp, önceleri kamyon kooperatifine aitken, sonradan şirketleşerek Birlik Nakliyat'a ait olmuştur. Başkanlığımızı yapan Erdoğan Genç, aynı zamanda bu firmanında yönetim kurulu başkanıdır. Birlik Nakliyat Düzyurtspor'u mali yönden destekleyen kuruluştur.

Ülkemizde, profesyonel liglerde yer alan tek köy takımısınız. Bir köy takımı olarak taraftar desteğini nasıl yorumluyorsunuz. Trabzonspor taraftarı tarafından destek görüyor musunuz?
       Taraftar futbolun vazgeçilmez ögesidir. Taraftar grubumuz yok açıkçası ama bilindiği üzere Trabzon'da futbol yaşam tarzıdır. Bizim örgütlememize gerek kalmadan Trabzon halkı bizim başarılı grafiğimizi görüp desteklemeye geliyorlar. Trabzon bir futbol tarlasıdır. Trabzon'da Trabzonsporlu taraftarlar bizim de taraftarımızdır. Futbol adına doğru işler yapıldığını gören herkes bizim yanımızda oluyor. Deplasmanlarda da hemşehrilerimiz hep yanımızdalar. Sizin aracılığınızla kendilerine teşekkür ediyorum.

Bu sezon itibariyle Spor Toto 2.Lig Kırmızı Grupta yer alacaksınız. Öncelikle grubunuz ve rakipleriniz hakkında neler düşünüyorsunuz? Lige yeni yükselmiş bir takım olarak okuyucularımıza hedeflerinizi aktarır mısınız?
       Grubumuz gerçekten çok zor. Bundan önce Süper Lig deneyimi yaşamış bir çok büyük camia var. Ama bu bizi asla ürkütmüyor. Bu takımlarla aynı ligde oynamak bizim için hem gurur kaynağı, hem de bize yüklenen önemli bir misyon oluyor. Takımımız Trabzon'da küçük bir köyden çıkan futbol takımı olarak, Trabzon futbolunun Türkiye'de ki gerçeğini tüm Türkiye'ye anlatma fırsatını bulacaktır. Bölgesel Amatör Lig'de mücadele eden tek köy takımıydık, 3.Ligde de mücadele eden tek köy takımı olduk.Şu anda bulunduğumuz ligde de tek köy takımıyız. Başarıyı kendine hedef seçen bu takım, yeni katıldığı her ligde ''Burayı kaldıramazlar,küme düşerler.'' söylemleriyle karşı karşıya kalmıştır. Biz ezber bozacağız ve Trabzon futbolunu çok iyi yerlere getireceğiz. Böylesine rakiplerinin Düzyurtspor'un 10 katı fazla maliyetle takım kurduğu bir ligde öncelikli hedefimiz kalıcı olmaktır. Ama şuna da canı gönülden inanıyorum ki Düzyurtspor çok daha fazlasını başaracaktır.

Transfer politikanıza baktığımızda dikkatimizi çeken noktalardan biri, Trabzon kökenli ve ya komşu şehirlerde oynamış futbolcuların alınması oldu. Bu transfer politikanızın amacı nedir ?
       Transfer politikamızın böyle olmasının 2 ana nedeni var. Birincisi şu an takımımızda Trabzon kökenli olmayan bir tane oyuncu var. Biz futbolda Trabzon gerçeğine inanıyoruz. Türk futbolunun lokomotifi olan Trabzon'un bu potansiyelinden yararlanmak istiyoruz. İkincisi ise Düzyurtspor kulübünün bir tesisi yok. Başka illerden gelen oyuncuların kalabileceği bir tesis olmadığı için kendi bölgemizden oyuncu seçiyoruz.

Trabzonspor  Türk futbolunda önemli bir projeye imza attı ve 1461 Trabzonspor ile alt yapıda birleşti. İlerleyen zamanlarda Trabzonspor ile böyle bir çalışmanız olabilir mi?
       Alt yapı konusunda Trabzonspor'un gerçekleştirdiği proje gerçekten önemliydi. Bunun dışında Trabzon'da ki bütün kulüpler Trabzonspor'un alt yapısıdır. Bizde öyle tabii ki. Bu anlamda Trabzonspor'un da kulübümüze destek vermesini istiyoruz. Trabzonspor,Düzyurtspor'un abisidir. Bizim görevimiz Trabzonspor'a futbolcu yetiştirmektir ve bu anlamda Trabzonspor yanımızda olmalıdır.

Trabzonlu bir yönetici olarak sormak istiyorum size. Şike olayları ve 3 Temmuz süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?
       Şike futbolun yüz karasıdır ve futbolun içine işlemiş kötü huylu bir tümördür. Şikeye duyarsız kalırsak, üstünü örtersek, bu tümör tüm vücudu sarar ve futbolun yok olmasına neden olur. Bu tümör görüldüğü yerde yok edilmelidir. ''3 Temmuz'' süreci Türk futboluna yapılmış bir darbedir. Vicdanlar rahat değildir. O kulüp bu kulüp demeden şike konusunda gereken derhal yapılmalı, hak edene hakkı verilmeli. Türk futbolu bu kötü huylu tümörden kurtulmalıdır. Aksi halde bu tümör Türk futbolunu kurutacaktır.

Biraz da Türk futbolu hakkında konuşalım isterseniz. Futbolumuz son yıllarda genel olarak bir düşüş içinde. Sizce bu neden kaynaklanıyor. Çözüm için neler yapılabilir?
       Türk futbolunda önemli bir potansiyel var ve bu potansiyel ara ara önemli patlamalar yapıp, sonra tekrar düşüşe geçiyor. Bu potansiyeli harekete geçirip, bunu sürekli kılabilmek için önemli alt yapı yatırımları yapılmalı. Bunun en güzel örneğini Almanya'da görüyoruz. Alt yapı yatırımlarının meyvelerini sürekli topluyorlar ve sürekli çıkış içindeler. Spora ve futbola devletin de bakış açısı değişmeli. Bu anlamda kulüpler desteklenmeli, projeler gerçekleştirilmelidir. Tabii ki futbolda adalet de işin olmazsa olmazıdır.

Bu keyifli sohbet ve bize ayırdığınız zaman için teşekkürler. Son olarak sizin okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şey var mı?
       Ben teşekkür ediyorum. Ben son olarak şunu belirtmek istiyorum. Futbolda bazı şeylerin kötü gittiği ülkemizde bunun nedenleri araştırılırken, ''Düzyurtspor bu yoklukların içinde bu olağanüstü başarıları nasıl kazanıyor?'' diye irdelenmelidir. Şunu açık ve net olarak söyleyebilirim ki, Düzyurtspor önceden nasıl bildiği doğrulardan dönmediyse, taviz vermediyse bundan sonra da aynı şekilde devam edecektir. Trabzon futbolunun gerçeğini tüm Türkiye'ye ispatlayacaktır. Transfer Merkezi okuyucularına selamlar.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

12 Mart 2014 Çarşamba

Röportaj: Milan Mitrovic (Mersin İdman Yurdu)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Mersin İdman Yurdu'nun Sırp stoperi Milan Mitrovic. 25 yaşındaki stoperle Türk futbolunu ve Mersin İdman Yurdu'nun hedeflerini konuştuk.

Merhabalar Milan Mitrovic bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?
       Çok küçük yaşta, daha yürümeyi yeni öğrendiğim yaşlarda ailem tarafından verilen bir futbol topuyla futbola merakım başladı. Ancak ailem futbol oynamam konusuna çok sıcak bakmıyorlardı, okumama yönelik gelişmemi istiyorlardı. Fakat futbola olan sevgim bunun önüne geçti. Devamında futbola daha çok bağlandım ve futbol oynamaya devam ettim.

Sırbıstan’da futbola başlayan Mitrovic, futbol geçmişiyle ilgili neler anlatabilir bize?
       Ben Sırbıstan da yaşadığım Kupkurne köyünün futbol takımında başladım, genç yaşlarda Sırbıstan Genç milli takımından davet almıştım. Menajerler beni küçük yaşlarda takip ediyorlardı ve 13 yaşında beni Zemun’a götürdüler. Zemun'da ilerleyen senelerde A takıma çıkma başarısını gösterdim. 8 sene Zemun'da oynadıktan sonra Rad’a transfer oldum. 2,5 yıl Rad kulübünde futbol oynadım, Rad takımında UEFA Kupası'nda forma şansı buldum, Rad kulübünden sonra şu anda formasını giydiğim Mersin İdman Yurdu takımına transfer oldum. Sırbıstan’da genç milli takımr ve olimpik milli takımlarda başarılı bir şekilde forma giydim.

Mersin İdman Yurdu'na transferin nasıl gerçekleşti? Başka takımların da sana ilgisi var mıydı?
       Benim Türkiye'ye transferimden önce girişimde bulunan önemli takımlar vardı fakat benimle ilgilenen en ciddi kulüp Mersin İdman Yurdu'ydu. Giray Bulak hoca beni Sırbıstan’da çıplak gözle izlemiş ve beğenmiş, bana da teklifte bulunmuştu. Ben de olumlu yanıt verdim, inanın transferim 10 dakikadan kısa sürede bitti.

Geçen sezon devre arasında Mersin'e transfer oldun ancak takım kötü durumdaydı, sezon sonu da küme düştünüz. Geçen sezon yaşadıklarını bir de senin ağzından dinleyelim?
       Ben Mersin İdman Yurdu'na transfer olduğumda takım çok kötü durumdaydı. Türk futbolu benim için tanıdık değildi ve daha önce takip etme fırsatım olmamıştı. Oynadığım sezon içerisinde takım olarak sonuncu olsak bile kaliteli isimlerimiz vardı ve Türk futbolunun ne kadar kaliteli bir lig olduğunu oynadığım kısa sürede anladım. Sahalara çıktığımızda çoğu maçta tribünler doluyordu ve iyi atmosferler önünde oynuyorduk. Kısa sürede takımıma alıştım ve geçen sezon takımda arkadaşlık üst düzeydeydi.

Geçen sezon takımın küme düşse de senin gösterdiğin başarılı performans bazı takımların ilgisini çekti ve çeşitli teklifler aldın ancak sen takımda kalmayı seçtin. Mersin İdman Yurdu'yla devam etmendeki nedenleri bizlere anlatır mısın?
       Benim şu anki tek isteğim tekrardan Mersin İdman Yurdu formasıyla Süper Lig'de yer almak. Takım olarak küme düşsek de ciddi transferler yaptık ve kaliteli bir kadro oluşturduk. Mersin şehrini seviyorum, takımda kalmamın en önemli etkenlerinden biri bu. Umarım Mersin İdman Yurdu forması altında kendi adıma ve takım adına başarılı işlere imza atarız.

Bu sezon PTT 1.Lig'in az gol yiyen takımlarından biri konumundasınız. Bu başarıda senin de payın büyük elbette. Ahmet Şahin, Ali Tandoğan, partnerin Efe ve Anıl Karaeer defans dörtlüsüyle belki de bu ligin üstünde bir defans dörtlüsü tanımını yapabiliriz. Kale ve defans hattınız hakkında sen neler düşünüyorsun?
       Sizin de saydığınız isimler gerçekten tecrübeli ve bu lig için fazlasıyla iyi oyuncular. Ali Tandoğan için bir şey söylememe bile gerek yok, kendini Süper Lig'de fazlasıyla kanıtlamış bir isim. Ahmet Şahin de çok tecrübeli bir kaleci ve geldiği günden beri bizim için sigorta görevini üstleniyor. Biz için sadece kale ve defans hattında değil takım olarak başarılıyız bence, bu başarıda herkesin payı büyük. Defanstaki partnerim Efe Özarslan gerçekten çok iyi bir oyuncu ve çok iyi bir insan. Geldiğim günden itibaren bana her konuda yardımcı oluyor.

Ülkemizde Süper Lig'de ve PTT 1.Lig'de birçok Slav kökenli oyuncu izliyoruz. Senin ülkemizde görüştüğün oyuncular var mı?
       Hemen hemen hepsiyle görüşme fırsatım oluyor. Kahramanmaraşsporun yeni transferi Branko, Manisaspor'dan Perovic ve Goran Causic, Sivasspor'dan ayrılan Borjan ve daha sayamadığım birçok oyuncuyla tanışıklığım var, zaman zaman görüşüyoruz.

Tüm dünyada ilgiyle izlenen Partizan-Kızılyıldız derbisini biz de fırsat bulduça TV ekranlarından ve sosyal medyadan takip ediyoruz. Bu dünya çapındaki derbiyi bir de senin ağzın dinlemek isteriz?
       Bizim ülkemizde tüm oyuncular o derbinin havasını yaşamak ister, bu derbi bir maçtan çok daha fazlasıdır. Ülke olarak insanlar büyük bir heyecanla bu maçı bekler. Çıplak gözle de izleme fırsatım oldu, inanılmaz ateşli ve heyecanlı bir derbi yorumunu yapabilirim.

Bir yıldan uzun süredir ülkemizde yaşıyorsun. Türk insanı, gelenekleri ve Türk yemekleriyle ilgili düşüncelerini öğrenmek isteriz?
       Gerçeği söylememi isterseniz ilk geldiğimde Mersin şehrini ve nasıl bir yer olduğunu bilmiyordum ama burada yaşamaya başladıkltan sonra Mersin'in çok güzel bir şehir olduğunu gördüm. Hayran kaldığımı belirtmek isterim. Türk mutfağını çok seviyorum, biraz bizim yemeklerimize de benziyor zaten çok lezzetli yemekler var.

Hem Sırbistan'da hem burada oynamış bir oyuncu olarak iki ligi ve oynanan futbolu karşılaştırabilir misin?
       Süper Lig'de daha yumuşak bir futbol oynanıyor fakat PTT 1.Lig'de çok sert futbol oynanıyor. Her iki lige de kendi adıma alıştım. Türk futbolunun Sırp futbolundan daha sert ve fizik güce dayalı olduğunu düşünüyorum. Benim Türkiye'de hayran olduğum bir nokta ise Türk insanının taraftarı olduğu takım hangi ligde yer alırsa alsın sonuna kadar desteklemesidir.

Futbol dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
       Çok bağlı olduğum bir şey yok ama rallileri seyretmeyi seviyorum. Oyuncak helikopterle oynamak hobilerimin arasında diyebilirim . Zaman zaman Mersin'de dışarı çıkıp cafe ve restoranlarda oturmayı seviyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Röportaj için ben sizlere teşekkür ediyorum. Mersin İdman Yurdu taraftarından bizlere desteklerini kesmemelerini istiyorum. Çünkü onlar için sahada elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Herkese selamlar.

Not: Röportajda Milan Mitrovic'in tercümanlığını yapan sevgili Kadir Reşiti'ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

6 Mart 2014 Perşembe

Röportaj: Ahmet Şahbaz (Sivasspor)

       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Sivasspor'un ara transfer döneminde Silivrispor'dan transfer ettiği genç stoper Ahmet Şahbaz. Genç oyuncuyla geçmişini, hedeflerini ve gelecek planlarını konuştuk.

Merhabalar Ahmet Şahbaz, bizlere futbola başlama öykünü kısaca anlatır mısın?
       Merhabalar, futbola Kahramanmaraşspor'da başladım. Maraş'ta bir yaz günü tesadüfen ilgimi çeken futbol elemelerine katılmaya karar vermemle bu macera başlamış oldu. Elemeleri kazanıp Kahramanmaraş Belediyespor'un alt yapısında oynamaya başladım. 3 sezon alt kategorilerinde oynadıkdan sonra Kahramanmaraşspor'un PAF takımına transfer oldum. 2 yıl ordada oynadıktan sonra profesyonel futbol hayatım başlamış oldu.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde sana en çok kimlerin katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?
       Birçok hocayla çalışma fırsatım oldu, çalıştığım her hocadan birşeyler öğrendim. Onları daima dinledim, onlar da bana yardımcı oldu. İsim vermemi isterseniz, Erdal İşkar, Alaaddin Demirözü, Ahmet Özen, Kadir Ardıç hocalarımın futbol bilgim ve gelişimim açısından bana katkıları çok büyüktür.

Futbola başladığın dönemde, futbol senin için ne anlama geliyordu? Sadece bir oyun mu yoksa gelecekte sana rahat bir hayat sağlayacak bir meslek olarak mı görmüştün?
       Futbola başlamadan önce de futbola karşı büyük bir tutkum vardı. Günümün büyük bölümünü futbolla geçirirdim. Futbola başladığımda kendime hedef koymuştum ve bu hedef doğrultusunda hep çalıştım, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğim. Futbol benim hayatımın bir parçası diyebilirim.

Profesyonel futbol yaşamına Kahramanmaraşspor takımında başlamışsın ve devamında sırasıyla Beylerbeyi, Arsinspor ve Silivrispor takımlarında oynadıktan sonra Süper Lig'in başarılı ekiplerinden Sivasspor'a transfer oldun. Sivasspor'a transferin nasıl gerçekleşti?
       Ben Arsinspor'dan ayrıldıktan sonra Silivrispor'la anlaştım ve orada çok güzel bir dönem yaşadım. İyi bir sezon geçiriyorduk ve Türkiye Kupası'nda Ümraniyespor ve Tepecikspor'u eleme başarısını gösterdikten sonra Sivasspor'la eşleşme şansını yakalamıştık. Sivasspor karşısında Kendi adıma ve takım olarak iyi performans sergileyerek oynamıştık. İyi oynadığımı düşünüyordum fakat Sivasspor gibi büyük bir camiaya gelmek aklımdan geçmemişti. Devamında devre arasına yakın sayın Murat Erdoğan'la görüştükten sonra teklifi mutlulukla kabul ettim. Her iki kulübün de anlaşmasının ardından Sivasspor'a imza attım. Burada olmaktan son derece gururlu ve mutluyum.

Alt liglerden Süper Lig platformuna transfer olmak kolay bir şey değil, özellikle 3.Lig'den Süper Lig'e transfer yok denecek kadar az ama sen bunu başardın. Alt liglerde oynayan bir oyuncuyken bir anda kendini burada bulmak nasıl bir duygu?
       3. Lig'den gelip bir anda dünya çapındaki bir ligde forma şansı bulmanın benim için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Futbolda belirlediğiniz bir hedef doğrultusunda yılmadan çalışırsanız ve şansınız da yanınızda olursa iyi işlere imza atabilirsiniz. Ben bu yerlere gelebilmek için çok çalıştım, hocalarımı ve büyüklerimin öğütlerini dikkate aldım ve buralara kadar gelmeyi başardım. Dipnot olarak eklemek istediğim bir başka konu ise 3 . Lig'de çok yetenekli futbolcuların barınıyor, bunları yetkililerin gözardı etmemesini öneriyorum.

Kırmızı-beyazlı takıma transferindeki en önemli isimlerden biri dünya futbolunun sayılı yıldızlarından biri olan Roberto Carlos olduğunu biliyoruz. Genç hocayla ikili ilişkilerinizi ve Sivasspor'a geldiğin günden itibaren izlenimlerini okuyucularımıza aktarır mısın?
       Roberto Carlos gibi bir dünya yıldızını televizyonda izlerken bile insan heyecanlanıyor. Onunla çalışmak benim için çok büyük bir gurur. Roberto hocam bana eksik olduğunu düşündüğü yönlerimi söylüyor ve bunun üzerinde yoğunlaşmamı istiyor. Roberto Carlos'la aynı ortamda çalışmanın yaşattığı duyguları kelimelerle anlatamam.

Milli takımlar ve kulüp takımlarımızda yerli stoperlerin eksikleri konusunda sıkça eleştiriler yapılıyor. Bir stoper olarak bu durumu nasıl yorumluyorsun?
       Stoper mevkiinde sıkıntılar yaşadığımızı biliyoruz ama herşey bizim elimizde aslında. Alt yapı bakımından eksiklerimiz var, öncelikle bu eksiklerimiz kapanırsa önemli isimlerin yetişeceğini düşünüyorum. Alt liglerde çok yetenekli isimlerin olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun çözümü alt yapılarda ve eğitimde gizli bence.

Fatih Terim'le birlikte başlayan reform sürecinde A Millî Takım'da oynayabileceğini düşünüyor musun? Milli takımla ilgili kendi adına düşüncelerin neler?
       Her Türk oyuncunun milli takım hayalleri vardır. Benim de ay-yıldızlı formayı giyme konusundaki isteğim oldukça fazla. Ama öncelikle hedefim Sivasspor'da başarılı olmak. Devamında yaşayacağımız başarının milli takım kapısını aralayacağını düşünüyorum. Eğer çağrılırsak milli formayı gururla taşırım. Umarım bu temennilerim gerçekleşir.

Bazı oyuncular sahadaki varlıklarıyla bile takımlarına artı değer katabiliyor, takım arkadaşlarını rahatlatabiliyor. Sivasspor'da bu tip bir oyuncu var mı sana göre?
       Sivasspor'da çok yetenekli oyuncular var, oynayan oynamayan herkes kaliteli isimler. Ancak birkaç isim vermem gerekirse Burhan Eşer, Manuel Da Costa, Aatif Chahechouhe ve Adem Koçak diyebilirim.

Futbolun dışındaki hayatında neler var? Saha dışındaki Ahmet nasıl bir insan?
       Sezon bittiği zaman ailemin yanına gidiyorum, hem özlem giderip hem dinleniyorum. Ama tatilde de olsak spor vazgeçilmezimdir.

TransferMerkez sitemiz ve dergimizi takip ettiğini biliyoruz. Bizimle ilgili yorumlarını almak isteriz?
       Transfer Merkez, dergisi gerçekten çok değerli bir dergi, herkesin okumasını tavsiye ediyorum, Gerçekleştirdiğimiz röportaj için de teşekkürlerimi sunuyorum. Çalışma hayatınızda başarılar.
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.